- Kategori
- Deneme
Kader ve rakı kadehi arasındaki ilişki

Hayat, kader ismi verilen bir elekten geçiriyor hepimizi, yerleştiriyor günün, haftanın, ayların içine...
Yıllar böyle geçiyor ve insan, sanki “<ı>kendi kaderini tayin hakkıı>”ndan istifa etmiş gibi, bir eli şakağında, seyreyliyor alemi...
Alem nedir?
Alem, sözünü ettiğimiz türden insanların birbirine eklendiği bir kültürün adıdır.
Bir de “<ı>Alem Marmaraı>” vardı, ilk gençliğimizde.
Elimize geçen kısıtlı paraları biriktirir, biriktirir; koşardık mahallenin bakkalına.
Alem Marmara şarabı, benzerlerine hiç benzemeyen bir bedele ve rakiplerine kök söktüren bir tada sahipti.
Kimisi, içine bir şeyler karıştırmadan içemezdi o şarabı.
Ama ucuzdu.
Birinci bardağı, irade gücü ile midenize indirdikten sonraki kadehler, daha kolay geçerdi boğaz nahiyenizden... Ve sonra, gelsin keyif; gitsin stres..
Alem bir şeydi Marmara şarabının bu çok özel türü...
Alem Marmara, alemi farklı gösterirdi insana. Köşelerini yumuşatarak, seyrelterek algılardınız “alem”i... Tadından, giderek zevk alarak yudumlardınız bu acı şerbeti.
Alem Marmara, hayat gibiydi: Hem acı; hem tatlı.
Kendi kaderimizi tayin hakkı ile ilgili mücadeleden yorgun düştük mü, dalardık Alem Marmara’nın alemine; hiç nefes almadan, soluklanırdık içinde; yıkanırdık; arınırdık!..
Ya da biz öyle sanırdık...
Ve hala da böyle sanıyorum ben…
Artık Alem Marmara şarabı yok.
Rakı var.
“<ı>Dert çok, hemdert yok...ı>” demiş adamın biri...
Ama rakı var!
Rakı içmeyen adama, bu önünüzdeki yazıyı biraz zor okutursunuz.
Dünyada insanlar ikiye ayrılır [biliyor musunuz?)...
Hem de kesine yakın bir çizgi ayırır bu iki insan tipini.
1.- Rakı içen insanlar.
2.- Rakı içmeyen insanlar...
Rakı içmeyenler, ilkeli insanlardır. Duru ve kuru olan yaşamlarında rutubetli izlere pek yer yoktur.
Zeki olup, olmadıkları hakkında literatürde herhangi bir ize rastlamak güçtür ama, akıllı insanlar oldukları yönünde çok sayıda tanığı kolaylıkla bulabilirsiniz.
Duyarlı mıdırlar?.. Bu konuda da pek fazla kayıt yok.
Ama tutumlu oldukları hakkında, halk arasında çok sayıda dedi ve kodu bulunmaktadır.
Rakı içmeyenlerin aile bütçelerinde biriken önemli bir “<ı>içilmeyen rakıları>” tasarrufu mevcuttur.
Bu tasarruf, kişisel bilançolarının “<ı>aktifı>”inde, potansiyel olarak mevcuttur.
Belki bunu kendileri dahi farkında değildirler.
Rakı içmeyenler daha birçok şeyin ayrımına varmazlar... Varamazlar.
Örneğin, sarhoş söylemlerin sağanağından uzak yaşamışlardır.
Olaylı biten çok sayıdaki “<ı>alkollü-didişmeı>”, onlara hiçbir zaman teğet geçmemiştir.
Karı-koca kavgalarındaki alevli muhabbet, gece yarısı uykusuzlukları, müzmin baş ağrıları, yüksek tansiyon ve heybetli öfke nöbetleri onların iskelesine öyle sık sık uğramaz.
Ancak onlar da, bütün bu eziyetlerden azade yaşadıkları “değerli” hayatlarında, ince ve nahif yürek çarpıntılarından, ruhlarındaki lirik seyreltilerin tarifsiz lezzetinden hayli uzak yaşamak gibi bir yoksulluğa, (çoğunlukla) mahkumdurlar...adaydırlar...
Hatta mahkumdurlar.
Ve hatta, tutsaktırlar...
Kaderdir bu.
Hayat, kader ismi verilen böyle bir elekten geçiriyor hepimizi, yerleştiriyor günün, haftanın ve ayların içine...
Yıllar böyle geçiyor ve insan, sanki “<ı>kendi kaderini tayin hakkıı>”ndan istifa etmiş gibi, bir elinde rakı kadehi... diğer eli şakağında...
Seyreyliyor âlemi...