Yıllar önce yazılmıştı kaderi alnına... Seneler'den 2004 yılıydı, Öss'ye hazırlanıyorduk. Bir serüven gibi, zamanlar hızlıca, ırmak gibi, çağlıyordu. Birgün evimizin telefonu çaldı, açtım. Rukiye..
Beyazlığıyla etrafı aydınlatan zambaklar tıpkı hayatında bir ilke kucak açar gibi anımsıyordu.Beyaz, bembeyaz zambaklar... Aşkın saflığı gibi, beyazlığın saflığına benziyordu.Yeşil, yem..
Saatler ilerlerken, uzaklardaki gözleri başka gözler sararken, bense alabildiğine ıssız çöllerdeyim...Günlerim, karmaşık olaylarından arta kalan yalnızlık...İçimdeki kavuşabileceğimiz zevk ..
Yaramızı saracak, derdimize derman olacak hasret insanı... Günlerin geçmesiyle, karmaşıklığın içindeki feryat. Vaslına erme ümidini yitirecek hale gelsek bile, yine o beklenen sevgili yol..
Aşk dediğimiz şey, arzulanan bir varlıkla bulacağımız, tada susamaktan başka birşey değildir. Belkide gözlerinin derinliklerindeki inceliklere, inerekten garip bir tutkudur. Bu tutku ölçüsü..
İnsanın eline geçen en güzelşey ilimdir...Öğretmek veya öğrenmek kadar değerli bişey yoktur. Aklımıza geldiğinde bazen düşüncelerin törpülendiğini hissediyoruz. Her gönülde bir yaprak gibidir, be..
Hayatta çocuklar özlemle anılan, sıcacık yuva için, evin etrafını bir çiçek gibi saran, hassas, yürekli, içten bir sevgiye sahipmişler. İnsanlar bir çocuğun yüreğini keşfedemezede, ben inanıyoru..
Yorucu bir günün ardından, akşamın oluşuyla, gölü seyretmek güzel bir duyguydu. Üzerimdeki yorgunluğumu gölün kıyısına oturarak, mavi suları yada o suları bir altın gibi parlatan akşam güneşini..
Serin, karanlık bir yaz şafağı söküyor usulca. Sabaha herşey yeniden başlayacak. Herşey, yeniden başlamanın dirilten sevincini tadacak. Gecenin ilerleyerek sabahı beklerken kurulan bir hayal gibi.....
Köhne bir hayatın dramında çırpınırken, en derin sancılarla savaşırken varlığın bir ödül, yokluğun ölüm gibidir. Gözlerine indiren bir perde, bir ışık misali yokluğunda arasın köşe bucak, varlığın..