Ne çok şey biriktirmişim avuçlarımda… Kirli değildi oysa ellerim, yalnızca kirletilmişti belki de… Tutanağı yoktu zayıflıklarımızın, zaaflarımızın ya ihanet... Kağıttan gemiler yapıp ..
Dilimi yitirdim. Ağlayan dilimi, gülen dilimi yitirdim. Güne başlayan, geceyi karşılayan sözcüklerim eğreti… Sonradan eklenen sevinçler, kırkından sonra gülmeyi öğrenen havada kalmaları yaşıyor dil..
En çok beni yaralasın diye, kurşun kalemlerimi kırıp kurşunlar eritiyorum. Kırdığım kurşun kalemlerin uçları battıkça bana, kalem tutan parmaklarım kanıyor. Hıncın ve öfkenin aktığı nehirlere,..
Seni, postmodern zamanların bütün acılarını içimde kaynatarak sevdim. Seni, kendimden bile sakladığım acılarımı çiçek demeti yapıp çocukluğuma tekrar sunacak kadar çok sevdim. Seni, yal..
Üç kuruşun hesabını kitabını yaparken boğulan ömür, kuyulara sarkıtılınca hala kendine mi bağırıyorsun, sus! Ölüm, diyor birileri; sen kendi cenazeni toprağın altında çürümeye mi indiriyorsun,..
“git / bir sözcüğü demesi bu kadar koyar mı adama” … Sakın yanılma, sana değil kendime yanıyorum şimdi. Sende giden bana, bende kalan sana sonra… Ömrümden kendi payını al da git. Saçlarını..
Birlikte uyusak, bir daha hiç uyanamasak… İtin teki, güzel bir kızın koynunda ölmüş deseler! Koksa cesedimiz, günlerce kimseler bulamasa. Günler sonra bizi aramak için kapıyı kırıp giren kan b..
Kendi kurşununu kendinde eriten boşluk, huşu içindedir yalan… Ağzında zehir tadıyla güne başlayan, yeşile çalan gözlerinde korkuyu büyütüyordur. Adları, sıfatları korku tüneline figüran g..
Batıdan yana taraflarım tel tel dökülüyor… Batı, içselleştirdiğim siyasi, ekonomik ve sosyal temellerime kibrit suyu döküyor şimdi, yine kendi elleriyle. Batılı dostum, kuru çulu bana layık görüyo..
Deprem olunca, ölümü anbean soluyan yürek şimdi alıp başını bir yıkık kondu dibinde bas bas bağırır. Sel sularının bulanıklığına karışan büyük diş büyük baş yalanlar, yalanları; ağacı kökünden ..