Bir yağmurda ıslanan iki yabancıyız yıllardır. Sevgiden midir sıkılmamız yoksa fazla sevmekten midir bilemedik. Sorunsuzluğun adını bile anmadık bir süredir. Sorunları sevmek midir acı çekmemize neden..
Yağmur, yağmasan da doğsan içime güneş olup. Tüm karamsarlığımı kışa bıraksam mart sonunda. Normal olan tüm tabuları yıkıp da denizime, güneşime kavuştursan ya. Sorularımı bulmadan ce..
Gün ışığına dayanamıyor gözlerim. O denli zor geliyor gerçeklerin içine bakmak. Oysa gece olsa ve kaybolsam istediğim dünyanın derinliklerinde. Dibe batmaktansa, dip olsam ve içim çekilse santim sant..
Konuşmanın anlamını yitirdiği bir dünyanın, prangalarla zincirlenmiş köleleriydik taa ki gözümüz açılıyormuş gibi görünene kadar. Hayatını değiştirecek o kararı vermenin doruğunda, soluğumu tutmuşke..
Ne kadar da can yakıcı damarlarımdan taşan mor kanım. İçim içime sığmazken bir gece önce, nasıl bir tesadüf ki bu içimden kendimi söküp atamıyorum.Tekleyen kalbim mi yoksa beynime mi gitmiyor yaş..
Daha saymaya yeni başladım yıllarımı. Onsuz olmayacak tüm zaman kavramlarımı... Sade ve ateşli kıvranıyorken ruhum denizinin soğukluğunda, Hep içimden taşacak bir şeylere sahiptim mutl..
Ben değildim o, kaybeden düşlerini. Düşüncelerinin parmaklarını boğazına dayayıp, tüm gücüyle sıktığı ruh değildim ben. Sadece öğrenmeye aç, tüm tatlar damağında kalmışcasına cesur küçük bir bedend..
Daha saymaya yeni başlamıştım, Bir senli bir benli bir de bizli sözcükleri.Anlatımın dar geldiği anlara sığdıramadım acıyı zaten ve nedense bilmem yine bitti. Hoşçakal döküldü dilimden..
Yazacak yeni şeylerden çok, 'hoşçakal'a dilimizin varmadığı yeni gidişlerimizde tuttuk nefesleri. Gitme demeye hakkımızın olmadığı küçük dünyamızda senelerimizi sayamadan, yine de bitmeyeceğini bild..
Bir kaç çöp kadın vardı, ellerinde yine(!) bir kaç çöp adam tutan. Soğuk, terden sırılsıklam olmuş, yazmaktan yorulmuş avuçlarında barınıyorlar, yiyip içiyorlar, koşturup duruyorlardı. Televizyon..