Selim ile Sima'nın buluşması beklediklerinden iyi geçmişti. İkisi de korkuyordu, çıkmaz bir yolda olduklarını biliyorlardı. Birlikte olmak bir yana, dostluk etmeleri bile kolay değildi...
Selim bir türlü söze başlayamıyor, sustukça susuyordu. "Kendini anlatmak çok zor" dedi. "Üstelik ben alışmamışım kendimden söz etmeye." Sima bekledi. Ne söylerse söylesin, Selim'in düşü..
Selim karşısında oturan kadının güzelliğinden uzaklaşıp anlattıklarına yoğunlaşmak istiyordu ama aylardır yaşadığı özlem buna izin vermiyordu. Sima'nın özenle seçtiği sözcükler yüreğine işlemeye ba..
Selim sabah uyanınca aylardır Sima'yla bir kez bile buluşmadıklarını düşündü. İçinde sürekli duran sızı biraz daha arttı. Oysa bir ara neredeyse umutluydu. Yaşamına yepyeni bir sıcaklığın girdiğini..
Dağ keçisi çaresizlik içinde koşturan insanlara uzaktan baktı. Yaşadıkları onca acıdan, yitirdikleri binlerce gençten sonra akıllanmışlar mıydı acaba? Anlamaya çalıştı. Bir değişim yaşandığını, art..
Bu alana hep "1 Mayıs Alanı" demişlerdi. Sonunda yine yüzbinler buraya gelebilmiş, dayanışmanın coşkusunu paylaşabilmişlerdi. Peki bu yıl ne olmuştu? Barıştan, özgürlükten, eşit haklardan söz edili..
Ahmet Bey'in beden sağlığı bir süredir iyiydi ama aklı ona akla gelmez oyunlar oynamaya başlamıştı. Düşünüyor, düşünüyor, bir türlü sonuca varamıyordu. Eskisi kadar genç değildi, olayları aynı hızd..
Biliyorum, bunu söylememden hiç hoşlanmadın. Ne zaman gözlerinin içine baksam, sana yaklaşıp sarılmaya kalksam, hiç beklemediğin bir anda gelip seni öpsem, her zamanki katılığın ve ciddiyetinle ben..
BİR SAVAŞ YOKTU. Bir savaş yoktu ama Taipidos'un erleri inanılmaz öfkelerinin beslediği bir ölüm kalım savaşı varmış gibi saldırıyorlardı yeşil barış ülkesinin çocuklarına. Taipidos, İçkara..
Öfke ve nefretle savurduğun tokat ve tekmelerden sonra kapının kenarında serildiğim yerde ne kadar kaldığımı bilmiyorum. Uyandığımda yanımda değildin. Öylece bırakarak gidip yatmıştın. Banyoya gidi..