Küçükken annem anlatırdı sevdiğine kavuşamadığı için bir daha kimseyi sevmeyenlerin hikâyelerini, hiç evlenmeyenlerin, evlense de mutsuz bir ömür sürenlerin. Bahse konu kişilerin bazılarını şahsen ..
Tohumluğumu pek hatırlamıyorum. Fidanlık dönemimden bu yana zihnim taze diyebilirim. Ben gibi binlercesi toprağa dikildiğinde yanımda olan fidan söylemişti ilk olarak ne ağacı olduğumuzu: ‘’Biliyor..
O gün sabah iki odalı evimin salonuna uzun yıllardır hayalini kurduğum kütüphanemi yaptırdım. Sevincimi tahmin edemezsiniz. Salonun üç duvarı tavana kadar rafla doldu. İçim içime sığmaz bir heyecan..
Aynanın karşısında son kez kendine baktı. Her şey tamamdı. Duşunu almış, tıraşını olmuş, parfümünü sıkmıştı. Abisinin düğününde aldığı takım elbisesini de giymişti fakat kravatını bağlamayı becerem..
Genç adam insan kalabalıklarından kaçmak için sonbaharın serin ve sisli mevsimlerini tercih ediyordu tatil için. Aralıksız her yıl olduğu gibi bu yıl da wijk aan zee’yi tercih etmişti. Burası Amste..
https://www.youtube.com/watch?v=QK-Z1K67uaA&start_radio=1&list=RDQK-Z1K67uaA Mevsimlerden Sonbahar, aylardan Eylül... Sarı, kırmızı, turuncu renkte üzerlerine düşen kavak yaprakları altında..
İlk defa bu kadar büyük bir ev görüyordu Karl. Salonun ortasında durmuş, avizelerin ihtişamına, aynaların heybetine şaşırmakla meşguldü. Sadece salona bizim tüm mahalle sığar diye düşündü. Kaç kişi..
Soğuk, güneşsiz, sessiz bir Pazar sabahı… Titreyen elleriyle gözlerini ovuşturdu. Çapaklı kirpiklerinin direnişini yendi ve ışığın retinasına ulaşmasını sağladı. İhtiyar dünyaya gelişinin 2..
''Buyur kızım kime bakmıştın?'' ''Şey… Hilmi Bey’i arıyorum. Burada bulabileceğimi söylediler.'' ''Hangi Hilmi? Buraya birçok Hilmi gelir.'' ''Lavta üstadı Hilmi Bey.'' ..
Güneş henüz batmış, ufukta beliren kızıl perde üzerine caminin kubbesi ve iki minaresinin silueti düşmüştü. Bu görüntüyü fotoğraf makinesinin filmi içerisine hapsedip sonsuza dek mahkûm etmek istey..