Ezan henüz yeni okunuyordu. Turan dayı acele ile abdest almaya başladı. Bahçedeki çeşmenin başındaydı. Karısı Ayşe ona baktı. “Aldığın abdest abdest olur mu hiç. Kollarında hiç mi kuru yer ka..
Karanlık henüz yeni çökmüştü. Parkta birkaç insana tesadüf edebilirdiniz. Orası aydınlık ve oturulacak yerleri vardı. Veli pencereden uzun süredir sokağı seyrediyordu. Bir türlü o adamı gör..
Doğudan gelen bir rüzgar akımı aniden bastırdı. Ağaç yaprakları sessiz iken hışırtı çıkarmaya, kavakların üst tarafının hareketlenmesi, telefon direklerindeki kabloların sağa sola gidişleri hayra a..
İnsanlar birbirine benziyordu. Farklı yüz hatlarına sahip olsalar da bir şeyleri aynı idi. Sanki onu bilince onlardan oluverirdin. Umut dili çok önemsiyordu. Duygular ancak bu yol..
Güneş gök yüzünde sanki hiç hareket etmiyor ve sonsuz sıcaklığını yeryüzüne yayıyordu. Caddeler ve sokaklar boştu. Ağaçların ve kuytu yerlerin gölgesi bile serin değildi. Manava, bakkala, markete g..
Gün henüz yeni ağarıyordu. Balkon kapısı açık, içeride temiz hava vardı. Sabahın getirdiği bol oksijen Tarık’ı uyandırdı. Etrafına baktı. Dışarısı karanlıktı. Biraz ağarma vardı. Banyoya d..
Yeni bir gün her şeyi ile daha güzeldi. Elbet gelen gidenden daha cezp ediciydi. Gelende heyecan ve keşfedilecek şey varsa bir başka güzeldi. Veli bir anda yatağından doğruldu. Üzerind..
Güneşin temiz ışığı bulutların ardından ışıdıkça ağaçlarla kaplanmış mahalle soğuğu aydınlıkla yeniyordu. Ufuk beyaz ışığını yutmaya hazırlanırken Melik balkondan manzaraya hayranlıkla yeniden bakt..
Öğrencilerin ismi talebeydi. Dışarıdakiler ise hep öğrenciydi. Manalar aynıydı. Ama yazılışları çok farklıydı. Hangisini sevmeli. Talebe mi öğrenci mi. Talebe olsa Şeref hocanın sarf ettiği sözler ..
Her şey hazırdı. Önünde masa, odayı aydınlatan lamba, bir koltuk, sigara tablası, kofcanda sıcak kahve. Cafer elindeki üç büyük altın levhalardan yapılmış kitabı masanın üzerine koydu. Önc..