Belediye verilerine göre, tarihi bin iki yüz seksenli yıllara değin uzanan, De Meer nehri yamacına serpişmiş olan Culemborg şehrine, bin dokuz yüz kırk sekiz senesinin baharında taşınan, ..
Tek mal varlığı, üstü kıvrımlı ağaç dalları ve yaprakları ile süslü gümüş tabakasıydı. Öyle “Acem elinden” armağan olmadığı gibi, zaten Acem ellerinde tanıdığı da yoktu. “Kirmanşah dokuması al kuşa..
Ankara’da Gençlik Parkı’nın kuytuca bir kıyıcığında, kök salmış bir gül ağacıydı. Üzerine konan onca toz ve onu adeta boğmak istercesine etrafta uçuşaduran araba eksozlarının gazları dahi ona vız g..
Cam mavisi pırıl pırıl gökyüzünde balıklar yüzmediklerinden, Camili Köyü sakinleri de oltalarını alıp, bu devasa bir okyanusu andıran boşluğa sallayıp, avlanamıyorlardı. Göz kamaştırarak, insanı al..
Zenginlerin seyahatleri de, kumar oynamaktan pek farklı degildir. Yeşil, mavi, ela, kahve ve kestane rengi parlayan gözlerini, göz kapakları ile perdeleyip, acaba nereye gitsem diye akıllarına esti..
İçine gömülerek oturdugu bordo desenli, eskimeye iyiden iyiye yuz tutmuş, tek kişilik koltugun kenarlarına kıllı, titrek, nasırlı ve maviligi gözle iyice görülebilen damarlı elleri ile tutup, iri k..
Kara tren gecikir, belki de hiç gelmez. Olur á gelmezse tren; vaziyet elbette kötü demektir. İşte o zaman yandı demektir, gülüm keten helva. Bin bir tatlı edası, nazı ve can alıcı dudaklı, yarin gü..
Yazın bunaltıcı sıcagında, hanımı ile oturdugu balkondan, güneş, irili ufaklı yükselen binaların ardında, göz kamaştıran bir kızıllık bırakıp kaybolurken, içeri dogru hafiften sesini yükselterek;<..
Gün dogalı bir hayli oldu. Oysa oglu İsmail’in çoktan uyanması gerekiyordu. Biraz daha tembellik ederse, okula gecikecek diye korktu.“Le.., le.. İso” diye adını kısaltarak, bir kez daha bagırdı..
“Atalarından başka övünecek şeyi olmayan adam, patatese benzer. Çünkü kendine ait olan biricik varlıgı topragın altındadır.” Brooks Atkins Haşmetli hünkar babasının hu..