“Yakışıklı mıydı?” “Üff” “Ne üff?” “Yani” “Yani derken” “Eli ayağı düzgün çocuktu işte fena değildi” “Babası ne iş yapıyordu kız” “Ticaretçi”..
Zavallı kızcağız mosmor oldu. Neyse ki en son kalan kıza insaflı davranmaya karar verdim. Onu bir doktorla evlendirince ortalık karıştı zaten. Doktorun müstakbel karısı sevinç çığlıkları at..
“Sayın Başkan bir ruh bir bedene nasıl girer?” “Korkarım kendimi bu konuda yetersiz hissediyorum” Başkan hım yaptı. “Teşekkür ederim çok güzel bir soru. Önce..
Aramaktan yorulunca da başka bir konuya takıldım. Şimdi bizimki, artık ona izninizle kazasker diyeceğim. Çünkü ruhsuz bir beden kaza benzer bence. Bizimki de kaz yürüyüşü yapıyordu öyle değil mi?
Büyük bir heyecan dalgası bütün benliğimi kuşatmış, bağırmak haykırmak dağa taşa ismini yazmak istiyordum o sevgilinin. Tuğba, Tuğba diye. Sonra büyük bir coşkuyla “Ey âşıklar diye seslenme..
(BEDEN) Etin kemikten sıyrıldığı gibi sıyrılıp ayrıldım ruhtan. O anda içimde tarifsiz bir boşluk hissettim. Aynı zamanda dışarıdan şırınga ile zerkedilmiş bir ilaç gibi mutluluk hissi dola..
Şimdi düşünüyorum da kazaskeri bulmak benim için bir amaç mıydı yoksa araç mı? Araç mı diyorum çünkü o olmadan sevgiliye ulaşamazdım. Çok değil daha bir gün önce sevgilinin yanında olmak ve ona dok..
Ölüm nasıl bir duygu halidir? Tıpkı bir dalga gibi gel gitlerle yıkıyordu bütün bedenimi. Bu nasıl bir melankoliydi? Nasıl karanlık bir tüneldi. Düşünmemek ölüm düşüncesini söküp atmak is..
Balık istifi gibi toplum. Dışlandım. Dışlanmışlar şöyle der”Selam söyle gölgeye” Aşk gölgede yalnızdır... Savunmasızım... Aşk silahtır. Yüreğin silahıdır aşk... Daha güçlü bir silah tanımam. Sevgin..
“Boş versene sen, biz bukalemun gibi renk değiştirmiyoruz.” “Umut ettiğin kere yaşamaktır hayatı değerli kılan” “Felsefe yapıyorsun” “Boş ver yaşa” Uçağın tekerlekle..