upuzun bir düş/müş düşlediğim benim işim değilmiş/ harcım da iki ileri bir geri tempoda, git git bitiremedim yolu hâlâ acemi kalemim aydınlığı kapatan koca devi bir türlü..
bir nisan yağmuru, geldi geçti sonrası, toprağın mis kokusu her penceremde gün güneşin saçları denizin parıltısı bir düşman gecede sana sarıldığım tablodaki manzar..
gitmiyor, kaçıyorsun ölüm dediğin bu yolda ölmek ölümün en güzeli adı s e v m e k zemheride sabah ayazım çığ kadar önünde durulmayanım bilir misin ..
/kendi mi ekmişti kendi dölünü neye göreydi bu dünyanın hükmü/ içindeki uzakta çocuk oyunlarındayken bakışı başı bozuk seyrin sesinin buyrukları sımsıkı sarmaladı ..
/rüzgâr aynı rüzgârdır dalında lâkin, herkes ayrı ayrı yönlere savrulur/ zamanın sarstığı can ağacın kaç kez soldu yaprağından kaç kez gitti geldi ölümlere son..
gece gezginidir gözleri artık her adımında, uçuruma daha yakın yürürken zaman sarkacında, gündüzü sallanır darağacında yine de, sevinçlerini açar bu gidişe, göz bebekler..
açılıp azar azar, kıyıdan engine doğru dönüp bakmaz olur geriye insanoğlu bilinmeyen denizde büyütüp kendini hayâllerde unutur kıyıyı ilkin, küçük bir..
adımı yazardı yazlık sinemanın dış duvarlarına ben silerdim, o yine yazardı gözlerini açıp, kocaman bakardı meğer âşıkmış bana korkardım bakmaktan ona bak..
bir varmış, bir yokmuş hep aynı mı kalırmış kahramanlar, gün gelir yorulurmuş önce, havalanır içinden sürüyle kuşlar bilinmeyen diyarlara uçururlar meltemden eser ..
bir kelebek kanadında uçar bir kısrak yelesinde koşar gençliğin taze suyundan kana kana içerdik umudun serin gölgesinde uykunun en güzel yerinde uyandırılmaktan ..