YARALI CEYLAN ve AVCISI *”Sen bir ceylan olsan, ben de bir avcı Avlasam çöllerde saz ile seni” .................................Aşık Veysel Dinleyin ağalar, dinleyin beyler E..
Sevdiğinden ayrı kalıp ağlayan Yüreği yaralı türkülerim var Yüzyıllar boyunca kara bağlayan Hep bahtı karalı türkülerim var Zamanı boşaltan sazın teliyle Saçını tarayan yârin eli..
Toz edip savuruyor yüzyılları içinde Sessizce bir tabloyu çiziyor efsâneler. Birçoğu halktan gelen kıssalardan hissedir İbretlik manzaralar diziyor efsâneler. Mucize havasında ..
Ülkemin en büyük yer altı gölü Dağ içinde şehir gizli burada. Şifalı sularıyla hayat kaynağı İçin için kaynayan Nehir gizli burada... Burada yâr burada… ....Gel, bekle, nefes..
-İRİ GÜLLER, TOP GÜLLER ……………….-DENİZLİ’DE YEDİVEREN.. Tek bir daldan yedi kere gül açar Denizli’de “O gül endam bir al şâle bürünüp de yürürken” Gül muştusu gecelerden göz aç..
Katrede umman çalkandıranın Zerrede kâinat yüzdürenin Verdiği aşkla kul yandıranın Doksan dokuz adı ile Bir öyküye başlayalım. ………Evvelin en evveli ………Sonun en sonu ………Muha..
(GÜLCE-Bahçe) -ANADOLU EFSÂNELERİ-Edirne Kırkpınar EfsânesiKırkpınar’da kırk yiğitle güreşmezse bir kişiŞaşırıp ta kısbet giyip meydanlara çıkmasınAlıp Hazreti Hamza'dan yüreklere ateş..
Burdur Adının Efsânesi (B) aharı giyinip, her çiçekte nefesleyen S(U) ltanların düşlerini oylum oylum süsleyen Bi(R) güzel ki, şehir yüzlü, yeşil-mavi destanı Sen(..
Akıyor ovadan Büyük Menderes Yüzünü toprağa süre süre oy! .. Su deyip geçmeyin göğsü kanıyor Sırrını dağlara vere vere oy! ... ..............Vere vere... Buluta yapışı..
19 Ağustos 1919, Dayamış ellerini salondaki masaya Koymuş yüreğini Antalya’dan gelen yol üstüne Hacı Hüsnü Beyzade. Bir süre sonra çalındı kapı : -“Tak..!Tak...! Takk..