- Kategori
- İlişkiler
Adam olacak çocuk ve mutluluk

Biçim, şekil ve zaman. Ortasında insan. Geçtiğimiz gecelerden birinde, sabaha karşı 04:00 de gençlerle yapılan bir televizyon programında, elime doğan bir genç kız Türkiye’nin önde gelen hukukçu hanımlarından birine sıkı kafa tutuyordu. Gururlandım, sevindim ve duygulandım.
Benim gözümde hala çocuk olan bu genç ve güzel bayan, eğer imkanlarını ve kafasını doğru kullanabilirse gelecekte Laik Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Atatürk İlkelerine yakışır çağdaş bir Türk kadını olarak kürsülerde hem beyin hem de göz doldurabilecek.
Biçim, şekil ve zaman diye başladım sözlerime. Küçücük bir bebekti. Kucağımıza alıp sevdik, altını bezledik, karnını doyurduk.
İlk okul birinci sınıfa gidiyordu. Okuma kitabını almış heceleri birbirine çarpıştırıp kelimeleri çıkarıyordu. Annesi, ben ve teyzesi işten yeni dönmüş , kendimizi mutfağa zor atmış akşam yemeği yetiştirmek telaşındaydık.
- Ka – se diyordu.
- Kasa o kızım.
- Hayır anne ka-se!
- Ke-se mi?
- Hayır anne ka-se!
- Kızım doğru oku şunu !dedi annesi.
- Ka-se diye bir kelime yoktur!
Hiçbirimiz çocuğun elindeki okuma kitabına bakmıyorduk. Ka-sa mı? Ke-se mi yorumları yaptık.Çocuğu suçladık. “Okuyamıyorsun!Dikkatli ol!” dedik. Çocuk ısrarla
- Ka-se deyip duruyordu.
Dayanamadım gittim baktım okuma kitabına. O yıllarda harflerin üzerindeki inceltme işaretleri yeni kalkmıştı. Okuma kitabında “Tas” anlamına gelen “Kase” kelimesi vardı ve yanında da kase resmi vardı. Ancak çocukcağız inceltme ya da uzatma işaretini bilemediğinden “Ka-se” okuyor, biz de ısrarla kasa, ya da kese olduğu konusunda çocuğa kafa tutuyorduk. Bizim ufaklık haklıydı.Ve sonuna kadar hakkını savunmuştu.
- Ay kase diyor bu çocuk.Kase yahu!!Hanişu çorba içtiğimiz. deyiverdim büyük bir pişmanlıkla.
Şimdi de geçmiş televizyona, Laik Türkiye Cumhuriyeti ve hukukun üstünlüğü için Türkiye’nin haklarını savunuyordu. Bu durumun ne kadar onur ve gurur verici olduğunu yaşamadan anlatmak olanaksız. Mutluluk nedir? Diye sorulduğunda “İşte mutluluk budur.!” Mutlu olmak beklenilmez ya da temenni edilemez gelir ve yaşanır.Tıpkı sabahın saat 04:00 ünde genç, güzel ve akıllı bir bayanın yaşattığı gibi.