- Kategori
- Deneme
Ah bu Hayat !

Yaşanmış hiçbir tecrübe ders almamıza yetmiyor ve hiç bir şey yaşamamışcasına toy olabiliyoruz bazen. Bir çocuğun şekere kanması kadar kolay aldanıyoruz hayata. Daha önce izlemiş olduğumuzu filimin sonuna geldiğimizde anlayabiliyoruz. Amalarla başlayan cümleler kuruyoruz her daim. Annelerimizin veremediği sorumluluğu sonrasında da alabilmeyi bir türlü beceremiyoruz. Bir beden büyük hayatlar giyiyor ve dar gelen hayallerle düşüp kalkıyoruz.
Yaptığmız her yanlışın altını bahanelerimizle imzalıyoruz. Bahaneler ardındaki tek gerçekse “sadık düşmanımız korku” oluyor her zaman. Korkular yerine ümitler şişirip patlatıyoruz. Çekirdek gibi çıtlatıyoruz hayallerimizi. Ağlamak için şarkıları bahane ediyor, gülmek için film izliyoruz.
Uzaktan kumandası yok hayatımızın, yerimizden kalkmadan değiştiremiyoruz.
Acılar kaçarak tükenmiyor ve korkarak daha mutlu olmuyoruz. Marifet sandığımız gurur bizi dik tutmaya yetmiyor ve daha güçlü yapmıyor babalarımızın nasihatları .
Geç de olsa şunu anlıyoruz; “ Yaşanacaksa yaşamalısın, acıysa acı, korkuysa korku, sen de içinde olmalısın”
Yaşanılan hiçbir şey tesadüf değil gerçekten. Bazen bir alt sokaktan geçivermek bile hayatın gidişatını değiştiriveriyor. Farkına vardıkça kendinin ve sorguladıkça, aslında hep olmak istediğin sen olmanın artık vaktinin geldiğini anlıyorsun. O zaman tersine dönmeye başlıyor işte herşey, evren sahneye bir türlü koyamadığın senaryon için gerekli olanı yapıveriyor.
Ve sen şunu öğreniyorsun : “Her zaman yapılacak bir şey vardır, yeter ki düşün, yeter ki inan, yeter ki fark et!”