​ AKP kapatılamaz anayasa değişikliği tasarısı... / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mart '10

 
Kategori
Güncel
 

AKP kapatılamaz anayasa değişikliği tasarısı...

AKP kapatılamaz anayasa değişikliği tasarısı...
 

Komünistler...


Ankara’da otobüs zamlarını protesto eden öğrencilere Cumhurbaşkanı sahip çıktı! Cumhurbaşkanından sonra Başbakanda protestocu öğrencileri topluma örnek gösterdi. ”Asgari ücrete göre ulaşım Ankara’da çok pahalı. Belediye başkanımıza gerekli talimatları verdim, gereken yapılacak!” diye yaptığı açıklamadan sonra Ankara belediye başkanı protestocu öğrencileri ödüllendirdi. Belediye başkanı özel halk otobüslerinin sahiplerini payladı.

Bir haftalık aradan sonra gerçek olmasından mutluluk duyabileceğimiz bir Ankara fotoğrafı ile yazıya giriş yaptım. Demokrasi dediğimiz; hak aramanın, tepki göstermenin kabul gördüğü çağdaş bir fotoğraftan ibaret değil mi ki. Tekel işçilerine destek verdi diye okullarından tasdikname ile uzaklaştırılan lise öğrencilerine, ODTÜ mezunlarından yüksek sesle gelen desteğin dışında memleket olarak demokrasi sınavından sıfır çektik. Hak arayanların “komünist” diye başbakan tarafından yaftalandığı ve de toplumun genlerinde birazda aşağılama içeren içselleştirme ile onay gördüğü için kurtarma yazılısına bile girmeye hak kazanamadık!

İktidar ve muktedir olanların sandalyeleri sallanmasın diye verdikleri tepki aslında kendine demokrat olmalarının göstergesinin net bir röntgenini çıkarmamızı sağlıyor. Liberaller bu konuda uzmanlıklarını konuşturdular. İktidarı eleştirenlere karşı kalemlerini fütursuzca kullananlar kış uykusundan kendilerine gelir gibi oldular.

Gündem öyle yoğun ki, profesyonel anlamda yazı emekçisi olan gazeteciler bile yetişmekte zorlanıyorlar. Güzide memleketimiz bir taraftan yargı süreçlerine diğer taraftan da Roman açılımı ve Dolmabahçe’de artistli kahvaltıları ile meşgulken iktidar anayasanın bazı maddelerini değiştirmek için yaptığı hazırlıklar ile her şeyi gölgede bıraktı.

Memura grev hakkından söz etmeyen, sadece TİS (toplu sözleşme) hakkı tanıyan ve tepeye de uzlaştırma kurulunu oturtan demokratik(!) taslak kamu emekçileri açısından bakıldığında tam bir hayal kırıklığı yarattı. Var olan anayasaya (90. madde) ve uluslararası anlaşmalara göre fiili olarak zaten var olan grev hakkı görmezden geliniyor. AHİM kararlarıyla (TÜM BELSEN) memurun toplu sözleşme yapabileceği, toplu sözleşmenin hak olduğu zaten bilinmez değildi. 25Kasım 2009’da yapılan uyarı grevinden sonra memura herhangi bir ceza verilmemesi grev hakkının olduğunun altını çizerek teyit etti. Kamuoyuna yansımış, memur grev yaptı diye verilmiş bir ceza henüz yok! Oysa 25 Kasım’da yapılan uyarı grevine yönelik memurlar cezalandırılsalardı hepsi mahkeme kapılarında hak aramaya devam edeceklerdi. Ali Tezel’in de belirttiği üzere cezalandırılan her memur AHİM yolu ile iktidardan yüklüce tazminatlar almaya hak kazanacaklardı…

Şimdi, AKP iktidarının hazırladığı anayasa taslağının kamu çalışanları açısından irdelendiğinde kazanılmış hakları ortadan kaldırdığını söylemek fazla iddialı bir tespit olmaz. Toplu sözleşme hakkının tanınması grev hakkı olmadan memuru silahsız cepheye giden asker gibi yenilmeye mahkûm ediyor.

12 Eylül ürünü anayasaya yönelik eleştiriler haklı nedenlere dayanıyor. Otuz yıldır her iktidar tarafından gündeme getirilip yapılan değişikliklerin sonuncusu AKP’nin son taslağı çok tartışma yaratacak. Her iktidar anayasada kendine engel gördüğü maddeleri değiştirmek için toplumdaki 12 Eylül anayasasına olan karşıtlığın yarattığı tepkilerin yarattığı ivmeyle kendileri için dikensiz gül bahçesi yaratma yolunda emin adımlarla ilerliyorlar.

Sonuç olarak anayasa değişikliği taslağında 15. maddenin kaldırılması ve memura TİS hakkı ile soslanması AKP’nin asıl değişimi yargıda yapmayı amaçladığını gizlemeye yetmiyor. Özetle AKP iktidarı kendine engel gördüğü yargıda gerekli düzenlemeleri yaparak kendini güvenceye almak istiyor. HSYK’nın yapısında öngördüğü değişikliklerle yargının tepesine parti liderlerinin belirlediği vekillerden oluşan TBMM’yi koyuyor.

Lider otoritesinin tek belirleyici olduğu siyasi partilerde gerekli demokratikleşmeden satır aralarında bile herhangi bir iz yok. Seçim barajlarından da… Meclisi demokratik yöntemlerle oluşmayan Türkiye’de, topluma güven vermeyen, uzlaşma kültüründen uzak hazırlanan AKP’nin kamuoyu ile paylaştığı taslak, daha demokratik bir Türkiye fotoğrafı ortaya çıkarmaz…

Asıl merak edilen ise değişikliklerin TBMM’de kabul görmediği takdirde nasıl halkoyuna götürüleceği. Maddelerin toptan evet veya hayır olarak oylanmasının demokratik olmayacağı yönünde vatandaşın ve hukukçuların görüşleri öne çıkıyor. Sandık önüme geldiğinde tümünü onaylamadığım bir taslağı oylarken, sağlıklı karar vermemi sağlayacak maddelerin tek, tek oylayabileceğim seçeneklerimin olmaması ne kadar demokratik teamüllere uygundur. Batılı çağdaş demokrasilerde maddelerin tek, tek oylanmasını olanaklı kılan seçenekler seçmenin önüne sunulurken toptancı bir yaklaşımla benim irademe ipotek koymayı amaçlayan AKP iktidarının değişiklik paketine karşı nasıl tavır takınacağım?Üstelik demokrasiyi içselleştiremediği konusunda hemfikir olduğum, kendine demokrat olduğu kuşku götürmeyen iktidarın onca sabıkası varken…Örnek mi? Son Tekel emekçilerinin yaşadığı süreç ortada. İşçilerin grev hakkı olmasına rağmen demokratik haklarını kullanmaları iktidar katında nasıl karşılandı. Hak arayan emekçileri Gençlik parkında soğuk havuza dolduran AKP iktidarı, işçilere destek veren lise öğrencilerinin okullarından tasdikname ile uzaklaştırılmaları.. Ulaşım ücretlerini protesto eden öğrencilerin “Komünist”likle suçlanmaları. Hak arayanın komünist olduğunu ilan eden AKP iktidarının başı çok ağrıyacak..Her hak arayanı yaftalayıp damgalayan bakış açısına sahip “demokrat” Erdoğan iktidarı memlekette çok komünist ile mücadele etmek zorunda kalacak!

Her hak arayanı yaftalayan iktidarın ideolojik olarak beslendiği damar, Türkiye’ye yabancı değil. Ermeni, Rum yurttaşlara yönelik 6/7 eylül olayları, Maraş’ta, Sivas’ta, Çorum’da uygulanan katliamlar, 1 Mayıs 1977’de taksim’i kana bulayan damardan beslendiğini kanıtlayan Erdoğan ve temsil ettiği siyasi çizgi son olarak Roman açılımı ile vitrin yapsa da Türkiye’de kaçak çalışan Ermenileri sürmeye yönelik açıklamaları ile sözünü ettiğim damarın temsilcisi olduğunu teyit etti.

Sözü uzatmaya gerek yok. Aklını dinsel referanslara ipotek etmiş olan siyasi herhangi bir hareketin bu ülkeyi demokratikleştirebileceğine sadece liberal/yandaş kalemler inanır. Dönme solcuların istikbal hesaplarının şakülünü bile kaydıran AKP iktidarı bu ülkeyi daha demokratik bir iklime götürmez.Onlar başbakan’dan fırça yiyerek asıl işlerine devam ederler.

Aklını ve yüreğini yürütülen iktidar/muktedir olma mücadelesine ipotek etmeyen benin gibi düzene muhalif olanlar Mekke’ye ulaşamasa bile yolunda yürümeye devam edecek hiç kuşku yok. Başbakan muhalif olanlara, hak arayanlara varsın komünist desin; keşke ulaşım ücretlerini protesto eden ODTÜ öğrencileri ile aynı otobüste olabilseydim!

Anayasa değişikliği'nin özetinin özeti; AKP kapatılamayacak!

Necati TÜFEKCİ 23 Mart 2010 Ankara

 
Toplam blog
: 1114
: 827
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..