Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '09

 
Kategori
Turizm
Okunma Sayısı
1794
 

All inclusive. “Her şey dahil”

All inclusive. “Her şey dahil”
 

Resim: Alıntı


Her şey dahil mi? Evet her şey dahil. Ne arasanız var beş yıldızlı otellerde. Halı, deri, kuyum, sauna, güzellik salonu, market vs.vs. Dolayısıyla zamanında açgözlülük edip de bağını bahçesini, tarlasını bu işletmelere satmış, satmak zorunda bırakılmış ya da kamulaştırılarak kıyılardan uzaklaştırılmış halkın yeni yeni aklı başına geliyor, deyim yerindeyse yeni yeni anlıyor ütüldüğünü. Öylesine bir el ki sofralarına uzanan, öyle bir canavar ki doymak bilmeyen, dün bağını bahçesini satıp, açacağı bir dükkanla köşeyi döneceğini sananlar, daha doğrusu programlananlar, bugün bin pişman! Çünkü ağırlığı her gün biraz daha fazla hissedilen bir tekelleşme, yoksullaşma söz konusu. Turistin otelden dışarı çıkmaması veya çıkmak istememesi söz konusu.

Geçenlerde birinci sınıf bir turizm işletmesinin otel müdürü ile sohbet ediyorduk. Müdür bey all inclusive “her şey dahil” sisteme geçişin hikayesini anlatıyor ve diyordu ki… Tanıtımı biz yapıyor, turisti biz getiriyor, bunun için yoğun emek, zaman ve para harcıyor, milyonlarca dolarlık yatırım yapıyoruz ama parsayı, hemen otellerin karşısına kurulan ve işletme ruhsatı bile olmayan derme çatma binalarda hizmet verdiğini sanan sözüm ona barlar, cafeler, restoranlar topluyordu “Bir dolara, bir Euro’ya bira, kola, içki satarak”. “Demezler mi adama. Bir dolara bir euro’ ya içecek satarak zengin olan var mıdır?” diye.. Dolayısıyla turisti otel içerisinde tutamıyor, zarar ediyorduk. Tabii ki bunca yatırımı yapan, turisti getiren bizler, seyahat acenteleri buna bir çözüm bulmalı, üretmeliydi… Bu çözüm all inlusive sistem oldu diyor ve ekliyordu. "O işletmeler vergi bile vermiyor". Haklı olduğu birçok nokta olmasına rağmen… Tam da burada (!) durmak ve sormak lazım! Beş yıldızlı oteller vergi veriyor mu? Ne kadar veriyor? Yoksa her yıl zarar gösterip, çalıştırdığı personel kadar bile vergi ödemeyeni çok mu? Ha vergi kaçırıyorlarsa bu onların suçumudur? Değil tabii ki… Türkiye’ de bir türlü yerli yerine oturamayan vergi sistemi var. Biraz kaba olacak belki ama devlet bulduğunu öpüyor. Bu anlamda suç vergiyi vermeyende ya da kaçıranda mı yoksa almayanda, alamayanda mı o ayrı konu. Her neyse… Ben biliyorum ki; birçok işletme vermesi gerekenin çok çok altında vergi veriyor ya da hiç vermiyor. Birçoğu zarar gösteriyor. Bu anlamda doğru dürüst vergisini veren işletmeler bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az. Birçok işletme çalıştırdığı personeli en az 12 saat çalıştırarak, iki üç ay maaş sallayarak, emeği bedavaya getiriyor.

Peki, yerel yönetimlerden hizmet bekleyen bu işletmeler yerel yönetimlere katkı yapıyor mu, ne kadar yapıyor? Yapıyorsa bu kişisel bazda mı oluyor, yoksa üç beş kişinin arasında pay mı ediliyor? Tabi olduğumuz sistemde tüm bunların yanıtını vermek ne yazık ki çok zor.

Geçtiğimiz yıllarda sık sık elektrik kesintileri yaşanıyordu biliyorsunuz. Bizler de haklı olarak kızıyorduk. O sıralarda görüştüğüm bir TEDAŞ yetkilisi demişti ki; çevrenize bir bakın. Yüzlerce otel ve binlerce yatak var değil mi? Ve buralarda tüketilen yüklü bir enerji. Normal şartlarda bu işletmelerin kendi trafolarını kurup genel hatta binen yükü azaltması gerekirken tüm uyarılarımıza rağmen birçok işletme bu trafoları kurmuyor ve haddinden fazla yüklenilen ve zaten eski olan santraller bu harici yükü kaldırmıyor. Üstüne bir de kaçak enerji tüketenleri eklerseniz işin içinden çıkamazsınız.

Bu açıklamadan sonra durdum ve düşündüm. Adamlar haklıydı...

Sadece onlar mı? Trafiğe her ay onlarca araç sokan otomobil şirketlerinden tutun da, bir markayı satın alıp bakir bölgelere kapağı atan ve varlıkları ile binlerce işletmenin canına ot tıkayan işletmelerin hiç biri konuşlandıkları bölgeye zerre kadar katkı yapmazken, her türlü imkandan fazlasıyla yararlanıyor.

Beyler bir yere geldiyseniz, bir yere konduysanız, orada yeşerip büyüdüyseniz, büyük bir aç gözlülükle hep bana lup bana diyemezsiniz. Turizmin ilk başladığı yıllarla şu anı kıyaslarsanız, personelin özlük haklarında bile ne denli büyük bir gerileme olduğunu görürsünüz. İşsizliğin tavan yaptığı, insanların karın tokluğuna bile yaşamaya razı olduğu, edildiği bir ülkede yaşıyoruz ne yazık ki… Ve dün üretici iken, bugün tüketici pozisyonuna düştük. Düşürüldük. Harcadığımız paralar kendimizin de değil üstelik. O da % 50 si özelleştirilen bankalardan alınan kredi veya krediler. Daha düne kadar bütün sahiller bizimken, bugün izin verildiği ölçüde sahillerden yararlanabiliyoruz ancak. Bir yabancı gelip, bir konut edinip, buradan geçme diyebiliyor yeri geldiğinde. Kredi kartının bir gün bile gecikmesi bir aylık faize bedelken ve hacizlere kadar uzanan bir serüvene dönüşürken, üç dört ay maaş alamayan personelin ne halde olduğunu, hangi şartlarda çalıştığını arayan soran yok.

Tüm yukarıda saydığım olumsuzlukların bir çerçeveye, sisteme oturtularak bertaraf edilmesi, rantın tam göbeğinde olup da sefalete mahkum edilen halkın ve haklarının kanunlarla korunması gerekiyor.

Bu anlamda bir işletme otelse otel, kunduracıysa kunduracı, marketse market olarak hizmet vermeli, verdirilmeli. Bu aç gözlülük nereye kadar? Kısacası…

Ortada görünen bir köy var ve dağdan gelenin bağdakini kovduğu “daha da kovacağı” bu köyde, her ne kadar modern yaşıyormuşuz gibi görünsek de, kapitalist sermayenin köleleri olma yolunda hızla ilerlemekteyiz Ve bugün içinde bulunduğumuz şartlarda kullardan umudumuzu kestim de… Sen bari sonumuzu hayreyle… Tanrım!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Okul yaptırmayı bile vergiden düşerek kullanan açıkgöz zenginler var. Herşey dahil sistemini iyi bulmuyorum. İnsan 150 lira verecek sonra verdiği bu parayı çıkarmak için deli gibi yemek yiyecek zil zurna sarhoş olacak. Bunun yerine yarım, tam pansiyon türü uygulamalar daha iyi. Turizm şirketleri, oteller birbirlerinden müşteri kapmak yerine ülkeye daha kaliteli turist getirmenin yollarını düşünsünler. Hani büyük AB, İngiliz centilmenliği gibi laflarla büyüdük. Oysa gelenlerde kibarlık, centilmenlik yok. Sokak ortasına tuvaletlerini yapıyorlar ve tek anladıkları çıplak denize girmek. İyi güzel tamam, çıplaklık olgusunu yenmişler ama insanlık olarak daha kaliteli insanlar ülkemize gelmeli ki bizler de bakarak bir şeyler öğrenelim. Saygılar.

Eşit Ağırlık 
 14.09.2009 11:52
Cevap :
Yaptırsınlar da yeter ki düşsünler. Haklısınız parayı peşin verdik diye 24 saat yiyorlar. Çünkü 24 saat yemek var All İnclusive otellerde. Evvelsi gün benim arkadaşın biri yaşanmış bir olay anlattı. Adamın biri eşini ve iki çocuğunu tatile göndereyim demiş bir kaç günlüğüne rezervasyon yaptırarak göndermiş. All inclusive sistemin ne demek olduğunu bilmeyen kadın da tatile gitmeden önce dolmalar, sarmalar börekler bir sürü yiyecek hazırlayıp almış yanına. Öbür gün öğle yemeginde tüm yiyecekleri alarak restorana geçip getirdikleri yiyecekleri boca edip yiyip kalkmışlar. İkinci gün yine öyle. Etraftakilerde şaşkın bakışlar altında izliyormuş olanı biteni. Üçüncü gün aynı tatilde tatil yapan bir başka kadın, ya demiş iki gündür izliyorum sizi nerden getiriyorsunuz bu yemekleri. Biz burada yemekler çok pahalıdır diye, evden yapıp getirdik biz diyor. İyi de büfedeki yemekler fiyata dahil diyen tatilciden sonra kolunun alına çantayı alarak acısını kat be kat çıkarmış. :)) Saygılar  14.09.2009 13:45
 

Tanrına bel bağlama; sanırım o da her şey dahil sistemini uyguluyor. Baksana cennetten dışarı çıkan kimse var mı? Öbür tenkit ve eleştirilerine fazla sözüm olamaz, çünkü bildiğim senin sözünün doğruluğuna olan inancımdır. Ancak beş yıldızlı otellerin zarar göstermesini çarşı esnafının ruhsatsız ve vergisiz çalışmasıyla, ya da az vergi verişiyle bir tutmanda haksızlık var. Çünkü beş yıldızlı bir otelin çalıştırdığı personel, tükettiği, malzeme, ve sattığı mallar ile sezonluk yatırımları üzerinden ödediği vergi gelir vergisini ona katlar. Öte yanda çarşı esnafından bu da çıkmıyor. Gene de dediğin gibi herkesin kendi işini usulüne uygun yapması veya yaptırılması taraftarıyım. selamlar

Muharrem Soyek 
 12.09.2009 14:57
Cevap :
:)) Demek tanrı da... Cennet gibi bir yer demekki all inclusive oteller.:)) Diğer konuda ise. Ona katlayacak tabii. Katlamalı. Onyüzbinmilyoncuğa katlaması gerekirken ona katlaması beklentilerin çok altında. Dediğin gibi herkes işini usulüne göre yapsın. Öncelikle çalıştırdığı personelin evde bir çoloğu çocuğu olduğunu, temek gıdalar yanında elektrik, su, kredi kartı gibi ödemeleri olduğunu akıldan çıkartmasın. Ödemelerin geç yapılması durumunda personele uygulanan faizi de ödesin. Devlet ise bazı değerli taşları vergiden muaf tutarken bu işletmeleri ağır vergi yükü altında ezmesin. Ödenebilir vergi rakamları uygulasın ki, herkes vergisini ödesin. Sağlıcakla  13.09.2009 15:41
 

Üstelik işin edebiyatını yapıp; "tüyü bitmemiş yetim hakkı" filan da demeyeceğim. Bana göre devletten vergi kaçırmak suçların en büyüğü! Çok basit bir mantığı var üstelik: Düşünsene, o kaçırılan vergi ile bir okul yaptırılabilirdi. Bir okul bir cezaevinin kapatılması anlamına geliyorsa; ki öyledir; vergi kaçıran kişi (kaçırdığı meblağ önemli değil) ortalama bir cezaevinde yatanların tüm suçlarını tek başına işlemiş demektir. (Biliyorum çok düz mantık gibi durdur, ama ÇOK HASSAS bir konu be ayrıntısını sevdiğim) Kalemine sağlık.

Emine Supçin 
 05.09.2009 12:15
Cevap :
Emine. Bazen de verdiğimiz vergilerin nereye gittiği konusunu düşündüğümüzde, "anlarsın"! burada bir otel, bir tek otel benim bildiğim, adını da vereyim hatta örnek olsun, belki birileri örnek alır, heveslenir falan, Sol Kamelya Otel sahibi Çolaklı' ya bir ilkokul yaptırdı. Ve bu yapılan okulların tamamı vergiden düşülebiliyor yanılmıyorsam. Aslında ne güzel olur, her otel bir okul yaptırsa, mesela çalışan personelin çocukları için kreş yaptırsa ve personelden cüzi bir miktar alsa, mesela bir köyün yolunu yaptırsa, onu bırakalım otele giden yolun 2-3 kilometresini yaptırsa ne güzel olur değil mi? Aslında bu tür büyük işletmeler mecburi koşulmalı. Kardeşim madem böyle büyük bir işletme yapıyor, trilyon yatırıyorsun, şu okulun bilgisayalarını karşıla, şu okulun kışlık odun ya da elektrik parasını karşıla, şu köye ilkokul yaptır gibi... Bir nevi mecburi hizmet, askerlik gibi... Bence olur. Ama babalar ne der bilmem tabi..... Sevgiler, teşekkürler.  06.09.2009 3:32
 

Hem güldüm hem düşündüm hem üzüldüm hepsini yaşadım yazınızda yerden göğe kadar hakkınız var var da veren yok dediğiniz gibi sığınalım Yaradan a sevgilerle saygılarla

Şennur Köseli 
 04.09.2009 15:01
Cevap :
:)) Haklısın sennur. Ne olacak böyle bilmem ama gidişat hiç mi hiç iyi değil. Dürüst yoldan para kazanmak hayal olmuş gibi bir şey artık. Saygılar  06.09.2009 3:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 669
Toplam yorum
: 6100
Toplam mesaj
: 564
Ort. okunma sayısı
: 1493
Kayıt tarihi
: 19.01.07
 
 

Bir on dört mart sabahı güneş henüz arz-ı endam ederken üzeri yongalarla kaplı, küçük pencereli, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster