​ Amerikan rüyasının kabusları / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '11

 
Kategori
Güncel
 

Amerikan rüyasının kabusları

Amerikan rüyasının kabusları
 

msn den


Vaktiyle; Amerikanın desteğiyle saltanat süren İran Şahı’nı, Humeyni İran Komünist Partisinin (tudeh) desteği ile devirmişti. 

Humeyni ile hareket eden Tudeh’i Dünya Komünistleri çok eleştirmişler, hatta dışlamışlardı. Ancak Tudeh’in önderi bu eleştirilere şöyle cevap vermişti, ‘İran halkı, Şah’ı tahttan indirip yerine başka birini getirebileceğini öğrenmesi bile başlı başına bir devrimdir. Ve bu durmayacak sürecek, ta Kuzey Afrika’ya uzanacak’ demişti. 

İran halkı; Şah iktidarken edindiği sivil itaatsizlik medeni cesaretini daha sonra geliştirerek sürdürmüş, Şah’tan sonra gelen iktidarları bile zaman zaman sallamıştır. 

Tudeh’in bu açıklamasını ciddiye alan Amerika ve çevredeki müttefikleri; derhal önlem aldılar Irak’ı İran’ın üstüne saldılar. Böylece İran ile Irak uzun yıllar ne için olduğunu hiç anlayamadıkları savaşa girdiler. 

Maksat; İran’da başlayıp Kuzey Afrika’ya uzanan şeritte bulunan İslam Ülkelerinin başında bulunan Şahların yönettiği Halkların İran halkının bu deneyiminden etkilenmelerini önlemekti. Ne İran nede Irak bu oyunun farkında olamadılar. Başta Suudi Arabistan olmak üzere Mısır, Kuveyt ve diğer Amerikan destekli Şahlar Irak’ı İran’a karşı desteklediler. 

İran Irak savaşı süresince bu ülkeler Irak’a borç para verdiler silah alıverdiler. Yıllar sonra savaş süresi içinde çöken Irak ekonomisi ve içine düştüğü borç batağının farkına varınca Irak, dönüp kendisini destekleyen ülkelerden yardım istediğinde havasını alınca jeton düşmüştü ama artık çok geçti. 

Irak; içine düştüğü hatayı anladığında Amerika ve müttefiklerine kafa tuttu. Kendi amacı yerine Amerika ve müttefiklerinin amacına hizmet ettiğini, esas amacın İran halkının Şahı devirmesinden Amerikan Müttefik Ülke Halklarının etkilenmesini önlemek olduğunu çok pahalıya öğrendi. Öğrendi öğrenmesine bu defa, Amerika ve Müttefiklerinin düşmanı ve hedefi oldu. 

Ve 1990-1991 birinci Körfez savaşı ile karşı karşıya kaldı. Ama bir şekilde Amerika’nın bölgedeki müttefik Ülke halklarının, İran halkının Şah iktidarını devirmesini örnek alıp kendi Ülkelerinde daha fazla hukuk, demokrasi ve özgürlük istemelerini önlemiş oldu. Daha önemlisi, halkların kendi iktidarlarını kendi iradeleriyle belirlemeleri hakkını öğrenmeleri önlenmişti. 

Önledi mi? Yoksa erteledi mi? 

Fransa’nın toplum bilimin kurucusu olarak tanıdığı, ancak Ülkemizde eserleri yasak olan, ayrıca en önemli kitabı Mukaddime’yi Türkçeye çevirdi diye öldürülen Turan Dursun’un, İbni Haldun’un atölyesi dediği Kuzey Afrika’da bir şeyler oluyor. Domino etkisi gibi birinden başlayıp diğerinde devam eden sivil itaatsizlikler, emperyalist destekli şahları birer birer ülkelerden kovmaya başladı. 

İbni Haldun, Arap Yarımadasından başlayıp Kuzey Afrika’nın en batısına kadar tabiri caizse nakış işler gibi işleyerek, kendi döneminin sosyolojik dokusunu incelemiştir. Bu incelemeyi kaleme aldığında ilk Toplumbilimi terminolojisinin adımı olmuştu. Batılı bazı Ülkeler İbni Haldun’u bu nedenle Toplumbilimin babası olarak tanımlıyorlar. 

Bazı Demokratik Laik Sosyal bir Hukuk! Devletleri neden Kuzey Afrika halklarının kendi iktidarlarını kendilerinin belirlemesinden rahatsız oluyorlar? Veya kendi iktidarlarından daha fazla demokrasi ve daha fazla özgürlük, daha fazla hukuk istemeleri başta Amerika ve yandaşlarını endişelendirdi? 

Bu soruların cevapları birinci ve ikinci körfez savaşlarının iyi çözümlenmesinde yatıyor. İbni Haldun’un atölyesinde geç kalmış olan halk hareketleri ve tabandan yükselerek gelişen demokrasi talepleri, batının yandaş şah’larını korkutuyor. Dolayısı ile bölgede derin hesapları olan Amerika’nın kendi eliyle iktidara taşıdığı Şahların ve Kralların dönemi kapanıyor kaygısı kabusa dönüşüyor. 

Türkiye’nin kendi bölgesinde başlattığı sıfır sorun politikası ve vizelerin birer birer kaldırılması, İran Halkının Şahı devirmesinin domino etkisiyle birleşmesinden doğan bir sürece mi giriliyor? 

Amerikanın soğuk savaş dönemi yeşil kuşağı, Usame Bin Ladin’in El Kaidesi ve Taliban gibi ters mi? tepiyor. 

Sultan Galiyev’in; ‘Müslüman işçi sınıfı ve halkları antiemperyalist yaşam kültürüyle hayatı öğrenirler’ öngörüsü toplumsal reflekse mi dönüşüyor? Çünkü; Sultan Galiyev, Lenin’e, “Emperyalistler Dini öne sürülerek Müslümanları Rus Devrimine karşı kışkırtırlar” demişti. Yeşil kuşakla bu öngörüsü gerçek oldu. Rus milliyetçiliği yerine “Dünya İşçi sınıfı bakışıyla, Rus işçi sınıfıyla, Müslüman Kafkas işçi sınıfı eşit tutulmalı” önerisi Lenin ve Stalin tarafından benimsenmemişti. Bu noktadan başlayıp gelişen Sultan Galiyev Lenin görüş ayrılığı Sultan Galiyev’in boğazlanmasın kadar gitmişti. 

İleri teknoloji ve aşırı zenginlik içinde kokuşan ve çürüyen Avrupa-Amerikan imparatorluğu, iletişim teknolojileri ve eğitimin yükselmesiyle mazlum ülke halkları tarafından kuşatılıyor mu? 

http://www.milliyet.com.tr/-abd-caresiz-turkiye-yukselen-super-guc-/dunya/sondakika/19.01.2011/1341448/default.htm 

 
Toplam blog
: 191
: 540
Kayıt tarihi
: 01.06.08
 
 

Yerel bir gazetede yazıyorum. Okumayı severim, şiir okumayı severim. Emekli işçi olarak sosyal ak..