​ Anadilde eğitim siyasi bir taleptir / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ekim '10

 
Kategori
Güncel
 

Anadilde eğitim siyasi bir taleptir

Hak ve adalet duygusu öylesine ince çizgilerden oluşur ki bazen adaleti sağlayacağım diye farkında olmadan yanlışlık yapabilirsiniz. İnsani ilişkilerde bu daha çok hissedilir. Eğer karşınızdaki kişi kendisinin mağdur olduğunu size izah ederken duygusal izahlar yaparsa ve siz de buna kapılırsanız doğru kararlar veremeyebilirsiniz. Çünkü bir karar verirken duygusallık ve gerçeklik dengesini iyi hesap edilmeli.

Referandum sonrası büyük bir hızla tartışmaya açılan anadilde eğitim meselesi de biraz bu mecrada ilerliyor. Dillendirilen konulara baktığımızda hep şu yakınmayı görüyoruz: “Siz tabiî ki bizi anlamazsınız. Size kimse Türkçe konuşmayı yasaklamadı.” veya “Doğduğu günden bu yana evinde, mahallede, çarşıda Kürtçe konuşarak büyüyen bir çocuğun okula geldiğinde dünyasının nasıl alt üst olduğu anlayamazsınız.” ya da “Okuldan eve gelen çocuğuna hiç Türkçe bilmeyen bir anne yardım edemiyor. O annenin çocuğuna nasıl mahcup olduğunu siz anlayamazsınız.”

Meseleyi duygu sömürüsü temeline dayandırarak bir kapı açılmak isteniyor. Durum bu kadar vahim olsaydı şu tablo nasıl ortaya çıktı o zaman? Terör başı 1949’da Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinin Ömerli köyünde doğuyor. Yıl 1949. 1968’da Ankara Tapu Kadastro Lisesini bitiriyor ve 1969’da memur oluyor. 1971’de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine kayıt yaptırıyor. Aynı yıl Ankara üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesine yatay geçiş yapıyor. Sonraki macerası ise malum. Burada hiç de öyle dünyası alt üst olmuş bir biyografi görünmüyor.

Doğu bölgemizde doğup da üniversitede okuyanlara bir sürü örnek verilebilir. Diyelim ki bunlar istisna. Bir şekilde Türkçeyi öğrenerek mesafe kattettiler. Çoğunun böyle bir şansının olmadığı söyleniyor. Yani Türkçeyi konuşamadıklarını okula başlayan çocukların sıkıntı çektiklerini söylüyorlar.

Ben bu görüşü ortaya atanları dinlediğimde hemen gözümün önüne Şemdinli Aktütün Karakolu baskını geliyor. Bu içimizi yakan haberin ardından sınır noktasındaki bu yerde öğrenciler televizyon ekranlarına çıkmıştı. Irak sınırının en uç noktasındaki bu yerde ilkokul öğrencileri öyle güzel bir Türkçe ile dertlerini anlatmışlardı ki şaşırmıştım. Hani bu çocuklar hiç Türkçe konuşamıyordu? Hani bu çocukların dünyaları altüst oluyordu? Evet bu çocukların dünyaları altüst oldu. Çünkü zil sesi duymaları gerekirken silah sesi duyuyorlardı köylerinde hep. Ve okumak istediklerini yaşlı gözlerle haykırıyorlardı.

Durum onların anlattığı gibi olmadığı çok açık aslında. Neden mi? Çünkü, mesele siyasi. Yani kültürel hak talebi şemsiyesi altında farklı beklentiler var. Bu söylediğim birilerinin dediği gibi bölünme korkusu falan değil. Sadece manzarayı doğru okumaktan ibaret. Açın bakın televizyon ekranlarına. Bu konuda taraf olanlar aynen şu cümleleri söylüyorlar: “ Kürtçeyi esasen Türklere öğretmek lazım. Bir öğretmen yerçekimi kanununu hem Türkçe hem de Kürtçe anlatmalıdır. Öyle bir ders Kürtçe koymakla bu olmaz. Bu ders Kürtleri kesmez. Sen Türk kültürünü Kürtçe öğretmişsin hiçbir kıymeti yok. Bu Kürtleri kesmez. Onların tarihini, edebiyatını folklörünü öğreteceksin.”

Bu da gösteriyor ki aslında bu istekler kültürel bir hak isteme ya da anadil eğitimi ile ilgili değil. Daha önceden dile getirilen federasyon ya da özerklik taleplerinin yeterli desteği bulamamasından ya da şimdilik gerçekleşme umudu olmadığından ayrışmayı daha kalıcı ve sağlam yapabilmek için atılmak istenen adımlar.

Yaşadığımız bu durumu Kuzey Irak’taki gelişmelerden BOP’tan, ABD’nin Irak’tan çekilmesinden AB dayatmalarından ayrı düşünmek safdillik olur. Çünkü bu projeler siyasi projelerdir.

 
Toplam blog
: 26
: 1002
Kayıt tarihi
: 01.04.10
 
 

Tokat Erbaa doğumluyum. Okumayı seviyorum. Siyaset, tarih ve edebiyat ilgi alanlarım. Hayatı anla..