- Kategori
- Güncel
Başörtüye uzanan eller kırılsın!

Başörtüsü, Üniversite
Hayır… Hayır…
Yazının başlığını sadece bir slogan gibi sarf ettiğimi sakın düşünmeyin.
Aynen bu sözün anlatmak istediği duyguları paylaşıyorum.
Çünkü yıllardır başörtüsü konusunda söylenmedik söz, yapılmadık zulüm kalmadı ama yine de bu sorun devam ediyor.
Öyle kimse kalkıp da bu sorun son yıllarda dallanıp budaklandı gibisinden şehir efsanelerini de anlatmasın.
Bu sorun uzun yıllardan beridir gelen ve halen devam eden bir sorundur.
Bu sorun yüzünden binlerce genç kız eğitim hayatını bırakmış, binlerce anne baba kahrolmuştur.
Bu ülkede binlerce genç kız, üniversite kapılarından başörtüsü sorunu yüzünden geri döndü.Bu ülkede binlerce genç kız, üniversite hayatını yarıda bıraktı.
Bu ülkede binlerce genç kız, başörtüsü sorunu yüzünden yurtdışında eğitim görmek zorunda kaldı.
Bu ülkede binlerce genç kız, her gün utana sıkıla, başını açmak zorunda kalarak eğitim hayatına devam ediyor.
Bu ülkede binlerce genç kız, başörtüsü yüzünden horlanıyor, zulüm görüyor.
Tüm bu sorunlar yemiyor mu?
O zaman başka sorunlar da ekleyelim bunlara…
Bu ülkede binlerce anne, başı örtülü olduğu için oğlunun askerlikteki yemin törenine gidemiyor.
Gitmek istese bile kapıdan geri çevriliyor.
Bir anne için evladının en önemli günlerinden birinde onun yanında olamamak nasıl bir duygudur bilir misiniz?
Bir evlat için annesinin başörtüsü yüzünden içeri alınmaması ne demektir bilir misiniz?
Bunlar da mı yeterli değil…
O zaman sorunları yazmaya devam edelim.
Bu ülkede binlerce genç kız çalışmak istediği zaman başını açmak zorunda kalıyor.
Binlerce öğretmen, doktor, memur “kamusal alan” gibi ucube bir durum yüzünden başını açıyor.
Hak, adalet, özgürlük, eşitlik bunların neresinde?
Hala mı vicdanınız sızlamadı?
O zaman bir iki tane daha örnek verelim…
Bu ülkede bir başbakanın eşi örtülü olduğu için askeri hastaneye alınmıyor ve hasta ziyareti isteği geri çevriliyor.
Bu ülkede başı örtülü olduğu için milletvekilleri meclisten dışarı atılıyor.
Bu ülkede bir cumhurbaşkanının eşi kapalı olduğu için meclise dahi giremezken, Avrupa Parlamentosu’nda konuşma yapıyor.
Tüm bunların hiç biri mi utanç kaynağı değil?
Bunların hiçbiri mi sizin içinizi acıtmıyor, yüreğinizi sızlatmıyor?
Hiç kimse kalkıp da bana başörtüsü serbest olduğu zaman Türkiye; İran olur, başka bir ülke olur gibi masallar anlatmasın.
Bugün hak, adalet, özgürlük kavramları mevzubahis olduğu zaman; ahkâm kesenler nedense konu başörtüsü olduğu zaman hemen de susuveriyorlar.
Bugün bir insanın bile hayatını kurtarmak için insanlar seferber olurken, diğer tarafta karartılan binlerce hayat nedense hep göz ardı ediliyor.
Zaman içinde sorunun çözümü için birtakım çözüm önerileri sunuldu.
Hatta meclisten yasalar bile çıkartıldı.
Sonra ise sözüm ona şimdi başörtüsü sorununu çözeceğim diyen Ana Muhalefet Partisi tarafından, her zaman yapıldığı gibi Anayasa Mahkemesi ile CHP arasında mekik dokundu ve yasa iptal edildi.
Yani anlayacağınız yine sözüm onlara yandaş medyanın manşet attığı gibi, yasa için “411 el kaosa kalmıştı”
Milletin iradesini bile kaos olarak yorumlayan bir medyanın gözde haberleri(!) Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile sorun çözümsüzlüğe doğru tekrardan yol almaya devam etti.
Şimdi tekrardan döndük dolaştık, aynı noktaya geldik.
Bir de başörtüsü ayrı, türban ayrı şeydir demiyorlar mı?
İşte o zaman insanın kahrolduğu zamandır; çünkü başörtüsü ile türban diye bir ayırım yoktur.
Bu tamamen korkular üzerine bina edilen yapay söylemlerdir.
Bugün artık başörtüsü üniversitelerde serbest olduğu zaman, kamusal alanda da serbest olur gibisinden gülünç sözleri sarf etmeye gerek de yok.
Çünkü zaten asıl olması gereken de budur.Yani adına ister türban deyin ister başörtüsü deyin asıl olması gereken; bütün üniversitelerde, kamusal alanda, mecliste, köşkte, daha adını sayabileceğiniz her yerde serbest olmalıdır.
Eğer gerçekten hak, adalet, özgürlük, eşitlik gibi kavramlardan söz edilecekse; bu sorunun çözümüne de gönülden katkı sağlanması lazım.
Hem de daha fazla ertelemeden…