- Kategori
- Güncel
Anadolu kadını teyzem der ki. "Dualı düğünler çıktı, işin tadı kaçtı."

Kendileri servet içinde yüzenler halkı fakirleştirerek, dönüştürmüyor, zenginleştirmiyor.
Anadolu’da gösteriler yaparak hayatını kazanan bir arkadaşım anlattı. Orta Anadolu’da, oldukça yaşlı, şamanik özellikleri olan bir teyzemiz, Anadolu’da şu anki eğlence anlayışından söz ederken "Dualı düğünler çıktı, işin tadı kaçtı demiş." Anadolu köyleri, fakirliğin bedelini, geleneklerini terk ederek, cemaate yaslanarak ödüyor. Köyler, düğünde bile eğlencenin olmadığı ölü beldelere, ruhsuz insanlara dönüşüyor. Köyler, yardım çığlıkları atıyor.
Geçmişte oluşan fotoğraflarla bugün arasında yüzlerden başlamak üzere çok önemli bir değişim var. İnsanlar coşkularını belli eden yüzlerden korku dolu bakışlara dönüyor, herkes yarın daha kötü olacağını düşündüğü koşulların altında eziliyor.
Araplaşma, bir kavram olarak varlığın yönetilmesine denk düşüyor. Servet, tepede bulunan bir aile veya yönetici sınıfın elinde toplanıyor. Halka ölmeyeceği kadar para ulufe ve itaatinin karşılığı dağıtıyor. Kendileri servet içinde yüzenler halkı fakirleştirerek, dönüşümlerine, zenginleşmelerine izin vermiyor.
Bugün Anadolu "Araplaşma" stratejisinin fakirleştirme uygulaması ile kavruluyor. Arap dolarları halkı zengin etmeye değil ama boyunduruk vuracak stratejilerin uygulanmasına harcanıyor. Cemaate yakın işadamları eliyle zenginlik bir kesimde toplanıyor. Fakirleşen halk çocuklarına daha iyi gelecek umudu olması için cemaate teslim ediyor.
Bu çocuklar gizli evlerde uyuyan kadrolar olarak yetiştiriliyor. Yıllar geçiyor çocuklar hiçbir yaşamsal varlık göstermeden sessizlik içinde devletin önemli kurumlarında yükseliyor. Sonra belgeler, filmler sızmaya başlıyor. Modern yaşam değerleri kökten sabote ediliyor.
Köyleri ve yaşamı dönüştürecek halkı zenginleştirecek projeler olmadan modern yaşam ve Cumhuriyeti geleceğe taşımak, özgürlükleri yaşamak mümkün olmayabilir. Şekilsel bir seçim ve demokrasi ile bu topraklar "Türk" kimliğinden uzaklaştırılıp Araplaştırılabilir. Sembol haline gelmiş olan eğlence terk ediliyor, alkollü içki kullanımı cezalandırılıyor, oteller ve restaurantlar alkolü içki satamaz duruma getiriliyor. Yakın gelecekte çıkarılacak kanunlarla belki Türk insanı kendi otellerinde alkollü içki tüketemez hale gelecek.
Alkollü içeceklerin reklamlarındaki kısıtlama kademeli yasak kuşkusunu doğuruyor, doğruluyor. Gizli ajanda maddeleri sırayla ve bir bir uygulanıyor. Toplum başka konularda ayağa kalkmışken pat diye bir kısıtlama, bir zam veya ceza geliyor. Başka hiç bir alanda göstermedikleri disiplini kısıtlamalar konusunda gösteriyorlar. Üzerinde öyle baskılar kurdular ki, Zeki Triko mayo reklamlarını artık görebiliyor musunuz?
KPSS sınavlarına katılanlara yetkililer tarafından okunmuş kalem ve şeker dağıtıldığı haberi çaresizliğin nasıl yönlendirildiğinin çok iyi örneği. Oraya giren herkesin yumuşak ve zayıf duygularından yararlanmak için iyi bir yol. Bu kalemlerden herkeste olsa bile kazananlar sadece belirlenen sayı ama bununla hurafeler dönemine geri dönecek uygulamalar başlatılıyor.
Belediyeler kıymeti kendinden menkul mezalararı türbe haline getirecek şekilde sürekli seferdeler, umutları tükenmiş insanlar o türbe senin bu türbe benim dolaştırılıyor. Bununla modern alışkanlıklar yerine ruhunu tümüyle düşürmüş kuşaklar hedefleniyor. her şey duadan beklenir hale dönüştürülüyor. Yaşamın kendisi birey ortadan kayboluyor, bütün bireyler ölü balık gözü ile bakan ruhsuz sürülere dönüştürülüyor.
Yaşam biçimimiz derinden bir müdahale ile değişime uğruyor. Anadolu coğrafyasının öncü özelliği Türk kimliğinin bağımsızlığı ve dinamizmi üzerine kuruludur. Bununda kökeni şamanik Anadolu geleneğine dayanır. Araplaşma yüzyıllardır mücadele ettiği şamanik geleneğe karşı önemli ilerlemeler kaydetti. Türklüğün savunucuları artık kalmıyor. Bunu yıllardır savunduğu söylenen bir parti bile kimliğini İslamlaşma adıyla Araplaşma’ya dönüştürüyor. Türklük tarihinin en ağır dönemini geçiriyor.
Anadolu sadece bu topraklar için değil, dünyanın özgürlük ve hoşgörü anlayışının merkezi. Bunu devam ettirebilmek, birarada, bütün inançları, düşünceleri ve etnik kökenleri kapsayan bir çözümde birleşmekle mümkün. Köylerde ve şehirlerde yaşayan halkın fakirleştirilmesinin önüne geçecek ekonomik, sosyal ve siyasal girişimlere cesarete bugün her zamankinden çok ihtiyaç var.