Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '09

 
Kategori
Ankara
Okunma Sayısı
626
 

Ankara, ölümüne çağırıyor beni

Ankara, ölümüne çağırıyor beni
 


Ölmekteymiş.


Haberini alalı az bir zaman oldu. Dilim damağım kurudu, kanım aktığı yerde dondu.


Kansermiş. Hem de beyin kanseri. “<ı>Hem de” demek de ne demekse? Kanser işte. İlletin en illeti yani.


En son bana “<ı>güller arasında seni, bensiz gören olmuş”u söylemişti. Ben önce uzunca bir uşşak taksim yapmıştım udumla. Cam göbeğinden masmavi gözlerini kısarak dinlemiş, içlenmiş ve usulca girmişti şarkıya. Taş plaklardan gelir gibiydi sesi. Her defasında içime işlerdi. Yine öyle olmuştu. Akıp gitmişti, gönül ırmağımın kalbi sedef kakmalı yatağında.


Kansermiş işte. Sarmış bütün beynini. Tedaviye başlamışlar, saçları dökülmüş. Gözlerinin maviliği sönmüş. Uğursuz bir griye çalar olmuş.


Biraz önce son haberini aldım. Şimdi de sara nöbetleri geçirmeye başlamış. O, evine giren hırsıza, günler sonra yakalanıp da tatbikat için polisler tarafından getirildiğinde, Türk kahvesi yapıp ikram eden geniş yürekli kadın. Neden benzin solmuş.


Gülüşleri kulağımda hala. Hayata bambaşka anlamlar yükleyen kahkahaları. Heyecanlı ve yüksek perdeden konuşmaları. Kusursuz pırıl pırıl Türkçe’si. Görgüsü. Adabı. Oturaklı, kadın gibi kadınlığı.


Şimdi Esat’tan, Seyranbağları’ndan geliyor sessiz sesi. Ankara, hiç bu kadar üzmemişti beni. Bülbülderesi, Ballıbaba, Yaprak... Çağırıyor öldürürcesine ölümüne beni.


Kulağım telefonda. Öldü diyecek diye biri, korkumdan, destursuz açamaz oldum. Almak istemiyorum O’nun ölüm haberini.


Hadi yine oturalım. Ben önce hicazda dolaşayım. Sonra sen giriver buğulu sesinle “<ı>söyleyemem derdimi kimseye, derman olmasın diye”ye. Ne dersin?


Satıver anasını gitsin, kanserinin de, bilmem neyinin de? Işıt mavişlerini. Koyuver gitsin kahkahalarını. Ellerimizi koltuklara vura vura gülelim yine. Yad edelim en eski tanıdıklarımızı.


Bak şimdi ağlıyorsam, hayatımda gördüğüm o en güzel maviden yoksunluğumdandır bilesin. Hayatımda dinlediğim en yaralı buğudan, bir de. Alev gibi yanan yürek yangınlarım içinde buza kesmiş kalbimin dışından süzülüp akanlardan.


Kaç kere içimi titrettin bilmiyorum. Senin çektiğin sıkıntıları düşünüp de kaç kere halime şükrettim, onu da. İşte bu hastalığın da, yenip ayağa kalktığında; yaşama tutunmak adına yine bana örnek olsun, ne olur.


Hadi söz ver bana. Ölmeyeceksin, Ankara, çağırmayacak beni, ecelle randevunun muhasebe defterini tutmaya değil mi?


Söz mü? Söz mü?


Cevap ver, yoksa duymadın mı beni?


Hayatta kal, ne olur; bir kerecik daha dinleyeyim senden, o en çok sevdiğim mahur besteyi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sadece bir deneme yazisi olsun bu, en guzel maviden,sevdiginiz insandan boyle ayrilmayin :((

Beyhan BiÇKİN KOZANOGLU 
 03.02.2009 14:04
Cevap :
Keşke sadece bir deneme yazısı olabilseydi Beyhan Hanım. Sevgi ve selamlarımla.  03.02.2009 16:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 901
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3727
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster