- Kategori
- Felsefe
Anlatılan ruhun yanında bedenimiz basit, bu ruh bu bedene nasıl sığıyor?

Bedenim kolay, et ve kemik yığını… Ya ruhum? Ruh ile ilgili anlatılanlar aklıma geliyor da bu ruhun bu bedene nasıl sığdığını anlamıyorum.
Ruhumuz bir nefes, vücudumuzun çıkardığı bir ses, bilinmeyen yerinde saklı bir giz değil, bir dünya. İyi de bu dünya nerede? Var demek kolay, var olduğuna inanmak zor.
Bedenimiz dışında bir de ruhumuz olduğu söyleniyor… Ruh dediğimiz can ise can da nefes ki mantıklı. Ama ruhsal dünyamız deniliyor. Vücudumuz ölecek ruhumuz kalacakmış. Ruhlar âlemi… İşte bu küçücük nefes ile bu sonsuz dünya arasında bağlantı kuramıyorum.
İçimizde ne var? Bağırsak, kalp, ciğer, böbrek… Ruh yok mu? İçimizdeymiş… Nerede? Peki din olmasa yine ruh diye bir şey olur muydu? Ruh dinin yattığa bir kavram. Dine inanmayan ruha da inanmaz. Ateistler ruh var diyorlar mı? Bilmiyorum…
Ruh çok önemli… Biz ruh ve bedenden meydana geliyormuşuz… Bedene dokunuyorum ama ruhu göremiyorum. Ruh gerçekten dinin yarattığı bir kavram mı? Din olmasaydı ruh olmayacak mıydı? Bilim adamları ne diyorlar bu konuda? Konuşanı duymadım… Din konuşuyor o da var diyor. Dine inanmayanlar da ruh var diyor. Belki bilim de ruh var diyor. Dini bir tarafa bırakırsak böylesine hayatımızın önemli konusu var ise açıklaması olmaz mı?