- Kategori
- Gündelik Yaşam
Annelerin evlatları
Bir insanın hamurunda mutsuzluk ve umutsuzluk varsa, ne yaparsanız yapın o insana bir umut ışığı yakamazsınız. Hele bu insan durumunun farkında olmadan, otomatikleşmiş bir biçimde kaygı, keder, hüzün vs. gibi duyguları üretiyorsa , işiniz çok zor. Bu insan "amaaan banane ne yaparsa yapsın" diyemiyeceğiniz kadar yakınsa size durum daha da zor. Siz istediğiniz kadar onun anlayacağı dilde onu rahatlatmaya çalışın, olumsuz duygu ve düşüncelerinden uzaklaştırmaya çalışın, o yine standart biçimde hayata isyana devam edecektir. Hatta zaman zaman size de sinir olup "Ne kadar da rahatsın, tuzun kuru tabi..." diye size yöneltecektir oklarını. Her hangi biri olsa, arkanızı dönüp gideceğiniz o kişi anneniz ise hayat sizin için gerçekten zor demektir.
Annem...Mutsuz, umutsuz, kederli annem...Hayatında mutsuz olmak için geçerli bir sebebi olmadığı halde sürekli isyan eden annem. Biliyorum elinde değil genlerinde var güldüğü zaman kendini suçlu hissetmek. Saatlece "The Secret" ten bahsetsem de, birazcık olumlu düşünmesi için azami bir gayret sarfetsem de nafile.Hiçbir zaman, hiç bir şeye "umudu yok".
Ah be annem birazcık ta beni düşünsen keşke. Yıllardır, üzüntülü, sıkıntılı zamanlarımda, arkamda dağ gibi duran, bana ümit veren, yollarıma ışık tutan bir anne özlemimi anlayabilsen. Teselli edilmekten çok, teselli eden bir evlat olmak öylesine zor ki. Allahtan sana çekmemişim, senin genlerindeki karamsarlık bulaşmamış bana..Yada bulaşmıştı belki de ama ben ruhumu yenileye yenileye mutasyona uğramıştır. Ama "The Secret" i okumakla omuyor anne. Zaten hayat o kitaptaki kadar da kolay değil. Yada ruhum mutasyonunu tamamlamadı daha. Düşünceler bazen kontrolden çıkıp, frenler tutmaz olup, bariyerlere toslayabiliyorsun. O zaman istiyosun ki, seni doğurup büyüten insan, gözünün içine bakıp, "Niye vurdun bariyerlere?" sorusunu sormak yerine, "Boşver önemli değil, senin canın sağ ya.." diyebilsin.
Niye büyüklere hürmet edilir de, küçüklere hürmet etmek önemsizdir anlamam. Neden hep evladın arayıp sorup, ilgilenmesi gereklidir, aramadığında "Hayırsız" diye damgalanan evlat olur hep...Aranmak istediğinde niye mahsun bir küskünlüğe bürünür ebeveynler...Niye evlatları tarafından eleştirilmekten hoşlanmazlar anne babalar...Vesaire...Vesaire...Tam tersi olması gerekmezmiydi oysa... Dünyaya rızası alınmadan getirilen evlat, hürmet görmesi, aranıp sorulması gerekmezmiydi. İnsan yaşı ilerledikçe farklılaşıyor, hüzünlü bir ruh haline bürünüyor belki de.Bu yüzdende üstünde emeği olan kişiden alaka bekliyor.Evet ama, evlatta büyüyor, hayatla mücadelenin ne olduğunu öğreniyor...İçinde acı tohumları yeşeriyor..Bu tohumları mümkün olduğunca söküp atmak anne- babanın görevi değil mi?
Hayatın faturasını aileye çıkarmak değil niyetim. Emeklerini inkar etmek asla değil. Sadece mutlu evlatların, mutlu anneleri olması için küçük iç geçirmeler. İçimi dökemediğim annecime söyleyemediklerimi, cümlelerime dökmek ve aynı şeyleri yaşayan ve düşünen evlatlarla paylaşımda bulunmak. Siz yine de annenizi aramaya devam edin.Anneniz sizi anlamama konusunda ne kadar ısrar ederse etsin, sesini duymak iyi gelecektir. Sizi çocukluğunuzun neşeli bir anına götürüverecektir belki farkında olmadan. Anneniz hayatta değilse , yine dertleşin onunla, duyacaktır sizi, dinleyecektir. Umut ediyorum ki, gülümsemenin büyüsüyle aydınlanır hayatlarınız....