- Kategori
- Futbol
Aragones 1 puan kazandı! Fener 2 puan kaybetti

Umarım Arsenal Çıkamaz...
Maç öncesi basın toplantısında ''rakibe saygı duyuyoruz'' açıklaması yapan Aragones rakibe saygı konusunu o kadar abartmıştı ki, kazanma hamlesini bir türlü yapamadı. Oysa ''Avrupa Şampiyonu'' apoletiyle gelen Aragones, bu takımın geçen sene Ş.Liginde tüm maçlarını bu sahada kazandığını bilmesini ve takımını kazanmak uğruna yönlendirmesini beklerdik.
İspanya’da taktik varyasyonlar yapabildiğini gördüğümüz Luis, evinde 50 bin kişi önünde oynamasına rağmen takımını ateşleyecek bir hamle içine girmedi bir türlü. Elinde Kazım-Burak değişikliğinden başka hiçbir seçeneği olmayan Dede, Şampiyonlar Liginde 3 oyuncu hakkını kullanmayan nadir hocalardan biri oldu bu akşam.
Oysa ikinci yarı takımı yüklenme denemeleri yaparken hep öldürücü darbeyi indirmesini bekledik biz tribünlerden. Bizlerin arzuladığı Selçuk-Uğur, veya Selçuk-İlhan değişiklikleriydi ki bu değişiklikler Fener'in daha ofansif oyuncularla daha etkili oynamasını sağlayacaktı. Özellikle bu değişiklikleri Kiev’in sıkıştığı 60’da yapabilirdi. Fakat Dede takımı geride tutarken biz tribünden Guiza’ya acımaya başladık. Öyle ki Guiza ile en yakınındaki oyuncu arasındaki mesafe dönem dönem 30-35 metreye kadar çıkıyordu. Guiza’ya da devamlı bu 30 metre içinde koşmak kalıyordu. Guiza çok kaliteli bir oyuncu ama golcünün ''iyi'' olabilmesi için gol atması şart. Guiza’nın da gol atabilmesi için ''Semih ve Deivid şart'' Bu çok açık görülüyor. Yoksa bu bağlantıları kesik ve Alex’in çok gerilere geldiği sistemde biz çok bekleriz Okçunun gollerini…
Takımın, yaratıcı ve sorumluluk almayan (Maldo) alsa da başaramayan (Selçuk) Sahte pres yapan (Emre) veya hiç yapmayan (Kazım) bir orta sahası olunca bütün yük de Alex’e kalıyor. Zaten sahada Guiza’dan sonra da Alex’e acıyorsun. Alex’in hem Volkan’ın önünden top almasını hem pas vermesini hemde gol atmasını bekliyoruz. Haksızlık etmeyelim Maldo yine etkili gözüküyor oyun içinde ama hücum varyasyonların hiçbirinde yok. Maldo ve Selçuk kadar kısır bir orta saha kaç Şampiyonlar Ligi takımında mevcut ?
Oysa Alex’in geçen senelerde en çok anlaştığı isimler Deivid, Marco ve Semih’ti. Az biraz da bu işi Boral’la yapabiliyordu. Bakıyorsun bu akşam Alex’e duvar olacak ve onun dilinden anlayacak hiç kimse yok…
Dedik ya Dede için 1 puan kazanmak ! önemliydi diye. Biz tribünde yırtınırken Dede 70’de ancak ısınmaya gönderdi oyuncularını. İlk değişikliği de artık iyice yorulmuş olan ve sakatlanıp çıkmak zorunda olan Alex’in yerine Burak’la yaptı. Açıkçası ben Burak’a top değip değmediğini göremedim. Oysa Geçen sene Şampiyonlar Ligi’nin yıldızlaşan oyuncularından biri olan ve takımda en etkili orta yapabilen Uğur’u yine kenarda unutmuştu Dede. Bırak girsin oyuna, belki yapacağı bir orta ile maçı kazanacaksın. Ama o Boral’ı 86’da sokmayı tercih etti. Çünkü Dede oyundan memnundu. !!!
Tüm bunlara ve eksiklere rağmen, Fenerbahçe’nin elindeki malzeme sanıldığı kadar kötü falan değil. Porto’yu da, Kadıköy’de Kiev’i de yenebilirdik aslında. Bu grup, kuralarda çekebileceğimiz iyi bir grup’tu. Elimizden de yavaş yavaş kaçıyor açıkcası. Halbuki biraz Aragonesse bazı şeyler yoluna girecek. Ama Dede hala tanımayla geçiriyor günlerini, soranlara da henüz üç ay oldu diyor. Ama bizde bir atasözü var; ''Atı alan Üsküdar’ı geçiyor'' Dede’ye birisi tercüme etmeli
Önümüzdeki maç Arsenal maçı, kazanırsak varız kaybedersek yokuz.
Var mısın yok musun Dede ?
Ahmet ÇELİKSÜNGÜ
30 Eylül 2008