​ Arka koltukta unutulmak / Felsefe / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Eylül '06

 
Kategori
Felsefe
 

Arka koltukta unutulmak

Arka  koltukta unutulmak
 

İnsan bazen kendini hayat otobüsünün arka koltuğunda unutulmuş gibi hisseder. Herkes inmiş ve biri seni unutmuştur. Küçük bir kız çocuğusundur ve dizlerine kadar çıkan, annenin büyük bir özenle yıkayıp kuruttuğu o bembeyaz çoraplarına bakarak ağlıyorsundur. Çoraplara bakınca hıçkırıkların artıyordur çünkü sana o çorap kadar özen gösterilmediğini düşünüyorsundur.

Bazen, hayat oynar bu oyunu insana. Arka koltukta unutulmuş olmak oyunudur adı. Kendini değeri anlaşılmamış bir kitap gibi hissedersin ya da. Öylesine mahsun, öylesine yalnız bırakılmışsındır arka koltukta. Seni okuyan hiç bir şey anlamamıştır. Oysa yazan kalbini vermiştir sana. Kırılırsın. Öylesine beklersin bir durakta otobüs dursun, biri gelsin ve ummadığı bir an, bir armağan bulmuş gibi bulsun seni diye.

Otobüs bazen akşamın ilk saatlerinde o kalabalık şehirlerin gürültüsünü yarıp geçerken, o kalabalıklarda kendine bir yol bulmaya çalışırken sen hala arka koltukta akıbetini düşünmektesindir. Gün batımına bakarsın, kızaran ufka dalarsın. Sonra bir bulut geçip gider ağlarsın. Öylesine unutuluvermişsindir işte, neden diye sormazsın.

Sonra kederli sesiyle bir şarkı dolar içeriye "Ölsem de bir kalsam da bir, senin için yok hiç farkı..." Şarkı sürüp gider hayatta öyle. Sen hayata söylersin şarkıyı. Ölsen de bir kalsan da bir sanırsın. Kimse için ama hiç kimse için hele o koca dünya için bir farkı olmadığını sanırsın.Oysa...

Sonra otobüs bir durakta durur. Onlarca insan hayatın tüm gürültüsü patırtısı ceplerinde, gözlerinde, yüreklerinde doldururlar otobüsü. Senin o uzun yollar boyu devam eden, kendini bir başına, hiç bir yere ait değilmiş gibi hissettiğin zamanları alıp dışarı atarlar kendilerine yer açmak için. Yalnızlık hissine yer kalmaz öylesine dolar dünya.

Bir an durup düşündüğün vakit, o neden durduğunu bilmediğin durakta durduğun vakit, aslında yarattığın bu hissin, kendini arka koltukta unutanın sen olduğunu fark edersin dehşet içinde. Otobüsün kapılarını sımsıkı kapamışsındır, hiç bir durakta durmamış bekleyen olup olmadığına bakmamışsındır. O uzun kara yollar öylesine hedef olmuştur ve sen varışa öylesine kilitlenmişsindir ki, otobüsün hakimiyetinin kimde olduğunu unutmuş kendini arka koltukta sanmaya başlamışsındır. Ve yine dehşet içinde farkedersin ki; otobüs sensin, şoför sen... Arka koltuk sensin hatta tüm koltuklar sen... Unutulan da unutan da sensin...

 
Toplam blog
: 408
: 1090
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..