- Kategori
- Felsefe
As - Al - Ak

AS olan Yüce’nin buyrukları: Kısacık anlamlı bir kelime, icabında bir hece.
AL canlının yaşamını sürdürebilmesi için muhtaç olduğu değerli sıvı, her canlı türünde olmasa da. İster kelime olsun, ister bir hece, anlamlı. Bazen emir gibi de gelebilir kulaklara.
AK süt Yüce’den canlıların yavrularını beslemeleri için bahşedilen en değerli besin, her canlı türü için olmasa da.
... Kulun alnı ak olmalı, her yaptığı işten sonra! Belki küçücük bir hece, denizin önüne geldiğinde, vazgeçilmez bir kelime, bir kahraman ulusun ordusu ilk hedef seçti onu kendine, çalınanı geri getirebilmek uğruna.
AS-AL-AK üçü ayrı, ayrı paha biçilmez, deneyelim; Yan yana getirelim şunları!
ASALAK of aman!
Kulak, burun tüyleri dahi diken, diken olur bu kelimeyi duyduğumuzda. Acaba neden? Hiçbir emek harcamadan hayatta ayakta kalabilen tür, anlamına gelir de ondan! Arada sırada tökezlese de, dört ayaküstüne düşmeyi başaran, istesek istemesek de yine karşımıza dikilen, sevimli sempatik şeyler!
Harcanan emekler zaten harcanmış, komşuda pişen bana da düşer diyen, ucundan köşesinden tırtıklayan, mevsim uygunsa çala kaşık dalan, tabii ki dangalak değil o işini bilir ihtisaslı.
Gülücükler demet, demet! Cazibe desen sepet, sepet elleri hiç boş gelmez kurbanına!
Aaa “Salak mıyım ben?” Vallahi billahi bana sökmez! Geçersizdir bu akçeler” demeyin! Bayıltmadan diş çekerler! Kimse farkına varmadan!
İyi de kim besler bunları bu çağdaş toplumda?
“Kim? Beslemiyor ki onları!” Olmalıydı sorumuz!
Sorunumuz!
Ben, sen o! Biz siz onlar!