​ Aşk kapıyı çalınca (Bölüm 3) / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mart '14

 
Kategori
Öykü
 

Aşk kapıyı çalınca (Bölüm 3)

Aşk kapıyı çalınca (Bölüm 3)
 

Nihat ertesi gün bir kaç parça eşyasını tıkıştırdığı bir küçük el çantası ile iş dönüşü gelene kadar Zehra Hanım kendi kendini yedi durdu. Evde genç bir kız vardı. İyi mi etmişti, ne olduğunu nereden geldiğini iyi bilmediği bu delikanlıyı eve pansiyoner almakla.

Bir yandan küçük odadaki eşyaları boşaltıp, odayı temizliyor, bir yandan da  söyleniyordu. Etraf ne diyecekti. Gerçi delikanlı çok zavalli gözüküyordu ama belli mi olurdu. Annesi hep insanın alacası içinde derdi. Belki de bir sapıktı bu genç. Gencin onları boğup, öldürebileceği düşüncesi bir an güldürdü kadını. Zira delikanlı her iki kadından da ufak tefekti. İkisi birleşip onu boğarlardı rahatlıkla.

Ayşe bu olaya pek sessiz kalmıştı. Kızının eve bir genç erkek girme fikrine sıcak bakabileceğini düşündü birden. Bu da kötü idi. Ya kızı delikanlıya gönül verirse, oğlan karşılık vermezse. Neler düşünüyordu böyle.

Akşam üzeri bir de çorba kaynattı acele ile. Nihat ilk gecesinde bir sıcak çorba içerek başlasın istemişti bu evde yaşamına. Sonraki günler kendi yemeğini kendi düşünsündü. Gerçi mutfağı, banyoyu da kullanacaktı ama çocuk öylesine sessizdi ki evde pek sorun olacağını sanmıyordu.

Nihat kapıyı çaldığında gelecek günlerde bir de anahtar vermesi gerektiği aklına geldi. Gerçi şimdi erkendi, hele bir tanısınlar, sonra düşünürdü anahtar işini.

Nihat sessizce masada çorbasını içerken yan gözle kızına baktı. Ayşe pek ilgili gözükmüyordu gençle. Kızını alacakları para ilgilendiriyordu zaten. Neyse dedi. 'sanırım doğru yaptım.'

Sonraki günler sakin geçti. Nihat sabahları çay bile içmeden hemen evden fırlıyor, akşamları da gelip hemen odasına kapanıyordu. Zehra Hanım bir kaç kere çocuğu yemeye, çaya çağırmaya yeltendi ama sonra vazgeçti. Zaten konu komşu daha şimdiden konuşmaya başlamıştı. Kızı yaşında bir genci eve pansiyoner almasını bir türlü kabul edememişti çevre. Delikanlının sabah ve akşam kafasını kaldırmadan sessizce sokaktan geçişi bile çevrenin fikrini değiştirmemişti. Ne de olsa o bir erkekti ve erkekler her türlü kötülüğü yaparlardı kadınlara, mahallenin yaşlılarına göre.

Bir gece Nihat elinde bir kutu ile her zamankinden biraz daha erken geldi eve. Kapıdan girerken yüzünde şirin bir tebesümle 'Bugün aylığımı aldım, size tatlı getirdim.'diyordu.

Zehra hanım tatlıları tabaklara koyunca delikanlıyı da beraber yemek için kendi odalarına davet etti. Utana sıkıla odaya giren delikanlı gene gözlerini yerden kaldırmadan acele acele tatlısını yedi ve izin isteyip odasına kaçtı hemen.

Anlaşılan bu gençten onlara pek zarar gelmeyecek gözüküyordu. Bu arada Zehra Hanım gencin akşamları nerede yemek yediğini merak ediyordu. Bir kaç kere sormaya yeltenmişti. Bir sefer de gence gömleğini, çamaşırlarını yıkamayı teklif etmiş fakat ondan ben yaparım cevabı ile karşılaşmıştı. Nihat hafta sonları acele gömleğini, çamaşırını banyoda yıkıyor ve bahçeye asıyordu. Garibin öyle fazla kıyafeti de yoktu. Gene de işe giderken temiz giyinmeye gayret ediyordu.

Öykümüzün devamı bir sonraki yazımda.

  

 
Toplam blog
: 826
: 1068
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..