- Kategori
- Aşk - Evlilik
Aşk mı, alışkanlık mı?

Bir yıllık birliktelikleri Can’ın isteği üzerine bitmişti. Deniz çok üzülmüştü ve çok uğraşmıştı bitmemesi için. Ama kararlıydı Can, “Aşık değilim, bu belki de bir alışkanlık, seni sevmiyorum” demişti. Kahrolmuştu Deniz. Bana anlatırken sesi titriyordu, nasıl da belliydi çektiği acı. “Onu çok seviyorum, onsuz yaşayamam” demişti bir keresinde. Yaşıyoruz Deniz demiştim, öyle ya da böyle, ondan önce nasıl yaşadıysan, ondan sonra da yaşarsın. Ama gider bir süre bu acı ve ne zaman geçer bilemem demiştim.
Uzun bir mücadeleden sonra pes etti Deniz ve ayrıldı yolları. Can durgunlaştı bir süre, işine yoğunlaştı. Deniz’le arada haberleşiyorduk; kötüydü. Ama elimden bir şey gelmiyordu. Can hiç bahsetmiyordu. Deniz arada soruyordu “İyi mi, merak ediyorum”.
Sanırım yaklaşık 3 ay geçti. Geçen gün Can’ın odasına gittiğimde, ekranında kocaman resmi vardı Deniz'in, ona bakıyordu yorgun bir ifadeyle. O anda bir şey söylemedim. Ama bir süre sonra dayanamadım ve –Özledin mi? diye sordum. “Özledim ama yapacak bir şey yok” dedi. Yorum yok sana güvenmiyorum bu konuda dedim. Başlasan da bitirirsin yine…
Can mail gönderdi bana…
“Gariptir ki bu konu hakkında şuan ilk defa kendimden başkasına bir şeyler söylüyorum. Kimseyle konuşmadım biliyor musun? Tek kelime bile etmedim. Ayrıldığım için üzülmüyorum ama çok düşünüyorum. Malum evle ilgilenirken, yürürken tonla zaman işte…
Ben Deniz’e aşık değildim. Ama illa aşık mı olmak lazım diye ciddi ciddi düşünmeye başladım, dürüst olmak gerekirse. Sadece sevgilimi değil, çok da iyi bir dostumu kaybettim. Hayatımda kocaman bir delik var şimdi…
Tekrar Deniz’e dönsem mi diye düşünüyorum. Dönersem bir daha gidişi de olmaz. Bunu da biliyorum. Aynı acıyı ona iki defa çektirmem, çektiremem…
Durum bundan ibaret. Evi işini bitirip tekrar düzene girmek istiyorum. Sonra kafamı dinleyip gerçekten de her şey “ONUN” eksikliği mi yoksa sadece alışkanlık mı bilmem lazım.
Bakma burada geyiğine çevirdiğimiz muhabbetlere. Benim şuan kimseye verecek bir şeyim yok. İçimde buz gibi, taş gibi soğuk ölü bir şey var…
Cevap verdim Can’a…
“Vayy be buz gibi, taş gibi, ölü birşey pek bi vurucu oldu. Hani diyorsun ya, düzene girip düşünmek istiyorum NE, NEDEN? Doğru bir karar. Ve düşünüp doğru kararı verirsin umarım.
Ammmaaaaa AŞK gerçekten lazım değil. Sabahtan akşama kadar bir evde ya da dışarıda, nerede olursa olsun, bir şeyleri paylaşmaktan keyif alıyorsan, bir şekilde ona ihtiyaç duyuyorsan, özlüyorsan ve huzur varsa aranızda AŞK hikaye.
Ve kolay bulunmuyor yakalanmıyor bunlar. İletişim kurabildiğin, bir çok şeyi beraber yapmak istediğin ve yapabildiğin birini bulmak ARTIK çok kolay değil gibi geliyor bana. Hepimiz için geçerli!
Diyorsunuz ya hani, onun eksikliği mi, alışkanlık mı? Alışkanlığın etkisi de vardır tabii ama buzlar, taşlar, ölüler sadece alışkanlık değildir. Bana göre böyle…”
Bakalım neler olacak. Gönlüm tekrar beraberliklerinden yana. Yaşanmışsa bir şeyler tatlı tatlı, yeni biri kime niye lazım. Hep yeni baştan nereye kadar…
Huzur her zaman yanıbaşınızda olsun.