​ Aşka ihanetin bedeli / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Şubat '16

 
Kategori
Öykü
 

Aşka ihanetin bedeli

Aşka ihanetin bedeli
 

İHANET


O yaz bambaşka bir yazdı Aytekin için.    

Çünkü Kuşadalı bir kıza âşık olmuştu.          

İzmir Karşıyaka’ dan her yaz Ada’ ya gelir tatilini yapardı. Deniz, kum, güneş, doğa, eğlence o sezon yine revaçtaydı Kuşadası’ nda. “Vantana mera” parçası her gün çay bahçelerinde çalıyor, limana ünlü gemilerin biri geliyor, biri gidiyordu.

Aytekin nasıl âşık oldu ?

Evlerinin kapısında oturup gazete okurken bir kızın birkaç kez önünden geçip gittiğini,

geçerken de ona dikkatlice baktığını fark etti. Kız bazen bakkala gidip bir şeyler alıyor, bazen de eve ekmek götürmek için fırına yaklaşıyordu. Bu arada Aytekin’ i dikkatlice gözlüyor, adeta işaret edermiş gibi onu süzüyordu.          

Aytekin’i çok beğenmiş olmalıydı.

Hoş… Aytekin de ona karşı ilgisiz değildi. Uzun saçlı, ceylan gözlü, çok güzel ve endamlı bir kızla karşı karşıya idi. Gençlikte ister istemez insanın kanı kaynıyordu.

Geliş gidişler, anlamlı bakışlar, ikisinde de alışkanlık haline gelmişti. Kız aynı saatlerde evin önünden geçmezse Aytekin üzülüyor, o da evin önünde değilse kızın içine sıkıntı giriyordu.

Aslında ikisi de çok çekingen oldukları için bu aşk plâtonik bir aşka dönüşmüştü. Tanışma yok, ses yok, konuşma yok… Sadece bakışma var.

Bazen çarşıda karşılaşıyorlar, kalplerini büyük bir heyecan kaplıyordu. Bazen de geceleri çay bahçesinde aileleriyle yakın oturuyorlar, birbirlerini süzüyorlardı. Kumsalda denize girerken birbirlerine denk geldikleri de oluyordu. Birkaç kez de açık hava sinemasında karşılaşmışlardı.

İnanılacak gibi değildi ama koskoca yaz bu şekilde geçip gitti. Ne tanışabildiler, ne konuşabildiler, ne de beraber gezebildiler. Birbirlerine merhaba bile diyemediler.

Aytekin sadece onunla aynı sokakta yirmi-yirmi beş ev ötede oturduklarını , adının da Selma olduğunu öğrenebildi. Çekingenlik hiç iyi bir şey değildi. Sadece bakışmak, sadece düşünmek, hayal kurmak, ilişkilerinin daha baştan sonuçsuz kalmasına neden oluyordu.

Yaz mevsimi bitip de İzmir’ e döndüğünde gelecek sene Ada’ ya gittiğimde Selma’ yı tekrar görürüm, bu sefer onunla konuşurum diye düşünüyordu. Onun kendisini çok sevdiğinden emindi. Bu yaz birbirlerine veda etmeden ayrılmışlardı ama gelecek yaz nasıl olsa tekrar karşılaşacaklardı.

Günler aylar geçti. Aytekin, Selma’ yı hiç unutmadı. Hatta yarıyıl tatilinde Ada’ ya gitti, onu aradı, ama ona rastlayamadı. Derken nihayet yaz geldi. Büyük bir heyecanla Kuşadası’ na hareket etti. Artık kendisiyle her denk geldiğinde uzun uzun bakan kızla konuşabilecekti.

Yine eskisi gibi birbirlerini görebilecekler, hatta bu sefer tanışacaklar, belki de beraber dolaşacaklar, denize girecekler, iskelede balık avlayacaklar, aileleriyle tanışacaklar, evlerine bile serbestçe girip çıkabileceklerdi. Belki de sözlenecek, nişanlanacak, daha sonra da evleneceklerdi.

Ancak Ada’ya geleli bir hafta olduğu halde onu görememişti. Acaba bu mahalleden taşındılar mı diye içine bir kuşku düştü. Birkaç kişiye laf arasında sormayı denedi.

En sonunda acı gerçeği öğrendi. Şok oldu. İnanılacak gibi değildi. Selma’ nın evlendiğini söylüyorlardı. Evlenmişti. Başka bir insanla evlenmişti Selma..

Olamaz böyle bir şey diye isyan etti. Bana âşık olan bir kız. Beni her gördüğünde süzen bir kız. Bir yıl bile beklemeden nasıl evlenebilir ? Yoksa gördüğüm bir hayal miydi?

Kiminle evlendiğini araştırmaya başlayınca daha şaşırtıcı bir sonuçla karşı karşıya geldi. Düpedüz hödüğün tekiydi bu adam. Onu tanıyordu. Mümkün değil onunla mutlu olamazdı. Nasıl yaptı böyle bir şeyi, benimle bir kere bile konuşmadan neden bu aşka ihanet etti diye bir hafta kafasını yordu durdu. Kendisini sevmemesi, alay etmesi mümkün değildi. Niye rol yapsındı?

Aytekin yaşananlara bir anlam veremiyordu. Neden, niçin, ne zaman, nasıl, niye böyle oldu diye derinlere inmeye çalışıyor ama bu muammayı bir türlü çözemiyordu.

Evlendiğine göre artık kendisine sormanın da bir anlamı yoktu. Nitekim birkaç kez onunla yolda karşılaşmış ancak Selma onun yüzüne bile bakmamıştı..

 ***

Aradan uzun yıllar geçti. Düşündüğü gibi olmuştu..Selma’ nın evlendiği kişi ile anlaşabilmesi imkansızdı. Gün gelmiş, boşanmışlardı.

Aytekin Kuşadası’na yerleşmiş, çarşıda bir iş hanında çalışıyordu.

Bir süre sonra Selma’ nın da aynı iş hanında bir işe başladığını gördü.

Selma sık sık yine onun çalıştığı işyerinin önünden geçiyor, gözleri Aytekin’ i arıyordu.

Fakat Aytekin için iş işten geçmişti. Artık Selma’ yı görmek istemiyordu. Onun aşka ihaneti Aytekin’ e ağır gelmişti…

Kim bilir..Belki de Selma için de ihanetin bir takım sebepleri vardı…   

 
Toplam blog
: 137
: 158
Kayıt tarihi
: 09.03.14
 
 

1958 yılında Söke'de doğdum. Esnaf çocuğu olarak ilk, orta ve lise eğitimimi Aydın ili Söke ilçes..