- Kategori
- Anılar
Atatürk'le ilgili bilinmeyen bir anı...

Atatürkçü saygıdeğer bir emekli öğretmen Cavidan hanım
Apartman komşularımızdan 82 yaşında emekli bir öğretmen olan Cavidan hanım, Atatürk'le ilgili bu güne kadar bilinmeyen bir anısını anlatmak isteyince oldukça meraklanmıştım. Anlattıkları ise gerçekten ilginçti.
"1947 yılında Zonguldak'ın Çaycuma ilçesinin Karapınar köyünde öğretmenlik yaparken bana latin harfleriyle yazılmış Türkçe olduğu söylenen bir kitap getirildi. Getiren kişi bu kitabı okumayamadığını, kendisine bu konuda yardımcı olmamı istedi. İşin ilginci o kitabı ben de okuyamamıştım. Ben de kitabı alıp ilçenin Maarif müdürüne gittim ve bu kitabı okuyamadığımı anlattım. Maarif müdürü beni masasının karşısına oturtup aynen şunları söyledi:
" Dil devrimi sırasında eski Türkçe'den latin harflerine geçişte Atatürk latin harflerini kullanan bir kaç tane Fransız dil bilimciye latin harflerinin Türkçe'ye uyarlaması konusunda araştırma görevi verdiğini ve Fransızların da harfleri kendi kullandıkları şekliyle Türkçe'ye uygulaması sonucunda böyle bir kitap ortaya çıktı. Örneğin Fransızca'da ç harfi tch olarak yazıldığından bu şekilde bir yazılımın okunması çok zordur. (Özel not: Ben Fransızca bilmediğim için bu konuyu İngilizce'ye uyarlıyarak açmak istiyorum. Bilindiği gibi latin harflerinde ş, ç, ö, ü, harfleri yoktur. Ş, İngilizce'de Sh, ç ise ch olarak yazılır. Örneğin bir İngilize kişi dedirtmek için keeshe şeklinde bir kelime yazmanız gerekmektedir.) Tabii yabancılar kendi dil bilim kurallarına göre latin harflerini Türkçe'ye uyguladıklarından ortaya karmaşık bir durum ortaya çıkıyordu. Atatürk bu yabancı dil bilimcilere ş demek için s ye bir çengel, ç demek için de c ye bir çengel koyarsak bu daha anlaşılır olduğunu ileri sürerek bu harflerin dilimize girmesini sağladı. Aynı şekilde ö ve ü için de benzer örnekler verdi.
Cavidan hanım maarif müdürüyle yapmış olduğu konuşmayı bu şekilde aktardıktan sonra, o kitabın yabancıların yaptığı ilk çalışmalardan biri olduğunu anladığını söyledi.
Daha sonraki yıllarda İngiltere'de bir seminerde kendisine Türk çocuklarının ne kadar zamanda okuma yazma öğrendikleri sorulduğunda "Bizim çocuklarımız 6 ayda okuma yazma öğreniyorlar. Çünkü biz okuma yazmayı heceleri esas alarak öğretiyoruz" dediğini anlattı. İngilizler ise kendi çocuklarının okuma yazma öğrenmesi için 1 yıldan uzun bir süre geçtiğini çünkü, okuma yazmayı kelime kelime öğrettiklerini anlatıyordu.
Cavidan hanım bu anısını Müjdan Gezen sanat evinin tertip ettiği Atatürk'le ilgili bir programında anlattığını, herkesin bu durumu ilk defa öğrendiğini ve birçok kişinin bu anıyı anlatmasından dolayı ellerini öptüklerini de söyleşisine ekledi.
Bana da anlatılan bu anıyı burada paylaşmak düştü.