- Kategori
- Siyaset
Atatürk'ün Milliyetçiliği

Hem milliyetçiliğe karşı çıkıp, hem Kemalist olmak mümkün mü? Kemalist olmasanız bile milliyetçilik düşmanı olarak da Atatürk'ü pek çok açıdan olumlu değerlendirebilir misiniz? Atatürk'ü İslam'ı siyasallaştıranlara sevdirmek zaten imkansızdır. Ama Atatürk'ü milliyetçiliğinden dolayı eleştirenlerin, özellikle de Kürt vatandaşlarımızın O'nu tüm yönleriyle değerlendirmelerini, milliyetçi söylemlerini hata olarak görüp olumlu yanlarını da dikkate almalarını öneririm. Yani önyargılı olmamak en iyisidir.
Elbette Atatürk'ün milliyetçiliğini bugünkü koşullarda değerlendirdiğimizde ortaya Türk milletini yücelten, şovenist bir anlayış çıkar. Ama kendi döneminin koşullarında değerlendirirsek, parçalanmış bir imparatorluğu devralmış genç cumhuriyette ardı ardına gelen savaşlarda hayli yıpranmış ve imparatorluk aidiyetini yitirmiş bir toplumda milliyetçilikten birliği sağlamak amaçlı istifade edildiği görülecektir.
1789 Fransız İhtilali'nin etkileri ve Genç Türkler 'in 19.yy.'daki faaliyetleri elbette Atatürk'ün siyasi duruşunda belirleyici olmuştu. Ama bir de Osmanlı'nın son asrında yaşadığı bunalımların da milliyetçiliğe bir nevi ivme kazandırdığı görülecektir. Vahhabi hareketiyle Suudi Araplarının başlattığı isyanlar artık ümmetçiliği geçersiz kılıyor, halifeden medet umanların, onun kurtarıcılığından bahsedenlerin lafları safsatadan öteye gidemiyordu. Tanzimat ve Islahat fermanlarına, verilen onca imtiyaz ve hakka rağmen gayri-müslim toplumların bağımsızlık sevdası önlenemiyordu. Çünkü Çarlık Rusya'sı, İngiltere ve Fransa'nın tahrikleri verilen hiçbir hakkın yeterli olmayacağını kanıtlıyordu. Kısacası Osmanlıcılık da imparatorluğu dağılmaktan kurtaramıyordu.
İşte Kurtuluş mücadelesinin verildiği bu şartlarda artık Türkler yalnızdı. Misak-ı Milli sınırlarını kurtarabilmek için verilen mücadeleye maneviyat kazandırabilmek için dinin yanında milliyetçilik de yüceltildi. Ama mücadelenin kazanılması yeni bir tartışmayı başlattı. Mecliste Osmanlı devam etsin diyenler de vardı , Bolşevik Devrimi'nin etkisiyle sosyalizmi ilan edelim diyenler de. Ama Mustafa Kemal tercihini burjuva cumhuriyetinden yana yaptı. Atatürk'ün sosyalizm düşmanı olmadığını kanıtlayan pek çok konuşması vardır. Ama eğitim sisteminde reform yapılmadan köklü İslami geleneklere olan bağlılığının yıkılması imkansız olan bir toplumda sosyalizmi ilan etmek zor olurdu.
Bugün Türkiye siyasi sahnesine baktığımızda milliyetçiliğin de garip bir hal aldığını görüyoruz. Bariz milliyetçiliğiyle ön plana çıkan MHP'de Atatürk aleni biçimde eleştirilmese de pek sevilmez. Zira onların milliyetçiliği İslam'la bütünleşmiştir. Kemalizm'in laik cumhuriyet devrimleriyle uzlaşmaları pek mümkün olmuyor.
AKP ise farklı kulvarda. İslam'daki her türlü milliyetçiliğin reddedilmesine ilişkin kaideden hareketle milliyetçilikle savaştığı izlenimi veren AKP Türk milliyetçiliğiyle savaşıyor savaşmasına ama kendine yeni bir milliyetçilik yaratıyor; o da mezhep milliyetçiliği. Daha da vahimi pek çok AKP'linin İslam'a olan sevgisi Arap ırkına olan sevgi şeklinde tezahür ediyor.
Atatürk'ü en çok sahiplenen CHP ise bir zamanlar "milli şef" olarak milliyetçi politika izleyen ve hatta Nazi Almanya'sıyla bile anlaşan İnönü'nün 1965'teki "ortanın solu" açıklamasıyla siyasetin soluna yönelmişti. Milliyetçilikten vazgeçmek yerine milliyetçilik ve sosyal-demokrasiyi uzlaştırmak o dönemin CHP'sinin ana vazifesi oldu. Günümüzde ise seçimlerde güneydoğuda uğradığı hezimet CHP'de milliyetçilik ya da soldaki ifadesiyle ulusalcılık kavramının yeniden tartışılmasına sebep oluyor. Ama şu bir gerçek ki CHP Kürtlere ulaşmak istiyorsa derhal okları beşe düşürmeli, altı ilkeden milliyetçilik ilkesini terk etmeli.
Atatürk'ü devrimleriyle, çağdaşlaşma yolunda Türkiye'ye kazandırdıklarıyla olumlu değerlendirelim ama O'nu milliyetçilik konusunda suçlamadan, 21.yy'da milliyetçiliğe imkan vermeyelim.