​ Atraksiyon sevgililer günü / Mizah / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Portakal Çiçeği ve FISILTI

http://blog.milliyet.com.tr/elvince

19 Şubat '07

 
Kategori
Mizah
 

Atraksiyon sevgililer günü

Atraksiyon sevgililer günü
 

Ahh! bu evliler, ne olacak bu evlilerin hali… “Aldım verdim, nasıl olsa benimsin…” Böyle düşünüp geçiştiriverdiler sevgililer gününü. Çoğu erkek , pijamalarının rehavetinden , kirli çoraplarının dayanılmaz kokusundan olacak ki bu günün önem ve vehametinden bir haber, televizyona en yakın koltuk yada divan menşeli oturaklarında gerinip tatlı tatlı kaşındılar.

“Atraksiyon sevgililer günü’’ haberlerini, boyası gelmiş tenlerine tezat saçlarının son on yıldır farkında bile olmadıkları eşlerinin vızıltıları eşliğinde dinleyip ‘tuh len !! bu yılda unuttuk, anlamalıydım vitrinler kırmızı kalpten geçilmiyordu.’ Diye düşünüp karısının kendine doğrultulmuş, arenada matador görmüş boğa edasıyla, açılmış gözlerinden ve kasırga yaratabilecek güçteki bağırtısından kurtulmak amacıyla topu eşine yuvarlar.

“ Eeee , dört sene önce aldığım bluza ne oldu? Gördüm annene vermişsin. Ne oldu yani bir beden büyük ve hiç sevmediğin bir renkte almışsam. Sen kıymet bilmezsin, ben almışım giymeliydin…Hani sen ne aldın bana? Bu gün sadece erkeklere mi uyarlanmış, kadınlar bişi almaz mı? Yok ne diye alasın ki? Ben kimim? Vır vır dırr dır.”

Kadın zaten dünden hesaplamış bu sahneyi, ortaçağ şövalyesi kadar silahlı bir halde beklemekte bu anı…İşte o beklenen an geldi, hadi bastır ver eline hakkını… Karısı değil misin, seni alana kadar , kim ağladı kapılarda. Baban kapıdan kovardı o camdan girerdi, olmadı bacadan. Demek evleninceye kadarmış “ köprüyü geçene kadarmış ayıya dayı”. Bu senede bir öpücükle geçiştirirse vallahi göstemelisin hanyayaı konyayı ona. On üç Şubat’ı on dört şubata bağlayan tüm gece uyumamış bunları düşünmüştür kadın. Atış serbesttir. Vır vır dır dırrrrr.

Kadın erkeği bastırmış, içgüdüsel zırvalama ve vır vırlama yeteneği sayesinde eşini yıldırmış Adam bayrağı çoktan teslim etmiş, karısının hediyesiz geçmiş bilmem kaçıncı sevgililer günü sendromunun gözyaşları yüzünden akmış rimelli yüzüne bakarak,

“Tuh ulen!! Benim gibi adamı …bipp ... bipp…Bir daha daha unutursam eve alma..’’ der yüksek sesle.

Oysa içinden bu günü icat edene, bu günü bir matahmış gibi allayıp pullayıp Türk kadın ve erkeklerine pazarlayana da hatta karısına da bir güzel giydirmiştir.

“Akşam akşam nereden çıktı bu saçmalık, maç vardı seyrettirmez şimdi.”

“Suyuna gitmeli, ulen hanzo bir gülde mi alamadın, sevinirdi garip .”

“Yok seneye yazdım kafama, dikiş kursuna gitmek istiyordu, izin vereyim yazılsın… Etek, metek diker kızlara..’’ Kafasında ampul yanmış *Viki misali eşine seslenir. “Bir çay yap, seneye unutursam ne olimm’’

Bu böylemi oldu bilmiyorum; ama daha vahim sonuçlar doğurmuş olabileceğini tahmin ediyorum çoğu evlerde. Kimi bağıra- çağıra, kimi içten içe üzülerek kendilerine zehir etiler bu on dört şubatı. Sevgi ispatlanması yahut gösterilmesi gerekli bir şey midir? Sevildiğini bir dokunuşla anlamaz mı sevilen, Dişini tırnağına takarak evlendiği günden beri , hayatını eşi ve çocuklarına adamış bir adam karısına hediye alıvermesin. En güzel yıllarını , herşeyini, eşine ve evlatlarına adamış bir kadın eşine hediye alıvermesin.. Onlar bilmez mi? En güzel hediye sevgileridir..Tabi ki “SEVGİ” hala devam ediyorsa evliliklerinde, bu da başka bir mesele.

Aşağıda ekteki hikayeleri size aktarabilmek için boynum kırıldı, komşuların pencerelerinden içeriye bakacağım diye.

Adam sevgililer gününde şehir dışındadır; ama hediye almaması için asla geçerli bir sebep değildir bu.Şehir dışına çıkmadan önce eşine bir hediye alır ve çekyatın içine gizler…Sabahın erken saatleri, eşini arar adam telefonla…

“Alo hayatım, unuttum sandın değil mi, bu günü. Sevgililer günün kutlu olsun.”Şapırtlı ve bol tükrüklü bir öpücük yollar karısına telefon yardımıyla..Eşi kıkırdar , çok mesuttur, altın gününde herkese hava atacaktır bu gün eşinin aldığını varsaydığı tek taşıyla…

“Canım ne gerek vardı, bir telefon yeterdi. Seni seviyorum deseydin bana dünyaya değer.” Mır mır mır konuşulur, hatta eşi ona bir ara bir şarkı söyler, kadın zevkten dört köşe hediyeyinin yerinin söylenmesini bekler. Hediye salondaki yeşil çekyatın içine saklanmıştır, Kadın telaşla açar paketi. O da ne??? Kırışık giderici krem.!!! Şimdi sen bana ‘’yaşlı’’ mı diyorsun? faslı adam iş gezisinden gelince….

Orta yaşlarda bir kadın zar zor getirir koca bir kurdelenin süslediği büyükçe paketi eşinin oturduğu koltuğun önüne. “Sevgilim” der kadın, bir yandan da kırıtmakta sanırsın on sekizine üç gün önce, gerdeğe de dün girmiş.’’ Bu sana hediyem’’. Gururla şaşalı pakete bakmaktadır.

Adam koca paketi zar zor açar. O da ne??? Elektrik süpürgesi, hem de ona ödediğiniz parayla ufak bir otomobil alınacak cinsten…Üstelikte parası adamcağızın banka kartıyla bir defada ödenmiş; çünkü satıcı indirim yapmıştır. “Ne güzel değil mi? Sevgilim” hep bu marka elektrik süpürgem olsun istemişimdir” der kadın...

Adamcağız en yakın klinikte tansiyonunu ölçtürürken görülmüş olabilir.. Gerisi malum…

“ Sevgililer günü aslında evlilerin huzurunu bozmak için uydurulmuş bir mizan seldir.” derdi babam…

*En zor şartlarda bile işin içinden sıyrılmayı başarabilen Viki isimli çizgi film kahramanı.

 
Toplam blog
: 76
: 2902
Kayıt tarihi
: 06.11.06
 
 

"Yasamak sakaya gelmez,büyük bir ciddiyetle yasayacaksinbir sincap gibi mesela,yani yasamin disinda ..