​ Bahar Noktası... W.Shakspeare / Tiyatro / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Şubat '07

 
Kategori
Tiyatro
 

Bahar Noktası... W.Shakspeare

Bahar Noktası... W.Shakspeare
 

Nasıl olduysa unutmuşum İstanbul trafiğini… Tiyatroya gideceğiz yine, akşam 18.30’da çıktım Bostancı’da çalıştığım şirketten. Yarım saatte Üsküdar’a geldim ama malum tünel inşaatı yüzünden motor iskelesine kadar epeyce yürümek zorunda kaldım… Saate bakıyorum yetişirim diyorum, Beşiktaş’tan Taksim’e gitmek için de otobüse bindim taksiye de binsem değişen bir şey yok diye düşünerek. Ama trafiği hesap etmedim ne yazık ki, oysa tam beş yıl çalışmıştım orada ve son zamanlarda stadın üst kısmındaki trafiğin nasıl yoğun olduğunu unutmuşum…

Tam Ceylan Inter Continential’in önünde durdu taşıtlar, 5 dakika kadar bekledikten sonra endişelenmeye başladım, inip taksiye binsem değişen bir şey olmayacak, yol açık olsa otobüs de gidecek. Aslında en büyük aptallığı Beşiktaş’a gelmekle yapmıştım, aynı yerden kalkan motorla Kabataş’a gelip, oradan metroya binseydim şimdiye çoktan varmış olacaktım Taksim’e. Malum oyun başlarken kapılar kapanır ve ikinci perdeye kadar açılmaz, işin kötüsü internetten aldım biletleri, benim kredi kartım gerekli ve arkadaşım da beni bekliyor, bilet elinde olsa beni beklemez girer içeri… Tüm bunlar kafamdan geçerken baktım ki biraz hareketlendi trafik, bir müddet dur kalk olarak daha sonra da tam açıldı da koşarak vardım Taksim Sahne’sine, kılı kılına yetişerek girdik salona…

Bahar Noktası, William Shakspeare’in yazdığı bir eser… Can Yücel’in dilimize çevirirken neredeyse yeniden yazdığı eser aşkın insanları düşürdüğü halleri anlatan, düşle gerçek arasında gidip gelen bir komedi…

“Öyle bir meşk ki aşk, en bayağı, en aşağılık şeyleri allayıp pullamaya, yüceltmeye birebir.

Eros’u onun için mi acep kör gösterir esatir? Kanatlı ya, havalanır, uçar gider kafirliğine,

Gözünün gördüğüne değil de, aklının estiğine.”

Atina Dükü Theseus, Amazonlar Kraliçesi Hippolyta ile evlenmek üzeredir… Egeus, çiftin

Sarayına gelerek kızı Hermia’yı, kendisinin uygun bulduğu Demetrius ile değil de Lysander

İle evlenmek istediği için şikayet eder. Hermia da mecburen sevgilisiyle birlikte en yakındaki

ormana kaçar. Gerçi ormanda da işler çok karışıktır. Zira periler kralı Oberon ve periler

kraliçesi Titiana’nın arası kıskançlık yüzünden limonidir! Sırf bu yüzden doğanın düzeni

birbirine girmiş vaziyettedir. Oberon, kendisini aldattığından şüphelendiği Titiana’yı

cezalandırmak için baş uşağı Puck’ı vazifelendirir. Sihirli bir çiçeğin öz suyundan bir

solüsyon hazırlar. Bu çok özel iksir kimin gözüne uyurken damlatılırsa, gözünü açtığında

gördüğü ilk “yaratığa”, adama değil ama yaratığa, deliler gibi aşık olacaktır!

Baş rollerde Sumru Yavrucuk, Metin Belgin, Mustafa Uğurlu, Erkan Taşdöğen oynuyor… Sumru Yavrucuk’a Yabancı Damat dizisindeki Feride rolünde hayranım zaten, öyle güzel oynuyor ki sanırsınız gerçekten Antep’li, konuşmalardaki aksanı, rollerdeki tabiiliği muhteşem… Oynadığı o rolü düşünüp bir de bu oyundaki büründüğü role bakarsak büyük oyuncu sıfatını hak eder sanırım. Diğer tüm oyuncuları da beğendim, Mustafa Uğurlu çok güldürdü izleyenleri, bir de karanlık ormanda elindeki fenerle ay ışığı rolü yapan oyuncu çok güldürdü… Her “ayisiğiiiii” (ay ışığı kelimesini böyle söylüyordu) dediğinde koptu herkes gülmekten…

Yine güzel bir oyun izledim geride hoş lezzetler bırakan… Dün gece Müfettiş adlı oyuna da bilet aldım internetten. Muhteşem bir oyun olduğunu söylüyorlar, biletler bitmek üzere, seyretmeyenlere tavsiye ederim… Çalışma hayatının stresini, ülkemizin içinde bulunduğu nahoş durumu, küresel ısınmayı, geçim sıkıntısını düşünmekten biraz olsun uzaklaşmak için birebir inanın… Aynı sloganımı tekrarlıyorum yine… Sevgiyle kalın, tiyatrosuz kalmayın…

 
Toplam blog
: 203
: 2037
Kayıt tarihi
: 23.10.06
 
 

İnsanların yapmaktan mutlu oldukları hobileri vardır. Benim de en severek yaptığım, hayatımda yen..