Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Temmuz '09

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
334
 

Bakla tarlasındaki kargalarımız

Bakla tarlasındaki kargalarımız
 

Tek Bir Lider Vardır


Bir tarihte, bir milletin, ölümsüz destanıdır Cumhuriyet. Özünü korumak adına büyük bir imparatorluğu satan Osmanlı hükümdarları da bu ülkeden değimliydi? Büyük bir tarihin, dev bir kültürün, bir dünyayı sarsan namıyla koskocaman bir Osmanlı Hükümdarlığı, ne sebeplerle battı? Göze batmayan suistimal edilen töleranslarımız değil miydi?

Bütünlüğü koruyamayan, tek tek kendine ihanet eden kültürüne ihanet eden, kendi soyuna ihanet eden zayıf kişilikli, tamahkar, aç gözlü ve korkak bir grubun soysuz soyluları yüzünden içten yıkımlara, dejenerasyonlara, yozlaşmaya uğrayan Türkiye’nin tarisel geçmişinin hazin sonunu biliriz hepimiz.

Sonra, aslında oldukça gürültülü, tarihin sayfalarında dev bir geminin batışı gibi ya da bir gezegenin fezada yok oluşu gibi; içimizdeki hazin sesin alacakaranlık sessizliğinde bütün ihtişamının çığlıklar içindeki gürültüsüyle patlayan kaybolan bir gezegendi adeta Osmanlı. Türkün, Türklüğün şanı, namı Osmanlı.

Kainat sisteminin kanunudur. Hiçbir şeyin yeri boş kalmaz. Bir tarih altın harflerle adını Cumhuriyet olarak yazdırdı yeniden. Aslında gezegen batmamış ya da patlamamıştı sadece Cumhuriyet olarak ve coğrafi biçimini değiştirerek ve bir de yepyeni bir boyutta taşımaya başladı "Türk" adını. Hem de adını okyanus ve göklerden; gözler, güneş gücünü sembolize eden saçlar ve çelik bir irade gücüyle dev bir el atan Mustafa Kemal ATATÜRK ile birlikte bir davul çalmaya başladı yer ve göğün düğününe. Türk tarihinin kültür sembolü olan "davul zurna"; Osmanlı İmparatorluğu'nun batışından Cumhuriyetin kuruluşuna kadar olan dönemde Türkün ateşle imtihanının bittiğine sestir. Bu davulun daha önceki ufak bir örneğini, Atatürk`ün Makbule Hanım ile beraber BAKLA TARLASINDAN KARGALARI KOVALERKEN YAPTIĞI TAKTİKLE DE KIYASLARIZ BİLİNDİĞİ ÜZERE.

Türk Milleti olarak, Türk tarihinin ömrü boyunca, her ırktan, her milletten, her soydan, her kültürden herkesi kardeş diye içimize aldık, sarıldık, kucakladık, dost bildik ve inandık, bir de güvendik. Bu çok güzel. Kendimizle her zaman bu yüzden gurur da duyarız.Tabii bu gurur duymakla kalmadı, pek çok şey verdik, kaybettik, unuttuk, sildik ve kendi kültürümüzden ananelerimizden, bütünlüğümüzden de tıpkı bir zamanlar olduğu gibi inançlarımızdan da ödünler vermeye de başladık. İlk olarak bayramlarımızın anlamını, değerini kaybetmeye başladık bunu kaybederken fark etmedik. Çünkü o sıralarda mutluyduk çünkü verici bir milletiz ve bunu kendi bütünlüğümüzü, bazen hatta çoğu kez hiçe sayarak yada vicdanen kendimizi rahatlattığımızı düşünerek ya da bununla kendimizi kandırarak bastırıyoruz. Gazeteler, dergiler, tv, haberler herşeyde dejenere olmuş bir bütünleşmeyi kurtarmanın ikazları bağırıyor. Kimse görmüyor duymuyor. Sadece ağızlarda teröre, yokluğa, açlığa, hırsızlığa isyan, kahır ve beddualar var. İyimser düşünmek sadece kendini düşünmekten geçer. Bencilce bir fikir gibi görsek de bu böyle. O halde buna "BİR TÜRK DÜNYAYA BEDELDİR" diyebiliriz. Öyleyse önce bir Türk, önce "Bir Türk "tür. Biz önce Türk olarak kendimizi bilmeli, kendi özümüzü kendi tarihimizi Türk`e ÖZGÜ NE VARSA ÖNCE ONUN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMALIYIZ. Ondan sonra, her ırka, her kültüre kendi sağlam bütünlüğümüzün sağlam kökleri üzerinde sağlam bir yapı olarak kucak açacak kuvvette olabilelim." Türk, her ırka kucak açar" dedirtecek güçte olursak, içimize kucakladıklarımıza bizi yıkabilecek gücü vermemiş olabiliriz.

"Meyve veren ağaç taşlanır." Artık her birimiz elimize davulumuzu alıp tarlamızda kargalarımızı kovalamaya başlamalıyız. Bunun anlamı, kültürümüzü ve tarihimizi; kucakladığımız suistimalliklerin yıpratmasına izin vermememizdir. Önce Türklüğün bütünlüğünü sahip olmalı bu yapı taşının gücüyle her ırk, millet ve kültüre emin adımlarla emin bir yürekle kucak açabiliriz veya azınlık olarak kabul ettikleri yaşam biçimine kendi temellerimizi koruyarak müsade edebiliriz. Aksi takdirde her an bir tehdit altında kalmış oluruz. Kardeşlik ADEM OĞULLARININ Kur`an-ı Kerim deki örneği kadardır. En basit örneği bir ayetten verecek olursam;
(Allah) buyurdu: "Birbirinize düşman olarak inin, sizin yeryüzünde bir süreye kadar kalıp geçinmeniz gerekmektedir."

"Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan (dirilip) çıkarılacaksınız!" dedi. "" (Araf Sur 13-25)


İşte bu yüzden her zaman bir toplumun öz kardeşi yine kendi toplum ve ırkındandır diğerleri içinse güçlü olmak gerekir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 58
Toplam yorum
: 19
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 350
Kayıt tarihi
: 11.07.09
 
 

04/07/1968 Gaziantep doğumluyum. İstanbulda yaşıyorum. İstanbul aşığıyım. Şiir yazmakla uğraşıyorum...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster