​ Balta ve Sap İlişkisi / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ağustos '16

 
Kategori
Güncel
 

Balta ve Sap İlişkisi

Balta ve Sap İlişkisi
 

Türkiye darbe süreciyle yeni tanışmış değil. Ben dahi 2. Büyük askeri darbeyi yaşarken yaşı daha ileride olanların daha çok darbe yaşamaları olağan. Darbeler Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez 1960 yılında tanışmış. 1960'a kadar yaşanmayan darbe nasıl olmuş da 1960 yılında başlamış. Sorgulamaya başlayacağımız nokta da tam burası ve bu hareketi hazırlayan nedenler olmalıdır.

Devlet nedir diye soracak olurlarsa birçokları devlet kavramını şöyle açıklar. Bir avuç idealist toplum içinde sözü dinlenir, korkusuz adamın organizasyonudur. Bu İngiltere’de de böyledir, Fransa’da böyledir. Almanya’da da böyledir.

Her şey 2.Dünya Savaşı’nın bitişi ile başladı. Biz ne olduysa apar topar NATO’ya girdik. İngiliz ve Amerikan ortak organizasyonu ve diğerlerinin maşa olduğu NATO ile birlikte Türkiye’de darbeler dönemi başladı. Darbelerde suçlanan ülkeler sırasıyla Amerika ve İngiltere kurum ise NATO’dur. Nato, CIA birçok ülkede çıkarları için şahları devirip, demokrasi getirdi. Demokrasiyi kaldırıp darbeler yaptı. Kimi ülkelerde demokrasiye düşman, kimi ülkelerde Şahlara, Krallara düşman oldu. Ama en büyük dostu daima çıkarlarıydı.

Devleti oluşturan yapıtaşları bireylerdir. Devlet normal şartlarda bireylerin birlikte daha güçlü olmalarını sağlayacak organizasyonlardır. Bir arabaya benzetsek devleti, vidası bir çırak veya çobansa motoru sanayisi, üretici kesimi, direksiyon hükümeti, fren belki de muhalefeti temsil edebilir. Hiçbir arabanın freni ile gazı veya kapısının kavga etmesi düşünülebilir mi? Bu mümkün değildir. Kimse kimseden üstün değildir.

Normal egemen bir devlette başka devlete ait askeri üstler olmaz. Bu ülke ya kendi kendine yetemiyor demektir ki, bu da o ülkenin ayıbıdır.

Bir ülkede eğitim sisteminden, diğer tüm yasaları kendi örfleri, dini ve toplumsal yapısıyla çelişmemelidir. Bir ülkenin çalışanı başka bir ülkeden şartlar ne olursa olsun emir alamaz, menfaat elde edemez. Etmemesi gerekir. Para veren emir verir. Emir veren kendi menfaatlerini gözetir. Bu basit bir mantıktır.

Bir ülkenin en değerlisi vatandaşı, insan kaynaklarıdır. O ülkedeki insan kaynaklarını o ülkenin çıkarlarına o ülke adına kullanmak ülkenin menfaati için, üretimi, ticareti, savunması, turizmi, sağlığı için kullanılmalıdır. Aksi ülkeye zarardır. Farzı misal ODTÜ bu yıl beş bin mezun verse ve bunların tamamı Alman Devleti için çalışsa bu ülkede o üniversiteyi dolaylı olarak fonlayan, sanayiciye, çiftçiye, üreticiye hakaret değil midir? En azından söz konusu öğrencilere vatan sevgisi vergi bağı anlatılmış olması gerekmez mi? Bir ülkede sırf yakınım işe girsin diye, gerçekten o işi çok daha iyi yapabilecek niteliklere sahip ancak kimsesi olmadığı için sesini duyuramayan ülkesine, vatanına olan sevgi bağlarını yitirmiş insanlar doğuran bir sistem sağlıklı bir gelecek inşa etmekte başarılı olabilir mi?

Devletin sahibi olduğunu iddia edenler (asker, polis,öğretmen vs) kantarın topuzunu kaçırınca sorunlara neden olabiliyorlar. Hâlbuki devlet herkesin, daha özünde üretenlerin, çalışmadan oturanların karınlarının doymalarına neden olanlarındır. Almanya’da, Amerika’da da beden gücüyle çalışan bu ülkede doğmuş insanlar vardır. İnsanlarımıza ikinci üçüncü sınıf insan olduğunu hissettirecek her hareket tarzı, her faaliyet adaleti bozar ve insanları ayırır. Bu ülkede hiçbir insan ikinci sınıf olduğuna dair bir düşünceye sahip olmamalıdır. Bu sağlanmadığı takdirde biri biterken başka bir şey başlar. 12 Eylül’ün ilk günlerinden itibaren planlanan günümüz darbesi ile daha önceki darbeleri yapanlar aynı kişiler olmasa da aynı kurumlardır. Sopayı tutan aynı da sopa değişmiştir bence olan odur. Suçu sopada aramak, sopayı vuranı her defasında görmemezlikten gelmek değil, sopayı vuranın elini kırmak gerek ki bir daha sopa vurmasın…

İki pehlivan güreşiyor. Altta kalanın taraftarları “hadi pehlivan tutsana diyorlar” Pehlivan homurdanarak; “gücüm yetse….”

 
Toplam blog
: 2271
: 163
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..