​ Güneydoğu Sorununa Dair Düşünceler-2 / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ağustos '16

 
Kategori
Güncel
 

Güneydoğu Sorununa Dair Düşünceler-2

Güneydoğu Sorununa Dair Düşünceler-2
 

Türkiye bir ulus devlet olmakla beraber, tasarımında etkin unsur, ana unsur diye sırtı sıvazlanan ancak gerçekte iş nemalanmaya, para kazanmaya gelince başka unsurların devrede olduğu görülür. Bir Türk ve Sünni köyündekilerle Alevi veya Kürt köyünde yaşayan insanların ya da şehirde hanelerinde yaşamaya çalışan Sünnilerin Alevi veya Kürtlerle herhangi bir problemi aslında yoktur. En fazla yaylada hayvanları diğerlerinin otlağına gidebilir, hayvancılığı ve yaylacılığı da elbirliğiyle bitirdiğimize göre böyle bir sorun olması mümkün değil!

Türkiye Cumhuriyeti Sünni ve Türk esaslı bir devlet olarak tanımlanmıştır. Laik yapısının olması önemli olmakla beraber bu diğer gruplarca ifade edilen, zaman huzursuzluk konusu olabilen bir durumdur. Farklılıklar dengelenmezse ileride sorunlar yumağına dönüştürülüyor. Kahramanmaraş, Çorum, Sivas olayları dinsel günümüz Güneydoğu sorunları ise ırksal sorunları kaşımak suretiyle meydana gelmiş olan olaylardır.

Türkiye’de Avrupa Birliğine sunulmak üzere her yıl binlerce proje yapılır ve bunu Ulusal Ajans destekler. Ben de onlarca proje yazmış kimi yazdığı projeleri desteklenmiş, kimi projeleri desteklenmemiş bir yazar olmaya fikir üretmeye çalışan bir faniyim. Hep keşke ülkemizdeki sosyal, mezhep sorunlarını çözmek için de proje fikirleri yarışsın projeler yapılsın diye düşündüğüm olmuştur. Bu ülke birçok dine sahip, dile sahip insanların yaşadığı halen dünyanın en çok oyun oynanan bölgesi olmasına rağmen ayakta kalabilen toplumu. 2011 İsveç’te karşılaştığım Adıyaman asıllı bir Ermeni toprakdaşımız(ataları aynı toprakta yaşamış insanlar) bile bizlere muhabbet besliyorsa sorunları bu bölgede bizlerin sadece bizlerin çözmemesi, çözememesi için hiçbir neden yoktur.

Eğitim Ayağı ( Geleceği Kurtarmak)

1- Öncelikle barış içinde bir toplum düşlüyorsak, eğitim materyalleri arasında kesinlikle dini değerleri, örfi değerleri, ırk değerlerini kişisel değerlerde aşağılama, küçük düşürme ifadeleri varsa devreden çıkarılmalıdır.

2- Ege, Marmara, Karadeniz, Akdeniz, İç Anadolu bölgelerinden okullarla Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki okullarla bütçeli programlı kardeş okul projelerinin üretilmesi. Bu durumun etkin olması için gönüllülük ve çeşitli teşvikler uygulanmalıdır. Bu hususta okulların birbirini ziyaret etmesi ile kardeşlik bağları geliştirilebilir. Aynı şekilde YIBO’lar arası öğrenci transferi yapılmak suretiyle dostluk bağları geliştirilebilir. Bu kardeş okullar kapsamında aile ziyaretleri sağlanabilir. Öyle ki Hakkâri veya Adıyaman’daki bir okulun öğrencisi Ankara’da Ordu’da bir ailenin yanında misafir öğrenci olarak en azından bir haftalık sürelerle kalabilir ve çocuklar ve çocukların aileleri arasında tanışıklıklar, dostluklar pekiştirilebilir. İnsanlar arasındaki farklılıklar aşılabilir.

3- Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde stajyer öğretmenlerden ziyade profesyonelliği ile itibarlı özellikli öğretmenler bölgelere gönderilmeli. Maddi bakımdan gerekirse teşvik edilmelidir.

4- Devlet ve özel tüm ilk ve orta dereceli okulların mutlaka “Çanakkale, Kut-ül Amare , Sarıkamış, Kurtuluş Savaşı Savaşlarının”  yapıldığı tarihlerde gezilerle birlik bilinci oluşturulması

5- Çocuklar, öğretmenler, çocukların aileleri tarafından karşılıklı ziyaret programları düzenlenebilir. Bu bölgesel farklılıkların giderilmesine, dostluk filizlerine sebep olacak ve bu program 2007 yılından 2020 ‘ye kadar AB, Erasmus programları ciddiyetinde yapılırsa eminim ki bizler yıllar sonra bu olayları konuşmuyor olacağımıza inanıyorum.

Silah kullanmadan, kalemle, fikirle proje ve sağlıklı eylemlerle bölgesel problemlerimizin çözüleceğinden kesinlikle eminim. “Sahipsiz kuzuyu kurt kapar” ve bu milletin sahibi vergisini verdiği, çocuklarını kınalı kuzular olarak gönderdiği ve feda ettiği devlettir. Bu devlet de Türkiye Cumhuriyeti olmalıdır. İthal projelerin, faydadan çok parçalanma getirdiğini görmemek, budalalık değilse bedeli ödenmiş zorunluluktur. Bu ve buna benzer onlarca belki yüzlerce fikir, proje üretileceğinden eminim. Bu çok zor değil ve bu millet Yunus Emre’ler, Hacı Bektaş-ı Veliler, Somuncu Babalar, Ahi Evranlar, Mevlana Celaleddin Rumi gibi birçok dünya çapında değere sahip Anadolu bu sorunların da üstesinden gelecektir,  gelmelidir.

Bu daha başlangıç, sadece çocukları, çocukların ailelerini kaynaştırarak yapılabilecek basitçe alelacele düşünülmüş akla gelmiş bir fikir. Gençler, yaşlılar, kadınlar, engelliler, gaziler daha onlarca farklı konu ve çalışma alanı bulabilir, ülkedeki algılanan sınıfsal farklılıkları giderebilir ve ortak bir zemin, mecra bulabiliriz. Bulmalıyız…

 
Toplam blog
: 2271
: 163
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..