- Kategori
- Deneme
Bataklıklardayım!...
Kurtulmaya çalıştıkça, her çırpınışta daha batıyorum derinlere. Sonu gelmeyen o dipsiz kuyulara. Allahım neler oluyor bana nedir bu çektiğim ızdırap. Adını koyamadığım bu hain acı, değersizliklerde yitirecek beni.
Hergün baştan başlamalıyım diye uyudukça rüyalarım kabusa dönüşüyor sanki. Geçmiş sırtıma ağır bir yük gibi biniyor. Her uyanışım yeni bir yitikliğin başlangıcı oluyor.Oysa ufakcıkken ne kadarda güzeldi herşey. Çocuk kalbim herşeye sevinir yeni bir umut sayfası açardı geleceğe. Sayfada neler mi vardı…Mutluluk, umut ve asla kirleneceğini düşünmediğim sevgi dolu bir hayat…
Şimdi…
Geçmişte yaşadığım mutlulukları bile hatırlayamaz oldum. Neydi onlar sonu hıçkırıklarla biten bir oyunun sonu muydu yoksa göz göre göre avucumdan kayıp giden masum, tertemiz hayatım mıydı?
Of tanrım!
Kendime gelmeliyim artık…
Yeni umutlar evet yeni umutlar. Bunlar beni kendime getirebilir. Nedir yeni umutlar ; olmayan annem ve babamla geçireceğim günler midir? Yoksa beni terk edip giden bir sevgiliyle yaşlanacağım yıllar mı?
Sevgili…
Beni bu hale getiren de o değil mi? Uğruna herşeyden vazgeçtiğim canım sevgili. Arkana bile dönüp bakmadan nasıl da gidebildin. Giderken hayallerimi, ruhumu da götürdüğünü bilemeden ya da bile bile. Bu beden ruhsuz yaşayabilir mi. Sensizlik çok zor bebeğim. Alışamıyorum yokluğuna, sanki girivereceksin kapıdan.O güzel gülümsemeni takınacaksın yüzüne. Dudağıma usulca bir öpücük konduracaksın. Kulağıma bişeyler fısıldayıp vermene alıştığım beyaz gülümü vereceksin elime. Bunları düşündükçe sol yanıma tarifi zor yaralar açılıyor.
Herşeyimde senden izler var sanki. Dudaklarımda dudağının, vücudumda ellerinin, yatağımda kokunun ve hayallerimde ruhunun izleriyle yaşayabilirmiyim. Unutabilir miyim seni, silebilir miyim gözlerini gözlerimden…
Zor bebeğim zor, sensizlik çok zor. Hergün yokluğunu bilerek, bütün gece bir nebze olsun uyumadan, bomboş evde yanlızlığımla, acılar içinde kıvranarak kalkmak ne kadar da zor bebeğim.
Hergün biraz daha solan yüzün, gözümün önünde bir fırtına gibi gidip geliyor.Nasıl da anlamamıştım tanrım… Yorgunum diye geçiştirdiğin günlerde ne ızdıraplar çektin kimbilir.Niye söylemedin sevgilim, hergün biraz daha eridiğini niye söylemedin?Uzun dalışlarının sebebi buymuş meğer. Çok sevdiğin yürüyüşleri istememenin, yastığında bulduğum onca dökülen saçlarının, rejim yapıyorum diye aldatarak eriyen vücudunun, tadına doyamadığın yemekleri yememenin…Düşündükçe çıldıracak gibi oluyorum!
O sabahta her zaman ki gibi bir gündü benim için. Yatağımızı yalayarak doğan güneşle uyandım yine. Hani sen çok seversin yaa! Yüzüne baktım usulca ne güzelde uyuyordun. Bebekler gibi tertemiz… Küçük bir öpücük kondurdum yanağına. Soğumuştu tenin, yanımda nasıl üşüdün seni seni diye, burnuna dokunup gülümsedim. Üstünü bir kat daha örtüp ‘En fazla 10 dakika daha kalabilirsin küçük bey, oda ısınman için’ diye mırıldanarak çıktım odadan. Sevdiğin o küçük çaydanlıktan çay koydum. Hani sen uyuklarken mutfakta çıkardığım sesleri seversin ya (Onları duymak güven verir dersin) bile bile ses yaptım o gün. Nerden bilebilirdim duymadığını…
Artık herşeyde hazırdı, bu kadar tembellik yeterdi. Kalkmalıydın bebeğim, sonra yine geç kaldım diyecektin. Koşa koşa yanına gelip üstüne atladım. vücudun, geceleri beni ısıtan tenin nasılda soğuktu öyle. Vücudum birden karıncalanmaya başlamıştı. Sanki her yerimi bir anda karıncalar kemirmeye başlamıştı!Ne oluyordu tanrım bu bir şakaydı evet acı bir şakaydı. Oda küçüldükçe küçülüyordu. Sadece ben ve karanlık vardık sanki. Uçsuz bucaksız bir karanlık…
HAYIR BEBEĞİM HAYIR ÖLEMEZDİN SEN!
Beni bu anlamsız dünyada, yapayanlız bırakıp gidemezsin.Hadi kalk artık, sımsıkı sarıl bana. Avuçlarıma sıcacık bir öpücük kondur, gitmedim burdayım de. Sadece biraz daha uyumak istediğini söyle. Bak kaldırmıycam söz bugün bütün gün uyu.Ya da sevgilim sadece sağından soluna dön!..
Yapmadın bebeğim yapmadın, beni ne duydun ne de döndün…
Her zaman aldığım sabah öpücüğümü vermedin, banyoda yüzünü yıkarken duyduğum, beni gülümseten suyun sesini duymadım. Acaba hangi kravatı taksam diye düşündüğün aynaya bir daha bakmadın. Gün içinde seni seviyorum demek için bir daha hiç aramadın. Akşama evde maç izleyebilmek için benimle bir daha pazarlık yapmadın. Uğruna herşeyimi verebileceğim kokunu bir daha hiç duymadım…
Şimdi sensizliğin ötesindeyim. Dipsiz kuyularda çırpındıkça çırpınıyorum. Sesimi duyan yok. Arkadaşlarım evet arkadaşlarım, anlamsız bakışlarımdan, sessiz hıçkırıklarımdan, kendi kendime konuşmalarımdan korkmuş olucaklar ki hepsi de kayboldular.
Olsun sevdiğim olsun, sensizliğin ortasındayken onlar yanımda olmuş ne fayda.
Hatıralarınla yaşıyabilmek için çok uğraştım inan. Her uğraşımın sonunda, varoluş sebebimin sen olduğunu anlayıp, anlamsız kavgalar yaşadım hep. Bir daha, bir daha, bir daha…
Usandım artık sevdiğim!
Uyumanın ızdırap olduğu yataklarda sensiz yatmaktan, hergün giymen için hazırladığım kıyafetleri üzerinde görememekten, her anahtar sesi duyduğumda irkilmekten, artık kokunu almakta zorlandığım yastığında yatmaktan ve her gece yaradana yanına gelebilmek için dua etmekten çok sıkıldım.
Yanına gelmek istiyorum. Hiç ayrılmamış gibi…Bak gittiğin günkü kıyafetleri giydim.Hala güzel yakışıyorlar değil mi?Seninkilerde elimde. Yattığın yerde yatıyorum ve çok heyecanlıyım sevdiğim. Günler sonra sana kavuşacağım ya herşeye değer. Merak etme bebeğim acısız olucak gelişim, tatlı bir uykuya dalış gibi…
Usul usul kapanacak gözlerim, yavaş yavaş uyuyacağım. Ama bu sefer iki kişilik aç kollarını olur mu? Bebeğimize ve bana…