- Kategori
- Futbol
BELÇİKA'YI YENDİK AMA...

hiddink
Avrupa Futbol şampiyonası eleme grubu 2. maçında Millilerimiz Belçika’yı 3-2 yenerken, attıkça yedi, yedikçe attı ve rakibin 10 kişi kalmasından da istifade ederek, zor da olsa kazanmasını bildi.
Bugün maç saatine yakın mahallede 2 çocuk gördüm. Birinin üstünde Fenerbahçe, diğerinde Galatasaray forması vardı. Akraba idiler. Birazdan ağabeyimiz gelecek trene binip. maça gideceğiz derken, sevinçten yerlerinde duramıyorlardı. 8-9 yaşlarındaydılar. Birazdan ağabeyleri göründü ve koşarak ona sarılıp tezahürata başladılar. Kim ne dersin desin, kim beğenmezse beğenmesin, bu takım, bu milli takım çok seviliyor ve futbolun takım rekabetine ara veriyor. Birleştiriyor. Milli duyguları ön plana çıkarıyor.
Peki onlar bu sevgiye layık olabiliyorlar mı? Gayretlerinden, kazanma isteklerinden ve hırslarından şüphe yok.
Yalnız, Milli takıma seçilen, orada kadroya giremeyen bir futbolcu bile bu ülkede, oynadığı mevkiin en iyi, ya da en formda 2 adamından biri demektir. Çok fazla umutlu olduğumuz ve kariyerinden asla şüphe duymadığımız Hollanda’lı Teknik Direktör Guus Hiddink çok yeni ve Türk futbolunu yakından tanımıyor. Zaman geçtikçe, ligi ve oyuncuları takip ettikçe kendi başına seçecek, oynatacağı sisteme uygun futbolcularla yola devam edecektir.
Fatih Terim’in son başarısızlığının ardından istifasına karşın, bu başarısızlıkta pay sahibi olan Oğuz Çetin’in neden istifa etmediğini anlamış değildim ve şimdi ben de Hiddink’in bu futbolumuza alışma döneminde, başkalarının söylediği gibi futbolcu seçiminde Oğuz Çetin’in rolü olduğunu düşünüyorum. Zaten oynayan oyuncuların arasında pek yeni biri yok.
Milli takımın Belçika karşısındaki futbolunu ben beğenmedim. Koskoca bir ilk yarı ne yaptık belli değildi. Nitekim bir korner sonucu yediğimiz garip ve imk ansız bir golle devreyi mağlup kapadık. Hiddink’in ligimizde de örneği çok sık görülen Türk futbolunun bu duran toplarda oyuncu paylaşımı işini iyice öğretmesi lazım ki, 2-1 yaptıktan 2 dakika sonra yediğimiz 2. gol, birincisinden daha komik, daha utanç vericiydi.
Trabzonspor’un kalecisi Onur, geçen yılki başarılı performansı ile Volkan ve Hakan’ın eşzamanlı sakatlıkları yüzünden en iyi kaleci olarak mecburen kaledeydi ama görüldü ki, yan toplarda bir facia. Çıkılacak yerde çıkmıyor, çıkılmayacak yerde çıkıyor. Kabahati yok. Oğuz Çetin, Fenerbahçe’de oynarken, hemşerisi Engin İpekoğlu’nu Beşiktaş’tan, Fenerbahçe’ye transfer ettirmişti. Şimdi de Milli takıma kaleci antrenörü yapmış!. Ama Onur öyle gözüküyor ki, antrenörden pek bir şey görememiş, kendi gayretleriyle başarılı olmaya çalışıyor.
Bu takımda Arda diye müthiş bir yetenek var ki bana göre takımın yarısı. Bir diğer yarısı da Emre ve Hamit. Bir de Gökhan Gönül var ama düz futbol oynayan, yıllardır yüksek bir performansını göremediğim Sabri’yi neden ona tercih ettiler anlamadım!. Gökhan girdikten sonra, sağ taraf canlandı ve 3. golün asitsini yaptı. Tuncay eski Tuncay gibi değil. Diğerleri kim olsa olur. Ligi şampiyon bitiren Bursa’dan neden Ömer dışında kimse yok acaba?. Ve bu takım hala Süper ligde lider. Tesadüf mü acaba?. .
Milli takım 2 maçı da başarılı sayılacak sonuçlarla 6 puan alarak geçmeyi bildi ama biz bu maçlarda şimdilik Hiddink farkını göremedik. Yine sonuca bireysel olarak gitmeye çalışıyoruz ve görüldü ki, yine çok kolay goller yiyiyoruz.
Bu Belçika önünde bu kadar zorlanmamalıydık. Yine üç oldu ama bu kez çok güç oldu.
Şansın, her zaman bugünkü kadar bizimle birlikte olmayacağı maçlar olabilir.
Maç esnasında Hiddink’in yüz ifadeleri isyankar ve memnun gözükmüyordu. Avrupa’nın sıradan takımı Belçika’yı yendik ama bu görüntü ile Almanya ile başa çıkabilme umudu şimdilik yok. Zaman ilerledikçe, Hiddink farkıyla Milli takımda çok şeyin değişeceğine ve o zaman. çok daha iyi bir milli takım seyredeceğimize dair olan umudum, bu maçta duyduğum heyecandan çok daha fazladır.