Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ocak '07

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
800
 

BEN bildiriyorum

Gazetecilikte, öteden beri bir "Söylem" vardır: "Gazeteci, vurduğu yerden ses çıkarır" diye. . Başarının kıstası olmalı bu herhalde. . Bunu, ilk Attila İlhan'dan duymuştum. O bize, nüanslarını anlatırdı. İncelikli ve ayrıntılı bir sürü şeyler. . Gazetecilerin bağımsızlığına da önem verirdi.

Konumuz "Ses verme, ses getirme" ise şayet, herkes, birey olarak bu hakkını kullanabilir. Bir dilekçe ile iş biter. Oturur, neticesini beklersin ortaya attığın konunun. . Cevap verilir veya verilmez, o ayrı iştir. Yasal yollara gidersin. Hakkını muhakkak alırsın. Vatandaşlık hakları budur.

Durumumuz, "Blog"culuk, internette Milliyet'in bir önemli kuruluşu. Binleri aşan üyesi ile dev gibi bir yazarlar ordusu. . İçimden, "Dur hele" dedim. Şu işi bir kurcalayalım. Hangi işi? Attila İlhan'ın panosunu yırtmışlardı ya hani. . Magandalar doğramıştı koskoca şiirli panoyu. . Karşıyaka Belediyesi durumu öğreniyor ''Milliyet BLOG'' dan. Derhal işe el koyup, söküyor o perişan panoyu. . Şimdi yenisini yaptıracaklarmış. Doğan Haber Ajansı'nın da haberi olmuş. Adresi iyice öğrenmek için telefon ettiler bana ve gidip resimlediler. Yayimladılar da gazetelerinde. . Gördünüz. . Belediye Başkanı telefon etti. Geçen gün de: "Buraya şairimizin panosunu en iyi şekilde yenileyerek koyacağız" dediler. Bize teşekkür etmek düştü sadece. . . Böylelikle ne yapmış olduk biz? Vatandaşlık hakkımı kullandım. Bir dilekçe yazmağa gerek yoktu. Blog'da yansıttım durumu. Hepsi bu. Sonrası onlardan geldi.

Bir de Karşıyaka'da, ''ATA'' nın"Ata'nın panosu vardı düşman bayrağını çiğnemek üzere serdikleri bayrağın üzerinden yürümeyen ve 'Bu bayrak, bir milletin onuru'dur diye reddeden. . Onun hikayesi. Kaldığı o tarihi evin önündeki pano bıçaklanmıştı. O olayı anlatan tabloydu o. . . Bunu da aksettirdik. Kim görse bu durumu, aksettirirdi ilgililere. Biz daha önceden yazdık bu sütunlarda (Pardon, bu gazetecilik tabiridir. "Bloglar" da diyecektim) Sonra ne oldu? Valilik hem teşekkür etti. Hem de Belediyeye emir verdi, gereği yapılacak dendi. Bunu, bana yazdığı yazıdan anladım. . . Biz o Blog yazımızda ne demişiz? "İzmiri'in onur'la kurtarılmış o onurlu konağında oturan sayın İzmir Valisi. . Onurlu konağınızdan, onurlu başınızı uzatıp, Karşıyakaya bir bakınız. Burada bir tarih bıçaklanmıştır. Duruma ''El '' koyunuz!" diye seslenmiştik. . . Hemen sonra da Belediye Başkanı telefon etti. Kaymakam Bey görüşme istedi ve "Orada, Atamızın eserini, yeni baştan yaratarak plan ve projesi için çalışmalar başlatılacaktır" dendi. . .

Eh. . . Yaptığımız iş, bir internet gazeteciliği idi. Ama bizler, onların deyimi ile ''BLOG Yazarı'' idik. Bir vatandaş gibi de dilekçe ile, müracaat edebilirdik ? Blog yazarları ''Milliyet'' in sinesinde çığ gibi. . İlgilisi, ilgisizi, göreni görmeyeni birbirine söylüyor. Yayıldıkça yayılıyor. Taaa dünyanın dört bucağına kadar.

Dahası var. İşimizi seviyoıruz. Vatandaş olmanın bilincindeyiz. Yazı yazan biri olarak duygularımızı her türlü vasıtalarla yaymak hakkımız. Kaidelere dokunmadan. Dokunduğumuzda da ''Esbab-ı mucibeleri'' gösterilmek üzere cevabını da tabi. . Evet. Ne diyorduk? Yine bu sütunlarda, 85 yaşında, emekli bir milli eğitim mensubundan bahsetmiştik. O'nun onurlu savaşından dem vurmuştuk. Bartın Ortaokullarından Kilimli'ye yollanan. . Okulu, sınıfı, sırası, tahtası, tebeşiri, hademesi ve de "Talebesi olmayan" bir nahiyeye yollanışını hikaye etmiştik. Şimdi oradan da haber var bizlere doğru. İşte, yıllar sonra tekrar Kilim'liye dönüyoruz. Kilimli Merkez İlkokulu 7. nci sınıf öğrencisi Cansu Tataroğlu'nun görevi: "Çevrenizde hizmeti geçmiş ve ün kazanmış bir kişinin hayatını ve kişiliğini araştırıp yazınız" konusunu işlemek. . Kimi seçiyor küçük Cansu, biliyor musunuz? Bu sütunlarda hayatını yazdığımız Kilimli O. Okul Müdürrü Ertuğrul Öder'i seçiyor. Nasıl oluyor bu, anlatalım kısaca: Çünkü bu çocuğun annesi, Öder'in aynı zamanda talebesi olmuş iftiharlık. . Nerden nereye. . Anneyi Öder yetiştiriyor. Kızı ise aynı eğitimciyi seçerek onu araştırma kapsamına alıyor. Nerelerden nerelere. . . Ve Öderin hayatı ve kariyeri, şimdi Kilimli Okulunun şeref panosunu süslüyor. . Keriman Tepe'nin yazdığı önsöz ile: "Baba bildik biz seni / Elimizden tutup yol gösterdin / Ömrünün en güzel geçen demini / Düşünmeden sadece bizlere verdin" diye hocasına hitabediyor. Bu da kim biliyor musunuz? O da "Öder"in talebesi: Aynı okulun Başöğretmeni. . Ama ne yazık ki şimdi aramızda değil. . .

Düşünebiliyor musunuz? Bu gün hangi insanlarımız, ahde vefa gösteriyor bu kadar? Öğretmenleri, her yıl öğretmenler günü diye anıyoruz. Sadece o gün. Sonra? Sırtımızı çeviriyoruz. İşte bu misalde anlatıldığı gibi, "Unutulmayanlar" listesine alınan değerli hocaları el üstünde tutan, onları onore eden insanlarımız mevcut. Kilimli'de milli eğitimin kavgasını veren, eşi Fatma Öder'den ayrı yerlerde vazife yapan Ertuğrul Hoca, ''Anı'' larının zenginliği ile yaşıyor. Tam 85 yaşında. Bir örs oldular hayatta. Sabrettiler. . Çekiç olunca da kuvvetli vurmasını bildiler. Hayatı ve bürokrasiye boyun eğmeden. Hak yolunda eğitim yolunda. . savaş verdiler. . Şimdi her talebesi kendilerini aradıklarında, gururdan, sevinçten birbirlerine sarılıp, bir yuumak oluyorlar. . Ağlaşıyorlar. . . Döktükleri gözyaşı bu yollarda kazandıkları ''Gurur'' damlacıkları!

"R. Tagor" bir sözünde, "göklerden Tanrı, yere inebilip, bu mesleği seçmiş olsaydı, mutlaka öğretmenliği seçerdi" diyerek öğretmenleri yüceltmiştir. İşte bu ulu hisler, Öder'i, eğitimin yıldızı yaptı. Hayat. . Ne ekersen onu biçersin. İşte emekli öğretmen, anıları ile avunuyor köşesinde. Umulmadık yerden ses geliyor. Sesleniyor ona "Hocam" diye. Gururdan, sevinçten uçuyor Öder Hoca. . O, eserleriyle, yetiştirdikleriyle eğitimin hakkını verdi. Eğitimiyle borcunu ödedi bu Devlete. . Şimdi de minnet duyduğu talebeleri, Öder'e hakkını öüyor. Ne güzel şey bunlar. .

İnternet de güzel. . Blog'culuk'da güzel. Paylaşım da güzel. . "''Blog''culukta. . Zaten ben, çocukluk arkadaşlarıma buradan seslene seslene kavuşmuyor muyum tek tek? Kader, İnternetten beni bulması ile başladı Öder Hocamın eğitim serüveni. . Kadere bakın. Ben de hocam da birbirimizi'' Milliyet BLOG'' da O gün bu gün gördüğüm yok kendisini. Ankarada, mutlaka öpülesi ellerini öpmeğe gideceğim.

RESİMALTLARI : (Soldan sağa) 1- Ana sayfamızdaki Kilim'lili öğrenci, Cansu TATAROĞLU, okulunun Şeref panosunda, yazdığı ''Örnek İdareci'' yazısıyle yerini aldı. 2- İşte. . . 85 yaşındaki Spor Öğretmeni Ertuğrul ÖDER. . 3- Bartın O. Okulu talebeleri ve Öder birlikteler 4- Namık Kemal temsili , Bartın okul sahnesinde sergilendi . Rejisörleri de yine aynı: ÖDER. . 5- Çok nadir bir resim. Bartın O. Okul Öğretmenleri tam takım halinde. Hiçbir yerde yok bu enstantane. . . 6- Zonguldak M. Eğitim seminerinde Bartınlı öğretmenler 7- Bartın İstiklal İlkokulu talebeleri toplu halde. (Sol başta oturan eşi Fatma Öder Öğretmen) 8- Kilimli O. Okul Öğretmenleri 9- Küçük Cansu'nun okulu Kilimli'li Öğretmenlerin , bir Amasra çıkarması. . .

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Muzaffer bey, bizlere aktardıgınız blog yazılarınızla ufkum genişliyor.TEŞEKKÜR EDERİM.

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 14.01.2007 21:51
 

Ne güzel şeyler yapmışsınız tebrikler. Her bir yere yetişiyorsunuz be komşu. Bu enerji Tanrı vergisi olmalı... Blog dostluğuna...

vakayinüvis 
 10.01.2007 17:33
Cevap :
''Selamlar güzel tarihçim''..Ne güzel bir giriş değil mi? İlk defa bir blog'cu arkadaşıma böyle seslendim.Affet! İçimden geldi:''İnan''...Sen kayıptın ya hani.İşte o zamanlar ben de boş durmadım.Enerjiyle alakası yok.Bana ''Enerjiksin'' diyorsun ya.Disiplinliyim. ''Detaylara'' önem veririm. Bu nüansların güzelliklerinden zevk alırım.Ayrıntılara hep dikkat ederim.Olumlu bir yaklaşımla.Yapıcı bir yaklaşımla.Yazdığım film senaryolarında bile, 'Kamera çekimlerinde ''Yakın plan'' da '''Detay'' çekime önem veririm.İnsanların yüzündeki mimikler bana ipucu verir.Gözlerden fal okurum.Çoğu çıkar.İçimden geldiğim gibiyim.Amasra aşkı yazımı okumamışsan tavsiye ederim.O Blog'taki çocuğum ben hala...Bir bakıma,deynekten atımı ararım.Çocukluğum,cebimde gezerim.Dışarıdan zor bir insanım.İçim öyle değildir.Gözlerim çabuk yaşlanır.İçtenliği severim. (Hiç demiyorsun bana Hooop hoop.Orda dur,diye) Dedikya,kaptırdık mı gidiyoruz işte.Böyle böyle..Bu mesajı alınca sil.Gönlünde kalsın.Mesajın için teşekkür  10.01.2007 18:43
 

Vefa bir semt adı oldu olalı; hatırlanmaz oldu eski neferler bilmezler mi hiç bir insan ölmeden bu seferden dönen hiç olmadı ve şimdi bir hoş seda kaldı şairin ölümsüz dizelerinden geriye bir de kalben hatırlayanları gözleri ışıl ışıl sevdalı bakışlı çocukları kaldı vefa bir semt adı oldu olalı; bir buruk yürek kaldı geriye adı ahd-ı vefaydı vefaysa bir semt adı... Necip Fazıl dan dizelerle yorum yazmak istedim....Vefa şimdi böyle bir şey işte.

Gülden Işık 
 10.01.2007 1:31
Cevap :
Eskiden Vefa,b,r semtin adıydı.Kalplerdeki vefa gibi o da bozuldu.Önce ''Ekmekler'' in bozulduğu ibi..Saygı ile  15.01.2007 8:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 907
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster