- Kategori
- Gündelik Yaşam
Ben olsam devran' a kaçardım

Fotoyu beni kesip biçmeden önce kendi elleriyle Gassan Bey çekti.
Gecenin bir vakti yok yok, gece yarısını geçmiş saatler benim TRT de ama bu defa TRT FM değil evdeki küçük radyom da değil….. Bu defa arabamın radyosu ve TRT 3 ki Antalya’ da 91.6 da çıkıyor…inanılmaz nostaljik Fransızca şarkılar eşliğinde eve dönüyorum. Aslında bu dönüş şarkıları ; giderken de Romeo ve Juliet ‘ in müzikleri vardı küçük kırmızı arabamın içinde.
Evet biz dönüşe gelelim; kulağıma çarpan Fransızca şarkılar; ağzımda Cuma günü geçirdiğim diş operasyonun dikiş iplikleri; beynimde DEVRAN’ ın gözleri KARACA’ ya bakan….
Ben Karaca’ nın yerinde olsam sevgili diye Devran’ ı seçerdim başkasını değil.
O nasıl yürekli; nasıl yakıcı bir sevdadır… Herkese her şeye inat; Karaca’ nın kendisine bile inat; Karaca’ yı sevmek…….
Evini fotoğrafları ile süslemek yetmiyormuş gibi; delikanlıca yazılı harbi erkek kurallarına bile karşı çıkarak, aşkından utanmadan sevmek….
Ben KARACA’ nın yerinde olsam çoktan DEVRAN’ a kaçardım…..
Tutkunun, bilinmezliğin kollarına……..
Ateşin koruna, yanan alev alev……..
Hataları var elbette Devran’ ın karakter olarak; çok kötü bir çocuk o; ama film ilerledikçe asıl kaybeden kim; Oğuz ATAY deyimi ile asıl tutunamayan kim görüyorsunuz. Ve o tutunamayan ve o iflah olmaz serseri ve de o çılgın için hayatının en temiz noktası KARACA…..Utanmadan dağlara taşlara adını haykırdığı kadın.
Ve o iflah olmaz ve o serseri o asi O KÖTÜ ÇOCUK nasıl bakar o kıza TANRIMMMMM……Tam benim istediğim, anlatmaya çalıştığım şimdi sevgi şimdi sıcakkk sıcakkk; kor kor iken yakacak…….(Bakınız: Sevgi Arsızı Cilveli Doktor isimli önceki blog)
Ne Devran’ ın geçmişini ne de öyküyü çok da anlatmak istemiyorum sizlere;
Bence gidin görün KABADAYI filmini; soluğunuz kesilsin; Şener ŞEN ‘ in keyfine bir daha varın; Rasim ÖZTEKİN sizi hayretler içinde bıraksın; ama Devran illa da Devran size sinemayı ‘Ben artık KENAN İMİRZALIOĞLU hayranıyım’ diye terk ettirsin.
Tamam yakışıklı çocuk ama o değil ki derdim; sen nasıl yarattın o Devran’ ı gözlerinde ey adam; sen nasıl ezilmeden sen oldun Şener ŞEN karşısında ey çocuk. O gözlük takışlar ; o racon kesişler; o deli bakışlar. O rolünü sarıp sarmalamalar…….
(Şener ŞEN'mi? O yine Şener ŞEN)
Ne dişimin acısı kaldı ne de geçirdiğim kötü hafta sonunun izleri; Kemal Güneş ile izlerken o filmi. Halbuki ben, bu kadın günlerdir çikolata bile yiyemiyor; Sevgili Gassan Yücel’ in kesip biçtiği diş etlerim yüzünden. (Not : Bu arada bu sabah çikolatalı gofretim geldi ama sakladımJ)
İnanın sizin için fedakarlıklar yaptık operasyon öncesi fotoğraflarımı bile çektik Gassan Bey ile. İnanılmaz bir müzik eşliğinde kesip biçti bir de beni.
Ama dedim ya dün gece , önce yediğim kaymaklı dondurma ve arkasından KABADAYI ; sonra da eve dönerken ıssız Antalya gecesinde Fransızca müzikler eşliğinde kendimle……..
Hayat acısın ve de tatlısın; Aytül AKAL’ ın o inanılmaz büyülü kitabında yazdığı gibi sakın beni bırakma; şimdi değil…….
Not: Bu duyguyu yıllar önce bir de MELEKLER ŞEHRİ filmi çıkışında Nicolas CAGE için yaşamıştım. O güne kadar Cage ‘ de ilgi ve beğeni alanım dışında idi ama o filmdeki bakışları, Meg RYAN ‘ a bakışları ve ölümsüzlüğü feda edişi ile en sevdiğim erkekler ve aktörler arasına girdi. Ben filmlerde ağlarım ama MELEKLER ŞEHRİ de KABADAYI’ da ağlatmadı beni, çünkü nutkum tutuldu.