​ Ben sen oldum! / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Carolina Isolabella Özgün

http://blog.milliyet.com.tr/carolinaozgun

26 Mart '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Ben sen oldum!

Ben sen oldum!
 

Hani uzaktasındır ya, şöyle gözlerin uzaklardadır, insanlar seni görür de sen kimseleri görmezsin. Düşünür gibisindir oysa düşünemezsindir bile, sadece dalıp öylece kaybolmuşsundur, hatta belki çok kalabalık bir yerdesindir, çok insan vardır, bir sürü gürültü içinde hiçbir ses duymazsın, bakarsın sadece bakarsın ama ne yaparsan yap baktığını bir türlü anlamazsın.

İşte öyle zamanlarda varlık ve yokluk arasında salınır gidersin, bir yaşanmışlık kokusunu içine çekersin, uzak seslere dokunur beslersin, için için akıp coşup yüzersin. Ne bir istek, ne bir bekleyiş vardır, sadece dingin sukût bir doyum vardır. Akıl aklı uslarken, gönül sessiz sessiz beklerken, ince bir hışırtı ile titreşir durursun.

Severim bu kayboluşları ben, ne beden ne zihin seni rahatsız etmez, ne bir acı ne bir düşünce seni irdeler, sadece yaşamın koynunda uzanır gidersin. Sonra aniden bir ses çıkagelir, seni çağıran bir ses, şaşarsın birden, anlamazsın nerde olduğunu, irkilirsin aniden, bir bakarsın ki bir çift göz seni yakalamış bile, soran sözlere, bakan gözlere içten bir gülümsersin, o gülümseyiş öylesine ani çıkar ki, hem şaşarsın hem de şaşırtırsın. O anda sadece sevgiye sarınırsın, karşındakine ışığını yansıtırsın, ne merak kalır, ne soru kalır, sadece yanan bir bağır kor alır, karşılıklı sessiz bir lisanda insanlar bağırır. Dinleyişler yer alır, sözler sessiz kalır, gözler yakar bırakır, içler yana yana dağılır.

İşte böyle anları harmanladım, bugün yine kayboluşları yaşadım, bir bedende sanırken kendimi bin evrede tamamladım…

Öylesine gittim, öylesine daldım ki her yeri uçsuz bucaksız bir mavide kaybettim, sonra rüyama döndüm uykuma sarındım, kaybolan hayvanları, ağlayan insanları, acıya yaslanmış canlıları hatırladım, bir iç çekişle olayı kavradım, çın çın çınlayan varoluş sesini gizledim, ağlayan notaların kalplerdeki senfonisini dinledim, insanın yok olanı var sayıp hayıflanmasına inledim, asılsız özden uzak ama reel aldanışa kahroldum, sonra bir baktım ki bir yarımda haps oldum…

İşte bir çift göze döndüğümde yine yaşar oldum, dingin mavide gezinirken bir çift gözle duyar oldum, bakıp da görmediğim dağınık taşları oynar oldum, baktığımda gördüğüm hayatı yaşar oldum. Yağmurları önce sesimde neyler oldum, sonra yüzümde yıkar oldum, aktıkça tuzunla yaralarımı ovalar oldum, acıyı bir anda içimde hisseder oldum. Derin derin aktıkça kendimin dışında her şeyi besler oldum, sonra yana yana kor alevlere sarınıp ateşten çember oldum. Öylesine ışıdım yandım ki ne sonunda ne acı yaşar ve yanar oldum, dışarıda alev alev görünürken içimde serin serin estim durdum. Çemberler, felekler aştım durdum, sonunda bir engin suya dalar oldum…

Toprak oldum

Taş oldum

Ot oldum

Hayvan oldum

Bin denendim insan oldum

Sınav sınav aşmak oldum

Acının taamına uyar oldum

Evrenin çağrısına çağlar oldum

Ateş ateş çemberlerden geçer oldum

Yana yana su kül oldum,

Küllerimden aşık oldum

Aşkımı yakar oldum

Yanan aşkıma ışır oldum

Işıkla dans ederken bekçisi oldum

Sonra bir su denizine dalar oldum

Bir okyanusta damla damla sen oldum…

IŞIK ( Carolina )

25.03.07

 
Toplam blog
: 144
: 676
Kayıt tarihi
: 21.09.06
 
 

İstanbul'da yaşayan bir levantenim, yeni özler, sözler, gözler tanımayı, farklı bakış açılarını p..