- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Ben sen oldum!

Hani uzaktasındır ya, şöyle gözlerin uzaklardadır, insanlar seni görür de sen kimseleri görmezsin. Düşünür gibisindir oysa düşünemezsindir bile, sadece dalıp öylece kaybolmuşsundur, hatta belki çok kalabalık bir yerdesindir, çok insan vardır, bir sürü gürültü içinde hiçbir ses duymazsın, bakarsın sadece bakarsın ama ne yaparsan yap baktığını bir türlü anlamazsın.
İşte öyle zamanlarda varlık ve yokluk arasında salınır gidersin, bir yaşanmışlık kokusunu içine çekersin, uzak seslere dokunur beslersin, için için akıp coşup yüzersin. Ne bir istek, ne bir bekleyiş vardır, sadece dingin sukût bir doyum vardır. Akıl aklı uslarken, gönül sessiz sessiz beklerken, ince bir hışırtı ile titreşir durursun.
Severim bu kayboluşları ben, ne beden ne zihin seni rahatsız etmez, ne bir acı ne bir düşünce seni irdeler, sadece yaşamın koynunda uzanır gidersin. Sonra aniden bir ses çıkagelir, seni çağıran bir ses, şaşarsın birden, anlamazsın nerde olduğunu, irkilirsin aniden, bir bakarsın ki bir çift göz seni yakalamış bile, soran sözlere, bakan gözlere içten bir gülümsersin, o gülümseyiş öylesine ani çıkar ki, hem şaşarsın hem de şaşırtırsın. O anda sadece sevgiye sarınırsın, karşındakine ışığını yansıtırsın, ne merak kalır, ne soru kalır, sadece yanan bir bağır kor alır, karşılıklı sessiz bir lisanda insanlar bağırır. Dinleyişler yer alır, sözler sessiz kalır, gözler yakar bırakır, içler yana yana dağılır.
İşte böyle anları harmanladım, bugün yine kayboluşları yaşadım, bir bedende sanırken kendimi bin evrede tamamladım…
Öylesine gittim, öylesine daldım ki her yeri uçsuz bucaksız bir mavide kaybettim, sonra rüyama döndüm uykuma sarındım, kaybolan hayvanları, ağlayan insanları, acıya yaslanmış canlıları hatırladım, bir iç çekişle olayı kavradım, çın çın çınlayan varoluş sesini gizledim, ağlayan notaların kalplerdeki senfonisini dinledim, insanın yok olanı var sayıp hayıflanmasına inledim, asılsız özden uzak ama reel aldanışa kahroldum, sonra bir baktım ki bir yarımda haps oldum…
İşte bir çift göze döndüğümde yine yaşar oldum, dingin mavide gezinirken bir çift gözle duyar oldum, bakıp da görmediğim dağınık taşları oynar oldum, baktığımda gördüğüm hayatı yaşar oldum. Yağmurları önce sesimde neyler oldum, sonra yüzümde yıkar oldum, aktıkça tuzunla yaralarımı ovalar oldum, acıyı bir anda içimde hisseder oldum. Derin derin aktıkça kendimin dışında her şeyi besler oldum, sonra yana yana kor alevlere sarınıp ateşten çember oldum. Öylesine ışıdım yandım ki ne sonunda ne acı yaşar ve yanar oldum, dışarıda alev alev görünürken içimde serin serin estim durdum. Çemberler, felekler aştım durdum, sonunda bir engin suya dalar oldum…
Toprak oldum
Taş oldum
Ot oldum
Hayvan oldum
Bin denendim insan oldum
Sınav sınav aşmak oldum
Acının taamına uyar oldum
Evrenin çağrısına çağlar oldum
Ateş ateş çemberlerden geçer oldum
Yana yana su kül oldum,
Küllerimden aşık oldum
Aşkımı yakar oldum
Yanan aşkıma ışır oldum
Işıkla dans ederken bekçisi oldum
Sonra bir su denizine dalar oldum
Bir okyanusta damla damla sen oldum…
IŞIK ( Carolina )
25.03.07