​ Bergson ve Edebiyat / Felsefe / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mart '22

 
Kategori
Felsefe
 

Bergson ve Edebiyat

ANLATAMIYORUM
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Göz yaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.
Orhan Veli Kanık
Bergson, 20. yüz yılın en önemli filozoflarından birisidir. Aklın egemen olduğu bir dönemde aklın yerine sezgiyi yerleştirerek felsefe için yeni bir yol açmıştır.
Bergson'un felsefesinde en temel kavram zamandır. Bergson zamanı ikiye ayırır. Birincisini hakiki ve psikolojik zaman; İkincisini ise matematiksel zaman olarak nitelendirir. Matematiksel zaman uzayda gerçekleşen zamandır. Hakiki ve psikolojik zaman ise insanın iç dünyasında gerçekleşir. Uzayda gerçekleşen mekansal zamanda yani ölçülebilen hesaplanabilen matematiksel zamanda gerçekleşen yaşantıyı dile getirmek gündelik hayatın sıradanlığı içersinde herkes için mümkündür. Ancak insanın; geçmişin şimdiki an ile birleşmesi demek olan kesintisiz süreçte yaşadıklarını dil yetisi ile dinlendirmesi mümkün değildir. Zira iç yaşantı terimleştirilemez. Bu şu anlama gelmektedir: varlığını ancak sezgiyle fark edebildiğimiz yaşantısal gerçekliği, kavramlar anlatamaz.
Kanatim odur ki Berkson, bu fikri o kadar derinlemesine düşünmektedir ki bu yüzden iç dünyasında gerçekleşen yoğunlaşma Bergson'u edebiyatın en ince ve en hassas diline taşımıştır.
Evet Bergson nihayet edebiyatın kudretini; kendi varlığında herhangi bir eksilme olmadan varlığının her noktasında hissederek keşfetmiştir. O artık bir filozoftan daha fazla edebiyatçıdır. Belki Roman ya da şiir yazmamaktadır; ama şairler ve romancılar için yeni üsluplar yaratarak, anlayış gücüne katkıda bulunmuş ve yeni edebi yöntemlerin var olmasına neden olmuştur.
Evet sırf dünyadan bir Bergson gelip geçti diye edebiyat dünyasının yörüngesinde sapmalar olacak; Marcel Proust, James Joyce, Virginia Woolf, A. H. Tanpınar adeta yeniden ve yeniden var olacaklardır.
Bu edebi yöntemlerin içersinde bilinç akışı adı verilen anlatı tekniği çok ses getirmiştir. Bergson'u yaşarken şöhrete kavuşan filozoflar arasına sokacaktır. Bu arada küçük bir ayrıntıdan da bahsetmek istiyorum: Bergson'un karısının Proust'un akrabası olmasından kaynaklanan yakınlık Proust'un yazma tekniğinin dönüşümünde çok etkili olmuştur. Bizim açımızdan işin ilginç yanı ise Türkiye'de çok okunan Proust vasıtasıyla Türk edebiyatında keskin değişimler yaşanmıştır. Onların içerisinde Bergson'a karşı olan hayranlığını hiç gizlemeyen
A. H. Tanpınar önemli bir yer tutar.
A. Güreşçioğlu
 
Toplam blog
: 164
: 710
Kayıt tarihi
: 13.09.06
 
 

1956 yılında doğmuşum. Tanrı Bilimi Eğitimi aldım. 78 kuşağından olmanın verdiği şevkle olsa gerek;..