- Kategori
- Dostluk
Berlin'de meydana gelen blog yazarları toplantısından izlenimler

Berlin’ìn blog yazarları gizli bir organizasyon sonucu 25 Kasım 2007 tarihinde toplandı:
O gün çocuklar bendeydi.
Msn de şu diyalog geçti:
- Saat 16.00 da buluşalım uygun mu?
- Hayır, abi çocukları saat 17.30 da bırakıyorum annelerine. Daha önce konuştuğumuz gibi saat 18.00 uygun değil mi?
- Tamam saat 18.00 olsun
- Nerede?
- Urbanstr.: de (Urban Caddesi’nde)
- Neresinde?
- Yok yok boş ver Neuköllnde ki Arkaden’in önünde. Giriş kapısında.
- Tamam, abi tam saat 18, 00 Neukölln Arkaden’in giriş kapısında olacağım.
- Tamam
- Ok
Bilgisayarın başından kalktım ve hanıma şunları söyledim:
- Tamam bu sefer ikimiz de yan çizmedik anlaşılan bu sefer buluşuyoruz.
- Kiminle?
- Soruya da bak haftalardır kiminle buluşmaya çalışıyorum ben?
- Haaa Culduz abiyle doğru ya. Eeee ne diyor? Buluşuyor musunuz?
- Evet, canım akşam saat 18.00 Arkaden’in önünde.
- Heyecanlı mısın?
- Yoook niye heyecanlanayım ki? ( yalana da bak )
Ben kendisine bu yanıtı verirken aslında ne kadar heyecanlandığımın bal gibi farkındaydım. Ama öyle açık açık; “ evet çok heyecanlıyım avuçlarımın içi terledi; tansiyonum yükseldi; demenin biraz abartılı olacağını düşünerek ve biraz da gururlu bir MB yazarı olarak, böyle bir yanıt vermenin daha doğru olacağını düşündüm. Neyse bu ara artık saat 16, 30 u gösteriyordu. Çocukları yanıma çağırdım ve
- Bakın çocuklar bu akşam çok önemli bir randevum var saat tam 17, 00 de evden çıkıyoruz ona göre hazırlanmanız lâzım. Odanızı toplayın ve vakitli bir şekilde, ben söylemeden giyinmeye başlayın. Bu buluşmaya kesinlikle geç kalamam. Tamam mı?
- Tamam baba.
- Tamam abi.
- Tamam o zaman hadi herkes görevini biliyor.
Öyle ya sevgili okurlar kolay iş değildi bu koskoca MB`ların Berlin blogcularının toplantısı düzenleniyordu. Tabii ki burada organizasyon hatası yapmamalıydım, nihayetinde bu buluşma iki kere ertelenmiş ve artık gerçekleşecekti; gerçi katılımcı sayısı hayli azdı ama hiç de önemli değildi bu. Hatta herhangi bir sebepten dolayı bu randevu Ümit Abi tarafından iptal edilseydi bile sadece benim katılımımla da olsa 25.11.2007 de Berlinli blogcular toplantısı yapılacaktı. Artık ok yaydan çıkmıştı anlayacağınız. Çok şükür şu saate kadar Ümit Culduz’dan korktuğum o iptal haberi gelmedi.
İşim gereği sürekli takım elbise giymek zorunda olduğum için... (Alışkanlık olsa gerek, bazen sigara almaya giderken takımları giyerim sonra da kendi kendime gülerim.) Neyse yine böyle bir alışkanlık sonucu siyah, çizgili takımımı çıkardım dolabımdan sonra hanım: “ napıyorsun sen? İşe gitmiyorsun ki; niye takım giyeceksin şimdi? Geçir bacağına bir kot tamam" dedi. Kendi kendime ama bu ilk buluşmamız olacaktı; yani en azından traş olmalıydım ve üstüm başım da düzgün olmalıydı diye düşündüm. Nihayetinde hem hanımın dediği hem benim dediğim oldu. Yani kot pantolonumun üstüne takım elbisemin ceketini giydim, traş oldum saçıma başıma çeki düzen verdim ve çocukları evlerine bıraktım. Saat 17.45 oluvermişti bile yani o büyük an’a sadece on beş dakika kalmıştı ve beni acayip heyecan sarmıştı.
Nasıl olacaktı acaba? Kafamda ona sormak istediğim soruları düzenlemeye çalışıyordum. Arkaden’in önünde buluşacaktık. Geç kalmamalıydım. Derken hızlı adımlarla buluşma yerine ulaştığımda saat tam 18.00’i gösteriyordu. birbirimizi tanıyabilecekmiydik acaba, gözüm sürekli yolda ve meydan saatindeydi. Başında kep olan herkesi ona benzetiyordum. Saat artık 18.03 olmuştu ve o hala görünürlerde yoktu. Herhalde araya birşey girdi gelemiyecek diye düşündüm ama, en azından haber verebilirdi; zaten msn`de de defalarca cevapsız bırakmıştı beni, demek terminlerine sadık değil. Amaaan canım bu kadar ne takıyorsun oğlum? Altı üstü bir siteden tanıştığın arkadaş, gelmezse gelmez diye kendi kendimi sakinleştirmeye çalışırken, hemen yakınımda ki bir büfeden küçük bir yüksek dereceli aldım ve fondip. Oh beee! Şimdi biraz sakinleştim işte derken aklıma düştü. Ulan sen şimdi bunu alırken ya geldide seni göremediyse ne olcak şimdi derken hemen buluşma yerimize geri döndüm bu arada saat artık 18.07`u gösteriyordu ve o hala yoktu. Yavaş yavaş kızmaya başlamıştım.
Saat 18.10 biraz öteden biri bana dogru el sallıyor. Baktım kafasında kep var. Aklımdan geçen ilk cümle “ Eyvah geldi! Ne diyeceğim ben şimdi bu adama, tanımam etmem o benim birkaç yazımı yorumladı ben onun, böyle bir durumda ne konuşur insanlar bilmem ki ben.“ Ümit Culduzdu bu yanıma yaklaşan. Ve işte sanal âlemde tanışıp da ilk reel buluşmam gerçekleşiyordu. İlk dikkatimi çeken boyu oldu. Resminden boyunu görmek mümkün olmadığı için ben onun boyunu daha kısa düşünmüştüm. Karşimda duran kişinin boyu en azından 1.84 vardı.
Ve buradan herkese duyurulur Ümit Culduz kesinlikle fotojenik değil, yani fotoğrafıyla gerçek yansıması cok farklı. Fotoğrafa göre çok daha sempatik çok daha güler yüzlü. Birde kulağa hoş gelen sesi var.
Birbirimizi gayet sıcak karşılayıp kucaklaştıktan sonra, nereye gideceğimiz konusunda ufak bir muhabbetin akabinde Ümit abi „ ablamla gittiğimiz bir kafe var oraya gidelim istersen" dedi. Onayladım ve yola koyulduk. Hava kararmıştı ve soğuk bir rüzgar eşliğinde başladık hızlı adımlarla yürümeye. MB`ların ağır toplarından Ümit Culduzla Berlin’in göbeğinde bu soğukta buluşmuştum işte. Ne var ki kafamdaki soruların tamamı ve onunla konuşmak istediğim konuların hepsi Berlin’in soğuk havasıyla uçup gitmişti. Söz konusu kafeye varana kadar bir sürü saçma sapan şeyler zırvaladım ve onun söylediklerinin yarısını da duyamadım. Nihayet kafeye vardık. Sayın Culduz bir kırmızı şarap söyledi; ben de yarım litrelik bira. Ve başladı o çok merak ettiğim, heyecanla beklediğim muhabbet. Dediğim gibi hoş bir sesi var Ümit abinin, öyle çok davudi bir ses değil ama çokta ince mıymıntı da değil. Çocuklara masal okuyacak nitelikte hoş bir ses.
İnşaatta çalışmasına rağmen elleri pek yıpranmamış ustabaşı olduğundan olsa gerek. Güldüğü zaman samimiyeti kaçmıyor. Yapmacıklığı yok, varsa da en azından bana yansımadı. Çok sivri dilli bir adam bekleyenleri hayal kırıklığına uğratmak istemem ama öyle değil gerçekten ve yazılarından anlayacağınız gibi bloglara feci sarmış. Bu işi ciddiye almış ve hiç de küçümsenmeyecek araştırmalar yapan bir yazar. Yazar derken; gerçekten YAZAR. Bir sürü blogger arkadaşlarımızdan bahsettik, bol bol güldük, şu blog yazarına burun kıvırdık bu blog yazarını andığımızda gözlerimiz parıldadı. Sonra ikinci siparişimizi verdik yine ona kırmızı şarap bana bira ( yarım litrelik )
Biraz Almanya’daki borçluları konuştuk, biraz MB’nin yeni uygulamalarını. Sonra Ümit abinin gözleri kızardı, yok sarhoş değildi alıştığı ritm onu artık evine çağırıyordu. „ Abi erken kalkacaksın „ dedim „ evet Okan „ dedi. Kalktık hesabı o ödedi ısrarlarıma rağmen “ çek paranı dedi „ Aynı beklediğim gibi oldu bu hareketi. Sevdim ben Ümit abimi. ( Yanlış anlaşılmasın hesabı o ödedi diye değil. Yazıları gibi güzel bir insan olduğu için ) Son olarak Almanya’da ki blog yazarlarını bir araya toplayalım diye anlaştık.
( Ümit abime Not: Anneme söyledim abi o da yazacakmış, hatta ne biliyorsun yazmadığımı dedi belki başlamışımdır MB’lara yazmaya incele bakalım dedi :)
Blognot: bildiğim kadarıyla Berlin'li blog yazarları arkadaşlar: Tatlı Kız, Alev Meisel, Uçan Hindi, Arzu 76. Birdahaki buluşmaya iştirak eder misiniz? Hatta bu toplantıyı Almanya çapında yapmaya ne dersiniz? :)