​ Beyin içi morfin / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ocak '10

 
Kategori
Deneme
 

Beyin içi morfin

Beyin içi morfin
 

Her zaman gidip geldiği kırmızı kanalın içindeki sıvıdan başka bir yaşam olup olmadığını düşünmüyordu önceleri, sadece kendi gibi olanlarla birlikte yapması gereken şeyleri yapıyordu. Hızla hareket edip üzeride bulunan yükü ulaştırmaya çalışıyordu yerine. Nereye götüreceğini bile doğduğunda biliyordu, biraz garipsedi ama herkes böyleydi.

Kimi zaman sayıları artıyordu kimi zamansa başıboş dolaşıyorlardı, kendi gibi olan çok az sayıdaki arkadaşıyla, arkadaş denirse tabi. Aynı şeyleri yapmaya programlanmışlardı. Kendi aralarındaki sessiz iletişime şaşıyordu. Herkes ne yapması gerektiğini biliyordu. Son zamanlarda sorgulamaya başlamıştı “ben bildiğim şey miyim , zar denilen yapıyla çevrelenmiş, ve bulunduğum yer gerçek dünya mı” diye düşündü. Sonrada “bu evren içindeki görevim sadece bu mu dedi yüksek sesle “yaptığım işin sonunda ne oluyor bilmek istiyorum” dedi arkasından , ama cevap alamadı hiç kimseden, zaten son zamanlarda kendi gibi olanlardan çok az vardı. Belki çoğalsalar sorabilirdi. Bir tek o muydu sorgulayan bunları, var mıydı onun gibi düşünen. Tüm yaşamının beslendikleri büyüdükleri ve çoğaldıkları bu kırmızı sıvı olmadığını hissediyordu. Ama sadece hissetmek değil bilmek istiyordu varlığının anlamını. Yaptığı işin neye yaradığını. Emindi bir anlamı vardı mutlaka. Bilmese de hissediyordu başka bir yaşam olduğunu. Öte yandan adam , traş olurken ne kadar zaman oldu görüşmeyeli diye düşündü.Uzak bir memlekette çalışıyordu, buraya da bir iş için gelmişti, çok zamanı yoktu ama bir öğlen görüşseler ne iyi olurdu , böyle söylemişti kadın telefonda. Aklı birden eski günlere gitti beraber yaşadıkları çılgınlıkları düşündü hatırlıyor muydu acaba o da. Dostlukları kesintiye uğramıştı okuldan sonra. Sevindi birden, son zamanlarda her şey çok sıkıcıydı. Heyecanlandı adam buluşma anını düşünce, sonrada kendine kızdı böyle genç bir delikanlı gibi olmanın ne anlamı vardı.Şimdi sadece eski bir arkadaştı, eskiden yaşadıkları kısacık mutluluk anlarını hatırlasa da. Sonra hazırlandı. En sevdiği siyah kazağın onu hem şık hem spor yaptığını düşündü.Vakit yaklaşmıştı hemen yola çıktı.Buluşacakları mekana geldiğinde biraz erken geldiğini fark etti ama buna sevindi en azından karşılaşma anına kendini hazırlayacak zamanı olacaktı.Kenardaki boş masaya yöneldi. Buluşmalarının üzerinden 2 saat kadar geçmişti kendini uzun zamandan beri hiç bu kadar iyi hissetmemişti. Sohbet devam ediyordu. Kadın telefonla biraz gecikeceğini bildirmişti ama adam ayrılma vaktinin yaklaştığını anlamıştı. Akşam uçağıyla döneceğini söylemişti kadın, o uzak memlekete. Kendini bu kadar garip hissetmemişti, hüzün ve mutluluk bir arada ayaklarını yerden kesmişlerdi. Öte yandan kırmızı sıvı içindeki hareketlilik iyice artmaya başlamıştı kendi gibi olan binlercesi hızla hareket edip sırtlarındaki kapsülün içindeki yüklerini sinir uçlarının olduğu yere bırakıyorlardı. Şimdiye kadar hatırladığı en kalabalık en hareketli gün olmuştu ve bu artarak devam ediyordu. Kadının hoşça kal deyip sarıldığı sırada birbirlerine değen dudakları kalbinin ritmini iyice arttırmıştı adamın.

Kadın yaşadığı şeyin şaşkınlığını üzerinden atamadan uzaklaştı. Adam kadının arkasından uzun zamandır yaşamadığı duygunun adını koydu ve kendini endorfin hormonunun sağladığı mutluluğa bıraktı. Sağlıcakla kalın.
 
Toplam blog
: 193
: 998
Kayıt tarihi
: 13.01.10
 
 

Kırklı yaşlarda başladığım yazma serüvenine elli li yaşlarda da devam etmeye çalışıyorum. Ünivers..