- Kategori
- Gündelik Yaşam
Biliyorum çok ayıp ama…

Kanka Hakan
Vallaha bana kalsa yapmam, yapamazdım yani, nasıl kandırıldım anlamadım, her şey Hakan’ın başının altından çıktı!
Benim suçum yalnızca onun yanında olmak ve elde olmayan sebeplerden dolayı gülmek!
Tamam, biraz fazla gülmek…
Arada bir, çok ama çok azıcık da, yine elde olmayan sebeplerden ona katılmam!...
Ah kanka ah, cehennem ateşlerinde yanacağız sayende…
Kanka Hakan, efendi bir adamdır aslında, yelpazesi geniş, mantığı gayet düzgün örülmüş, hatta acayip bir artısı da vardır benim için az, ama çok az konuşur, ki zaten normal konuşsaydı benimle bu kadar sık görüşemezdi!
Çatlardı ay ayol adam, bir türlü benden ona sıra gelmezdi!...
Az konuşmasının nedeni de şu: öyle hızlı düşünüyor ki sesli ifadesi düşüncelerine yetişemiyor!
Bir doksan boyunda, gayet fit, mavi gözlü, kırlaşmış saçları ve sakallarıyla, hele birde siyah güneş gözlüğünü taktığında adam karizma!
Her ne kadar son yılda aldığım kilolar karizmamı orta karar bozsa da, eskilerin dediği gibi en azından kaş göz yerinde diyerek ve de bir dirhem et bin ayıp örter atasözünü kendime siper edinerek idare ediyorum ben de durumu da, 1.58 boy kankanın yanında komik duruyordur mutlaka!
Benim oğlan pc’nin başından kalkamadığından, alış veriş torbaları da artık beni zorladığından genelde Hakan’la çıkıyoruz çarşıya, markete, pazara…
Cır cır da konuşan tombalacık Halime’m tarzı bir kadın, ne eli durur, ne ayağı konuşurken, bir de “şekerim”i plesenk etmiş mi diline, yazık garibim yanında efendi bir adam, habire gözü kulağı kadında!
Karşıdan gelen kadınlar göbeğime şöyle bir bakıyorlar, içleri mi acır, sevindirik mi olurlar ne mutlu bize diye, sonra yüzüme bakarlar, gülümseyen bir çift göz ve dudak görünce az biraz şaşırırlar, yanımdaki adama şöyle bir bakarlar, acırlar mı adamın haline, yoksa kendi hallerine mi bilinmez!
Bu kadarını görürüm ben, ama Hakan fotoğraf sanatçısı, onun yakaladığı kareler çok daha zengin benimkinden…
İnsanlar yaşları birbirine denk bir kadın ve erkeği yan yana gördüler mi, ilk akla geleni bilirsiniz, evli falan sanıyorlardır dış göz ile bizi.
Eee, sansınlar, çok oldu insanlara hesap vermeyeli!
Bazı kadınların yüzlerindeki bazı ifadeye göre, tam yanımızdan geçerlerken diyor ki mesela “Bak, yemeği yaparım, çamaşırı yıkarım ama on dakika maç izlememe izin ver lütfen…”
Kadıncağız evde ayaklarını uzatıp maç seyreden kocasına kızmaz mı şimdi, söyleyin Allah aşkına!
Marketten deterjan alacağız, koca adam, etrafta tonla kadın var, diyor ki, “İlle de bilmemne markası al, yıkamam bak sonra bulaşıkları, ellerimi bozuyor diğerleri…”
Ay dayanamıyorum vallaha, öyle komik söylüyor ki, “Aaa olmaz çok pahalı bunlar, eldiven takarak kullan sen de canım!”
Kasada “Bak almadın bana o deterjanı, börek açarım, sarmayı sararım ama bulaşığı yıkamam” diyor, kasadaki kız kafasını kaldırıyor, heyula gibi bir adam mızıklıyor!
“Şişştt, uzatma istersen” diyorum yeter anlamında, kız sanıyor ki deterjan yüzünden azarlıyorum!
Aramızdaki esprilerden biridir, beğendiğim bir fikri karşısında “Aferinnn” deyip, kafasına dokundururum elimi, Maia’yı eğitirken yaptığım gibi, elim kolay yetişsin diye Hakan da eğer boynunu.
Geçenlerde bir manavdayız, iyi bir fikir söyledi, dolayısıyla da otomatik olarak ben elimi kaldırdım “Aferinnn” eşliğinde, o da boynunu eğdi, manav samimi, düzgün bir adam, “Abi bu aferin sana bir yıl yeter artık” dedi, muzip adam, gerçi doğruyu söyledi de, “Bugün aldığım üçüncü aferin bu”! “Oooo, yenge, kotayı doldurtmuşsun artık sen”!
O bakarak çektiği karelerde neler neler yakalıyor, eğleniyor da az biraz, ben en çok fit bir kadının bu durumu görüp de içinden “Allah’ım neyim eksik şu tombalacık kadından” diye iç geçirmesine üzülüyorum!
“Elalemin kadını yemeğini, temizliğini yaptırır, bir de üstüne fırça atar, ah bu nasıl adalet “ diye içlenmez mi, içlenip de durumdan bihaber kocasına tavır almaz mı!
Durduk yerde evde kavga çıkmaz mı?
O adamlar kafaları “Aferin” diyerek istemezler mi okşansın!
Ah kanka, hiç boşuna mızıklama ayağını vurdun diye kapıya, hiç mızıklanmayayım kayıp da düştüm yere diye, müstahak şekerim bunlar bize!
Gülgün Karaoğlu
Ağustos,16/08