- Kategori
- Futbol
Bir avuç gözyaşı

BİR AVUÇ GÖZYAŞI
Maçlara takımımızı desteklemeye gelen taraftarlara naçizane tavsiyem olsun; Gelirken kombinelerinizi ya da biletlerinizi cüzdanınıza koymayı nasıl ki unutmuyorsanız, futbolun her sonuca muhtaç olduğunu da unutmayın lütfen. Salı’dan Cumartesi’ye, 14 atağa filelerini gol şefkatiyle açan mabedimizde “seyirci” ve “taraftar” manzaralarına şahit olduk.
Herkes gibi bende kelime biriktirdim koynumda Salı gecesine dair. Söz konusu sevdiceğimiz olunca, konduramayız kötü olan hiç bir şeyi. Her ne olursa olsun kutuyu açtırır da, söyletmeyiz kötüyü. Aşkın gözü yoksa kör müdür gerçekten de? Evet maalesef Arsenal’e kendi evimizde misafirperverliğimizi fazla abartınca 5-2 mağlup olduk. Ama futbol olarak değil, skor olarak ezildiğimize inananlardanım. Atağa çıkışlarımızda geriye geç dönmemize karşın, gol randevularına sadık kalan Arsenal forvetleri olunca bu sevimsiz skor kaçınılmaz oldu. Bunun yanında bizim de gollük ataklarımız olmadı değil hani. Hem de kaleciyle karşı karşıya kalınan net pozisyonlar. Ama ne var ki rakip Arsenal olunca, girdiğiniz gol pozisyonlarını değerlendirmelisiniz. Aksi halde mahkum olursunuz yenilgiye. 6 net pozisyonun sadece 2’sini değerlendirebildik ne yazık ki. Üstelik biri Slwestre ikramlı.
Bu maçın skorundan çok; bitime yarım saat kala kendilerine ısrarla müşteri sıfatını yakıştırarak tribünleri terk eden ve kutsal çubukluları ıslıklayıp, kendi yönetimini istifaya davet eden seyirciye sitemim var. Yönetim toplu halde istifa ederse, takım gruptan mı çıkacak? Aragones gönderilirse ligde şampiyonluk mu kazanılacak? Unutulmasın ki Fenerbahçe yaz-boz tahtası değildir. Beş yıl önce başlayan Daum dönemiyle birlikte istikrar yakalanıp, hoca kıyımlarına son verilmiştir bu camiada. Sözleşmeleri dolmadan hiçbir hocaya kapı gösterilmemiştir. Dolayısıyla Aragones’i sezon başlamışken göndermek akıl karı iş değildir. Yönetimimizin bu yılı kaybetme pahasına da olsa, sağlam bir şekilde arkasında durması lazım gelir hocanın. Hiç bir şey Fenerbahçe’mizin geleceğinden önemli değildir.
Arsenal maçından sonra, başkanımızı karalama kampanyası başlatıldı adeta medya önderliğinde. Geçmişteki hatalar tekrar tekrar gündeme getirildi vurun abalıya misali. Sanki bir anda yok sayıldı 10 yıl boyunca kulübe kazandırılan değerler. Bursaspor maçı Aragones’in son şansı olarak ilan edildi had bilmez kişilerce.
Cumartesi sabahı Faruk Ilgaz’da yapılan Yüksek Divan Kurulu Toplantısında, Asbaşkanlarımızdan Ali Koç’un yaşanan sıkıntıları dile getirerek, yönetim olarak tüm sorumluluğu üzerlerine aldıklarına dair yaptığı açıklamayla birlikte takımımızın, portakal aromalı forma giyen Bursaspor karşısında sergilemiş olduğu etkili futbol ve Arsenal’den esinlenerek alınan 5-2’lik farklı galibiyet, yüreklerimize suyun yanı sıra umudun en tazesini serpti doğrusu.
Körfezden ilk deplasman galibiyetimizle dönüldüğünde, cebe konan 3 puanın haricinde, öz güvenin ve sahadan galip ayrılma alışkanlığımızın da kazandığımızı söylemiş, iki maç arasındaki Arsenal maçının bu unsurlara etki etmeyeceğini ilave etmiştim dost meclisimizde. Ne kadar haklı olduğumu, Bursaspor maçında görmek çok güzel. Ve bu seferde diyorum ki; Yine kazanılan sadece 3 puan değil. Aragones’i kazandık. 5 buçuk aydır formasının yüzüne hasret kalan Deivid’imizi kazandık. Attığı gol sonrası kutsal formamız adına döktüğü gözyaşlarını kazandık. En önemlisi tribünleri kazandık…
Altın hızma Aragonez yaz günü Temmuz’da değil de, Mayıs ayında terlesin. Onun teriyle birlikte, senin gözyaşlarını da ben sileyim Deivid’im. Hem zaten Mayıs ayına daha çok var.