​ Bir başkadır benim memleketim / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mart '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Bir başkadır benim memleketim

Her türlü aykırılığı ve yamukluğu artık kanıksamış durumdayız. Bizi hiç bir şey şaşırtmıyor, hiç bir şey korkutmuyor, en kötüsü de hiç bir şey düşündürmüyor. Düşünme melekemizi de yitirdikten sonra artık yitirecek bir şeyimizin kalmadığının huzurunu yaşıyoruz.

Şu geçtiğimiz on beş gün içinde ülkemizde olup bitenlere, yaşananlara, çıkan haberlere bir göz atınız... Bu sözlerimde haklılık payı bulunup bulunmadığı açıkça görülecektir. Ve son haber... Bir yurttaşımız kafasında kurşunla on yıl yaşamış ve bunun farkına bile varmamış.

Ben neden korkuyorum, biliyor musunuz? Yarın öbür gün sivri akıllı bir Amerikalı çıkacak ve şöyle diyebilecek: ”Bu Türkiye’de öyle acayip şeyler oluyor ki, biz bu ülkeyi nasıl olsa boyunduruğumuz altına aldık ya, bundan böyle laboratuvar olarak kullanalım. Bu ülkede olup bitenleri malzeme olarak kullanalım. Bu ülke insanlarını malzeme olarak kullanalım.”

Ben korkuyorum, günün birinde başımıza bu da gelecek..

Baksanıza adam kafasına kurşunu yiyor. Ondan sonra da kafasına fiske değmiş gibi, o kurşunla dolaşmayı sürdürüyor. Bir gün değil, hatta bin gün de değil.. Tam tamına üç bin altı yüz elli gün... Bu ne büyük başarıdır kardeşim, bu ne büyük başarıdır.

Ve biz bu olayı işittiğimizde şaşkınlıktan küçük dilimizi yutmuyoruz. ”Ne varmış bunda?” demek içimizden geliyor. Gerçekten ne varmış bunda... Ameliyat sonrasında karnında unutulan havluyla yıllarca yaşayan kimseler olmadı mı? Biz hastalarımızın karnında hiç mi makas unutmadık? Hiç mi yanlış hasta ameliyat etmedik?

Uzun yıllar önce İzmir’de bir göz profesörü belirlemişti. Bir kişi gözünde bir demir talaşıyla yirmi yıl kadar yaşamıştı. Evet, delikanlımızın gözüne demir talaşı saplanmış. Saplanış o saplanış. Onca yıl gözü ağrıya ağrıya, hatta gözü aka aka yaşamış.

Türk Tıp Dünyası adamı sadece seyretmiş. Neden sonra Prof. Dr. Selahattin Erbakan ”Evladım, senin şu gözüne bir bakayım, ” demek insanlığını göstermiş, böylece olay ortaya çıkmıştı da ben de bunu gazetelere haber yapmıştım, oradan hatırlıyorum.

Övünmeye gelince mangalda kül bırakmıyoruz. Yeryüzünde bir Güney Kore var. 1950 yılında biz bu Kore’yi düşman istilasına karşı korumak üzere asker gönderebilme düzeyinde bir ülkeydik. Gerçi, düşman dedikleri de kendi dillerini konuşan Kuzeyli kardeşleriydi ya, hadi orası konumuz dışında.. O yıllarda onlar haraptı, biz mamurduk.

Borcumuz derdimiz de yoktu.

O günden bu yana geçen yarım yüzyılda onlar aya gitti, biz yaya kaldık. Öyle bir yaya kalış içindeyiz ki, pek çoğumuz düşünme yetimizi yitirdiğimizden içine düştüğümüz çukurun derinliğini göremiyoruz. İzin veriniz bunu ben kendi üzerimden bir örnekle anlatayım.

Ben hayata atıldığımdan üç beş yıl sonra ve günümüzden elli yıl önce borçsuz dertsiz biriydim. Pek öyle ahım şahım zengin değildim ama, kimsenin eli yakamda değildi, kimseye de bir selam borcum yoktu. Sonra çalıştım, çabaladım.. Çocuklarım oldu, torunlarım oldu.

Şimdi elli yıl sonra bugün durumum şöyle:

Uçan kuşa borcum var. Önüme çıkana eyvallah’ım var. Başımı dik tutuşuma da bakmayın, başımı niye böyle dik tuttuğumu ben bile bilmiyorum.

Şimdi, benim bu yazımı öğrendikten sonra halimi öğrenenler beni görebilseler yüzüme karşı nasıl haykırırlar, çok merak ediyorum. Şöyle demezler mi?

”Anlaşılan sen elli yıl boyunca havanda su dövmüşsün, hemşehrim.”

En hafifi bu.. Kimi patavatsızlar çıkar daha da ağır konuşabilirler:

”Aptal mısın? El alem elli yılda nereden nereye geldi, sen uyudun mu?”

Ne demek istediğim, sanıyorum anlaşılıyor. Şimdi bu yazımdaki ”ben” i ben olarak düşünmeyin de ”Türkiye” olarak düşünün. Türkiye’nin de canı, kanı bulunmadığına göre, bunu ”Türkiye’yi son Elli Yılda Yönetenler” olarak düşünün..

Siz de, bu patavatsız adamın az bile söylediğini düşünüyor musunuz?

.......

 
Toplam blog
: 49
: 774
Kayıt tarihi
: 19.11.06
 
 

Ben uzun zamandır yazıyorum. Türkiye'den epey uzakta oturuyorum. Üç çocuğun babası ve pek çok çocuğu..