- Kategori
- Gündelik Yaşam
Bir hafta acır artık

Sabah erkenden uyandım, berbat da bir gece geçirdim zaten. Gecenin bir yarısı baldırıma giren korkunç krampla uyandım. 30 saniye kadar sürdü. Bu süre çok kısa gibi görünse de insan hayatında ne kadar önemli bir süre, bunu dün gece bir kez daha hatırladım.
Kramptan sonra ne uyuduğumu bildim ne uyandığımı. Bacağım hala acıyor. Tecrübelerimden bilirim bu kramp yeri bir hafta acır artık.
Sabahı dar ettim ve attım kendimi yataktan dışarı. Ballı bir bardak süt hazırladım ve camın önüne geçtim. İki bina ileride balkonda yaşlı bir çift oturuyor. Yüz yüze tanışıklığım yok ama onları balkon kuşları olarak tanıyorum. Yaz kış demeden saatlerce balkonda oturuyorlar. Amca, teyzeye göre balkon sefasını daha çok seviyor.
Onlara nasıl alıştıysam artık, balkonda görmediğim zamanlar ciddi ciddi endişeleniyorum, acaba hasta mı oldular, başlarına bir şey mi geldi diye.
Uzakta bir ağaç gördüm, sararmış yaprakları hala üstünde. Hayata inatla tutunmaya çalışanlara benzettim.
Sağlı sollu park etmiş araçlar. Arabalardan anlamam ama bu araçlar için *Park* sözü yanlış olur. Sürücüler araçlarını adeta bırakıp kaçmışlar.
Düşündüm de ben hiç şoför koltuğuna oturmadım. Bir insan bu kadar mı meraksız olur. Ehliyet almayı da hiç düşünmedim. Değil sürücü koltuğu, arabanın ön koltuğuna bile oturmamaya özen gösteririm. Ben galiba biraz korkağım.
Ne giyeceğine bir türlü karar verememiş insanlar yürüyor kaldırımdan. Bazısı bir gömlek, bazısı palto giymiş. Hanımefendilerin de bazılarına yaz gelmiş bazılarına kara kış.
Uyuzlanarak giden kedinin edasına bakılırsa insanlar fazla abartıyor. Üzerinize bir hırka alarak temiz havanın tadını çıkartabilirsiniz.
Bir de şu bas bas bağıran satıcının ne sattığını anlayabilsem. Her gün geçer ama bu güne kadar anlayabilmiş değilim.
Bir grup öğrenci geçiyor. Okula yetişmek istercesine değil de, derse geç kalsak da öğretmen bizi derse almasa modunda. Neşeli çığlıklar atıyorlar. Hepsi dünya tatlısı.
Şimdi hüzün yaptım işte. Bu gençliğin sonu ne olacak? Amaçsız gayesiz işsiz bir gençlik. Üniversite diyoruz, üiversite mezunları da işsiz. Diploma yerine önceliği *Dayı* bulmaya mı ayırsalar acaba?
Bir diğer balkonda bir kadın görüyorum, camı açmış dirseğini çerçeveye dayamış sigara içiyor. Küllerini de aşağı atıyor. Ne kadar yazık, sigaranın hayatından neler çaldığını idrak edememiş.
Her sabah güvercinler görürdüm bu sabah yoklar. Umarım hepsi iyidir. Dün sabah cik cik sesleriyle pencereme konan iki serçe de bu sabah yok. Nerede benim kuşlarım?
Hayata bu gün de böylece başladım ve artık kahvaltı saati. Bacağımın acısı da biraz geçer gibi oldu.
Yaşadığımız tüm acıların geçmesini diliyorum.
Sonra da Sibirya kurtlarının üşümemesini. Bir de fok balıkları meselesi var tabi, onu da unutmamak gerek.