- Kategori
- Anılar
Bir muallimin hatıra defteri. 5: Balıkesir / Deve güreşi

Bir Muallimin Hatıra Defteri . 5 : Balıkesir/ Deve Güreşi
(Bu defterler ortaokuldan beri, daha sonra öğretmen olan, yıllarca yöneticilik yapan bir aile büyüğümüz tarafından tutulmuştur. Önce Bandırma, Balıkesir sonra atandığı çeşitli yurt bölgelerinde önemli gördüğü olayları yazmıştır. O yılların havasını, dilini aksettirmesi bakımdan önemli gördüğümüz anılardır. Yer yer Türkiye’nin şartları ve Dünyanın durumu hakkında bilgi verilmektedir. Saygılarımızla)
22. Kanun Sani (Ocak) .1940
Bu gün Kütahya Lisesi’nde “meccani” olarak okuyan Bandırma Ortaokulu arkadaşlarımızdan Mustafa ile Remzi buraya (Balıkesir’e) geldiler. Yılbaşı tatili münasebetiyle Bandırma’ya gezmeye gidiyorlarmış. İstasyon’da arkadaşlarla gezerken Bandırmalı Ayşe Hanım Teyzem’le görüştük. Ankara’dan gelip Bandırma’ya gidiyorlarmış. Onunla ev sahibimiz Emine HanımTeyzem’e mektup gönderdim. Ayşe Hanım teyzem biz Bandırma ortaokulu’nda okurken torunu ile beraber bizim eve geliyorlardı. Bizde uzun uzun gece yarılarına kadar oturur eğlenirdik. Osman ve İsmail arkadaşlarımız.
4. Şubat. 1940
Balıkesir’de bugün hayatımda hiç seyretmediğim deve güreşini gördüm.
Deve güreşleri epey heyecanlı oldu. Hele başa güreşen develerin kurnazca hareketleri beni hayretler içinde bıraktı…
Güreşlerin yapıldığı Ali Hikmet Paşa Stadına Erdekli arkadaşım İrfan’la beraber girdik. Dün akşam mektepte ikinci sınıf arkadaşlarımız “Müsamere” verdiler. Temsil ettikleri piyesin adı “Gavur İmam” dı. Müsamereye Lise ve Ortaokuldan arkadaşlarımız geldiler. Geç vakte kadar eğlenerek güzel bir gece geçirdik.
12. Şubat. 1940
Dün akşam mütalaasında bir arıza yüzünden mektebimizin elektrikleri söndü. Bundan dolayı bütün mektep zifiri karanlıklar içinde kaldı. Tamam bir saat karanlıkta kaldık. Karanlıktan istifade eden bazı arkadaşlar birbirlerine şaka yaptılar. Bunun üzerine gürültü oldu. Gürültünün nedenini araştırmaya gelen Nöbetçi Öğretmen, Ruhiyat Öğretmeni şaka yapan arkadaşlara gazoz içirdi. Ben çok müteessirim, Hendese dersine kalkarak zayıf aldım. Allahın yardımyla şimdiye kadar başıma burada böyle bir şey gelmemişti.
15. Şubat. 1940
Sabahleyin, Birinci İdman Dersinde Mektebimizin Jimnastik salonunda ders yapıyorduk. Teneffüste dışarı çıkıp giyinirken arkadaşlar bir hemşehrimin geldiğini müjdelediler. Ben derhal acele giyindim ve bahçeye çıktım. Meğerse köyden Ali ağabeyim gelmiş. Teneffüs saatinde hemen on dakika kadar Ali ağabeyimle görüşebildim. Ali ağabeyim‘e öğleden sonra gel de uzun uzadıya konuşalım, dedim. Fakat öğleden sonra ben onu bekledim, bekledim gelmedi… Bizim de saat dört mütalaasından sonra Tabiye’den müzakeremiz vardı. Hava da çok fenaydı.
20. Şubat. 1940
Bu gün İstanbul’dan terzi gelerek elbiselerimizin ölçüsünü aldı. Bu seneki elbiselerin rengi “Gri” olacak. Geçen seneki elbiselerin rengi lacivertmiş. Mart ayı sonunda bir hafta sömestre tatili verilecekmiş. Bu tatilde köye gitmek istiyorum. Köyde, annemle, dayımla, yengemle, teyzemle ve diğer arkadaşlarla görüşeceğim, Bandırma’dan gelip geçeceğim için orada da Ortaokul Direktörüm Bay Hasan Özbay ile görüşeceğim. Köyden buraya gelirken Bandırma’daki kitaplarımı getireceğim. Gönen’li arkadaşım Bay İsmail Uyar’la da görüşürüm.
21. Şubat. 1940
Bu sabah yatakhanede uyandığım zaman dışarıda her tarafın karla örtüldüğünü gördüm. Bu gece rahat uyuyamadım. Çünkü arkadaşımız Düzce’li Kemal Türköz’ün başucundaki pencere biraz aralık kalmış. Sabaha kadar pencere tıkır tıkır, tıkır tıkır yaptı durdu. Akşamüzeri izinle çarşıya çıktım. Hava da karlı olduğu için, bayağı soğuktu. Ayakkabım eskimişti. Bu yüzden ayakkabım su çekiyordu. Ahmet Hilmi ağabeyimin yanına gittim. Efendi Ağabeyim Musiki Muallimliği için müracaat etmişti... Onu söyledim.
22.Şubat.1940
Bu gün Adliye vekili Bay Fethi Okyar Mektebimizi ziyaret etti. Fethi Okyar’ı pek yakından gördük. Bütün laboratuarları, sınıfları ve kütüphaneyi gezdiler. Yanlarında vali ve daha bir çok büyük adam vardı.
Arkadaşımız Bursa’lı Abdullah Gevgili, ansızın bu gün memleketine gitti. Artık gelmeyecekmiş, diyorlar. Burada benim samimi arkadaşım Çerkeş’li Galip Ünal; Çankırı’lı
Recep Sağdıç, Kırşehir’li Hüseyin Yıldırım… Hepimiz , her zaman her yerde beraber gezip eğleniyoruz. Birbirimize her zaman için gerek maddi, gerek manevi yardımda bulunuyoruz.