- Kategori
- Güncel
Bir nehir gibidir halkın umudu, acısı, öfkesi…

Bilinmeli ki, çoğalan acılar, feryatlar günü geldiğinde yatağına sığmayan nehir gibi sele dönüşür. Taşar. Sarsar yeryüzünü, gökyüzünü!
Her şehit haberi ile memleketimin yüreği yanıyor, canlar yanıyor, yarınlar kayboluyor, umutlar tükeniyor ve insanlarımız fırtınadan önceki sessizliği yaşıyor!
Bu halk, her yeni güne bir ananın feryadıyla günaydın ve her biten güne bir ananın feryadı ile iyi akşamlar demekten yoruldu…
Bu halk çocuklarının ne için öldüklerini, neden öldüklerini bilememekten yoruldu.
Yanlış politikalara bedel ödemekten yoruldu.
Yanlış politikalara bedel ödemeyen, sorumluluk kabul etmeyen politikacılardan, sorumluluk taşıması gerekenlerin sorumsuzluğundan yoruldu.
Sorumluluk kabul etmeyenlerin yanlış politikalarının faturasının kendilerine ve gencecik çocuklarına kesilmesinden yoruldu.
Bu halk Genelkurmay Başkanlığının her gün internet sayfasından duyurduğu “Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan saldırılarda hayatını kaybeden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, şehitlerimizin değerli ailelerine, yakınlarına, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarımıza ve Yüce Türk Milletine başsağlığı ve sabır temenni ediyoruz. Kandil bombalandı. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.” Mesajından yoruldu.
Bu halk, mertlikten nasibini almamış namert düşmana karşı evlatlarının kalleşçe vurulmasından yoruldu.
Binlerce genç fidanlar düştü toprağa bu adı konulmamış mücadalede.
Acıya kan kesti anaların, babaların yürekleri.
Ve her geçen gün çoğaldıkça çoğalıyor acılar, feryatlar.
Bilinmeli ki, çoğalan acılar, feryatlar günü geldiğinde yatağına sığmayan nehir gibi sele dönüşür. Taşar. Sarsar yeryüzünü, gökyüzünü!
Binlerce, on binlerce, yüzbinlerce acıya kesmiş yürekler depremler yaratır bastığı her yerde.
Kan gölüne set olur, bir daha ağlamamak için feryat etmemek için!Bir nehir gibidir halkın umudu, acısı, öfkesi!
Güzel yurdumuzun her yeri acıya büründü, hayatımızın renklerini kaybettik. Dağ gibi evlatlarımızı kaybettik.
Ocaklar söndü, bacalar tütmez oldu. Analar gülmez oldu.
Gün geçmiyor ki bir şehit haberi, almayalım.
Daha kaç ana ağlayacak, kaç kişinin kapısı zaman kavramı olmadan çalınacak “oğlunuz şehit oldu” diye?
Daha kaç kalleş patlamada gençlerimizin parçalarını toplayacağız.
Daha kaç kahpe pusuda kaybolmuş bedenlerden bir parça bile analarına gösteremeyeceğiz.
Bir nehir gibidir halkın umudu, acısı, öfkesi!
“İçimiz yanıyor demekten bıktık, usandık, yeter artık” diyoruz.
Artık birlik olma zamanı, artık bu gidişe dur diyebilme zamanı, üzerimizdeki gafletten sıyrılıp bir şeyler yapabilme zamanı,
Akan kanı durdurma zamanı.
Çünkü sesimiz çıkmadıkça her gün biraz daha genişleyen mezarlığa dönüşen ülkemizin illeri, ilçeleri, köyleri tabut tabut şehitlerini bekleyecek.
Yaşanan acılar “artık yeterden” daha fazlası oldu.
Gerçekleri görelim ve uyanalım artık!
Şehit haberleri geldikçe televizyon kanallarında da yayın yasağı uygulanıyor.
Hiçbir olmamış havasıyla devam ediyor eğlence programları.
Beynimiz uyuşturuluyor dizilerle, güzel kadınlarla, yakışıklı erkek oyuncularla, evlenme programları ile.
Uyutuluyoruz soysuz dizilerle, şehvetli filmlerle, aşağılık programlarla…
Aslında uyumak yarı ölmektir.
Kaç şehidimiz olursa olsun, kaç askerimiz yaralanırsa yaralansın haber bültenlerinde birkaç saniye veya dakikadan daha fazla yer almıyor.
Gazetelerde de sadece küçük bir haber olarak…
Sabah şehit düşenler akşama kadar unutturuluyor,
Akşam şehit düşenler sabaha kadar unutturuluyor!
Halkımız unutmuş gibi gözüküyor.
Oysaki bir nehir gibidir halkın umudu, acısı, öfkesi!
Biliyorlar uyuyan milletlerin ölümlerinin kaçınılmaz olduğunu.
Biliyorlar uyumanın yarı ölüm demek olduğunu.
Ve biliyor bu millet, Türk milletinin uyandığında neler yapabileceğini!
Bu millet hak etmediği bu acıları her gün yaşamaya, her gün ağlamaya her gün ölüm kokan haberleri izlemeye, Genelkurmay’ın her gün taziye mesajına artık dur demek istiyor.
Unutulmasın ki, bir nehir gibidir halkın umudu, acısı, öfkesi…
Ali Galip AKYILDIRIM