​ Bir resim bir aldanış... / Aşk - Evlilik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '08

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Bir resim bir aldanış...

Bir resim bir aldanış...
 

...........


Bir dolabın kapağında mor bir eşek resminin kafa kısmında gördü kız, çocuğun resmini. Gövde eşekti kafa insan. O halde bile yakışıklıydı. Çok da duyuyordu zaten adını. Sordu arkadaşına. Kızsal muhabbetler işte, tanıştırayım ayarlarız dendi. Gel zaman git zaman kız o anı bekledi. Boyu çok uzundu sakalları vardı hafiften, vs vs tam ona göreydi işte...

Bir gün arkadaşı kalk dedi beni almaya geldi kankam, alelacele yüze göze bir şeyler sürüldü üst baş düzeltildi, arkadaşlara şöööyyyleeee bir poz verilip nasılım denildi. Kızımız bankamatikten para çekme bahanesiyle görecekti onu, aaa tesadüfe bak karşılaşacaklardı ve tanışacaklardı... Aslında ne bankada para vardı, ne de kızın inancı... Sadece onları tanıştıran arkadaşının yüreklendirmesi, olacak bu iş demesiyle düşmüştü yollara...

Tanıştılar, bir kaç gün sonra ortam gelişti bir yerlerde buluşmaya sözleştiler. Kız o gün heyecandan hiç uyumadı, uyuyamadı. Sabahın beşinde gözlerini yumdu, yedide kalktı. Bütün gün bir şey de yemedi akşam beşe kadar. Sadece sigara içti sakinleşirim diye. İlginin alakanın haddi hesabı yoktu ancak onun başı çok ağrıyordu. Gece yatağına geldi kıyafetleriyle attı kendini ama ateşi vardı, kötüydü, başının ağrısı da geçmemişti. Acile götürdüler gecenin bir yarısı. Bütün günün heyecanı, açlığı, uykusuzluğu ve yorgunluğu, üstüne elinden düşürmediği sigarası onu ne hale getirmişti. Daha neler göreceğini bilmeden haline söyleniyordu.

Aslında uzatmaya gerek yok. İlk günden bunu yapan insan daha neler yapmaz ki diye gelir insanın aklına. Ne yapmamıştı ki onun için...

Tamam artık olacak, gelecek dediği andan itibaren kopmaya, kırılmaya başladı bir şeyler tıpkı kafasındaki saçlar gibi. Bakım kurtarmaz oldu bir şeyleri. Kırıldıkça kırılıyordu, koptukça kopuyor... Kesmek lazımdı... Kesti de... Kırıla kırıla kopa kopa kesti, ağlaya ağlaya... Unutmadı ancak arada yine yazdı bir şeyler ona, ancak yazdıklarının karşılığı hep arkadaşından geldi, hani onları tanıştırandan... Esas oğlandan önce kesmişti kızla ilişkisini. Çünkü bir şeyler ters gidiyordu. Arkadaşının sevgilisi vardı ancak kankasından ayrılmıyordu ve kızla görüşüp konuştukça kıskanıyorum diyordu sizi, belli ediyordu bunu ve yanlarından hiç ayrılmıyordu. İşin garip tarafı esas oğlanımız da kankasından şikayet edip yakınıp duruyordu kızımıza. Sen başkasın diyordu...

Bir gün yine özlemişken onu, bir oyun sitesinde gördü onu. Saklanmıştı, onun takma adı değildi... Masaya ona satırlar yazıp altına ismini yazmış çıkmıştı... Belki bir cevap yazar diye beklerken telefonu çaldı. Onları tanıştıran kızdan geliyordu ama o yazmamıştı (!). Mesajda onlar birlikteler, çıkıyorlar senin anlayacağın bırak çocuğun yakasını gelmeyim oraya diyordu... Yani bizim kankalar olmuştu sevgili, eski sevgililer olmuştu kızın bildiği sevgilileri... Bir yurt dolabının üstüne arkadaşının resmini eşek resmi içine alan millete güldüren kankalar şimdi el eleydi...

Ne yapsın mutluluklar diledi... Karşılaştılar da bazen bilmeden aynı otobüste yolculuk da yaptılar... Ancak hiç konuşmadılar... Kız hala söyleniyor arkasından hem onu tanıyanlara hem de ona şah damarından daha yakın olana... İsyan etmiyor sadece bekliyor... Acaba başkasının mutsuzluğu üzerine mutluluk kurmaya çalışan amacına ulaşır mı diye gözlüyor...

Şimdi saçlarını yeniden uzatıyor kız, kırıldıkça kesiyor, koptukça kesiyor ve bekliyor artık kesmeme gerek kalmayacak diyeceği günü ve düşünüyor da kız o resim aslında ona ne de çok yakışırmış ve o resmi o hale getiren kız ne kadar da doğru bir şey yapmış, ancak ne yazık ki kendini o kareye eklemeyi unutmuş...

 
Toplam blog
: 36
: 1185
Kayıt tarihi
: 15.07.08
 
 

1986 Kahraman Maraş Elbistan doğumluyum. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili v..